Demirci Folkloru Üzerine

Toplumların kurumsallaşmasında resmi söylem ve uygulamalar kadar, geleneksel ifadeler ve tutumlar da büyük önem ifade ederler. Çoğu zaman da geleneksel bu ifade ve tutumların, toplum üzerinde daha baskın olduklarına da şahit olunur. Bu geleneksel ifade ve tutumların bir sistematik içinde oluşumları da o bölgenin, o toplumun folklorunu oluştururlar. Köyler, şehirler, kentler, hatta ülkeler de işte bu folklorik yapıları ve folklorik zenginlikleri ile anılırlar.

Demirci de öyle anılmalıdır!

Lakin Demircimizin bu folklorik zenginliklerinin boyutları konusunda net bir şey söylemek şu anda pek mümkün değildir. Çünkü bu konunun yeterince araştırılmadığını, günden güne yitip giden değerlerimizin yanında unutulup gidenlerin de olduğunu düşünmekteyim. Ancak elimizde kalanları, geçmişte çok zengin bir folklorik kültür içinde olduğumuzu gösterdiğine kanıt saymak gerekir. O örnekleri çoğaltmak o kadar mümkündür ki:

İşte Demirci Ağzı diye,  birbirimizle konuşup durduğumuz o kendimize has kelimeler;

İşte, Demirci Kebabı, keşkek, dutmaç diye ortaya çıkardığımız kendimize has o lezzetler;

Unutulup gitmeye yüz tutsa da haftanın günlerine verdiğimiz;

Gireytesi, Dernek (dirnek) Simav Pazarı ( ismav bazarı), Cuma akşamı ( cumey ahşamı), Cuma, Pazar (bazaar) ve Gireytertesi ( gireytesi) adları;

Yine unutulup gitmekle beraber benzeri, Anadolu coğrafyasında yalnızca Afyon iline bağlı küçük bir folklorik yapıda görülen “ İllen Gâvur Küfrü” kutlamaları;

Doğa şartlarının yeterince elvermemiş olmasının çözümlerini, İlmik ilmik, örgü örgü işlenen el dokuma halılarıyla bularak, geçimine devam etmeler;

Çocuklarına herkesin bildiklerinden çok farklı masallar anlatmalar, farklı ninniler söyleyerek büyütmeler;

Ağrısına, sancısına ayvadanalardan, gülhatmilerden, benzeri çiçek ve tohumlardan şifalar aramalar;

Gündelik hayatın içinde yer alan manilerine bilinmedik öğeler, duyulmadık sözler, tekerlemeler katarak çeşitlendirmeler;

Bulut gider Aydın’a

Var işine gaydına.

Bulut gider Şam’a

Sok eşeğini dama. Söylemiyle Demirciye özel eskimeyen hava raporunu hemencecik ortaya koyuvermeler.

Ya da kısa özlü deyişler ile hayatı, gerçeği tez elden anlatıvermeler:

Gaygım tasam

Halamen Hasan.

..

Baktın deli,

Dön gerisin geri.

..

Seferberlik görmeyen

Ne bilir, aşı-eşi

..

Dağ adamı

Hasta eder sağ adamı,

Birkaç kelime, basit söylemler ile de bir hayat felsefesi çizivermeler. Ve binlercesi…

Günümüze aktarılmamış ne yazık ki de yazılı kültürümüzde de yer almayan nice söz, tekerleme, deyiş, ağıt, türkü, bilmece, halk takvimi, halk meteorolojisi ve halk hekimliği bilgileri v.b araştırılmaya bekler şekildedir. Nice düğün-sünnet ritüellerimiz, adet ve geleneklerimiz de bu ilgiye muhtaç bir şekilde beklemektedir.

Çünkü herkesin bilgide globalleştiği ortamda asıl zenginlik, başka coğrafyada, başka bir yerleşimde, başka bir bölgede olmayan ve yalnızca sizin kolay ulaşabildiğiniz folklorik yapınızda olacaktır. Sahip olduğunuz ve koruduğunuz folklorik değerler ile anılacak ve hatırlanacaksınızdır. İşte bu yalın gerçek, bizi bir kıskaca almıştır.

Umarım ki çok daha geç olmadan, Akıncılar Çalıştayı esnasında hazırladığım raporumda da ifade ettiğim gibi, Eğitim Fakültesi Dekanlığı bünyesinde kurulmasını önerdiğim, Demirci Yerel Tarih Araştırma Merkezi (DEYTAM) benzeri bir yapılanma hızla gerçekleştirilir. Bu merkez bünyesinde istihdam edilen araştırmacılar ve tarihçiler eliyle Demirci Folklorunun zengin yüzü de ortaya çıkarılır. Bu merkez, Demirci kültürüne, folkloruna ait çeşitli alanlarda kendi imkânlarıyla, katkılarıyla bir şeyler yapmaya çalışan ve hatta çok başarılı örneklerini gördüğümüz değerlerimizi de yüreklendirir ve birlikte çalışma ortamı yaratır.

Başka da bir çaremiz yoktur. Eminim ki; “ Ya okuyacaksın, ya dokuyacaksın!” felsefesini yaratmış, çocuklarına bu ruhu aşılamış bir toplum, gereğini de yapacaktır.