Hızırellez

Bugün Hızırellez. Öyle diyor takvimler. Bugün hıdırellez, öyle diyor günler. Aylar, mevsimler.

Bugün Hızır günü, öyle diyor otlar, yeşiller.

Bugün İlyas günü, öyle diyor, rüzgarlar, fırtınalar.

Güneşi olmasa da, yağmuru, boranı olsa da, bugün Hızırellez. Kokmasa da toprak bugün, güllerin goncaları olmasa da üzerinde bugün hıdırellez.

Bugün Hızırın  ilk günü. Mevsim yaz. Akşamına muhakkak güneşi de olacak. İçimize işleyecek sıcağın buharı.

Güller yeni bir dem bulacak kendine. Çiçekler, kelebekler.

Bugün yeni bir mevsim hepimize. Yağmuru kadar bereketli, güneşi kadar kutsal.

Yağmurla güneşin günü bugün; Hızırellez. Yaz günü, yazın günü. Kaderi yazma günü.Kaderi alma günü.

Bugün Hızırellez, biraz Ege günü, biraz poyraz.

Gül ağaçlarının mevsimi bugün. Gül olmanın günü. Gülmenin günü.

Bugün; Hızırellez.

***

Not: Bu yazılarımda,  “Hızırellez” ifadesini kullanmamın, yöresel geleneklerimin gereği olduğunu önceki yazılarımda açıklamıştım.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Nasıl hayıflanıyorum bir bilseniz; okul derslerimizin ve ödevlerimizin mahalli yaşayışımıza uygun olmayışına. Ne ilk okul devrelerimizde ne de lise devrelerimizde ( ki  İlk Öğretmen Okulu hayatıma den

Adına ne dendiğinin, ne önemi olabilir ki?  Doğrusu hala da adında  da son kararı verdiğimiz bir seçme de yok henüz. Üstelik,her coğrafyanın, her dilin ve her lehçenin söylemi ve yazımı elbette farklı