Bir Kitabın Peşinden

 Niçin yüz yıllık bu geçmişimiz sorgulanmaz, niçin Balkan Harbi’nden aldığımız dersler, yeni kuşakların önüne serilmez bilmiyorum. Geriye dönüp baktığımızda, 100 yıl önceki sürecin, bazı mecralarda hala devam ettiği, bu kitabın yayınlanmasıyla bir kez daha ortaya çıkmış olacaktır. Balkan Harbi, bir İmparatorluğun başkentliğini yapan bir şehrin 4 ay boyunca istila ve işgal edilmiş olmasıyla sınırlı değildir asla. Düşünüldüğünde bu istila ve işgalin asıl müsebbibleri, İmparatorluğun yıllarca  koruyucuları ve hizmetkârları olduğu görülecektir. Ne uğruna, ne hedefler uğruna, nerelere gelindiği izlencektir. Balkan Harbini bir “sınır savaşı “gibi görüp ve göstermek, aslında bir “sinir savaşı” olduğunu saklamak ve anlatmamak işin en garip ve en vahim yanıdır. Bir Türk Subayının yazdığı bu kitabı, bu yönüyle çok önemsediğimi, “sinir savaşının” ipuçlarını göstermesi açısından da, günümüze ışık tutacağını belirtmek isterim.

Bu sütunlarda , bu sayfalarda asli görevimiz, bildiğiniz gibi  gözümüzden kaçan kitapları ortaya çıkarıp, bir hatırlatma yapmak ile sınırlıdır. Görevimiz, bir kitap eleştirisi yapmak veya kitap üzerine yorumlarda bulunmak değildir. Ne var ki bu kez böylesine bir işe soyunmuş gibi gözükmekteyiz. Ama asıl niyetimizin bu olmadığı, yine yüzlerce (!) yıldır gözümüzden kaçan bir kitabın peşinden gitmek olduğunu hatırlatmalıyız.

 Bu arada Balkan Harbi konusunda duyarlılığımın üst seviyede olduğunu, bu harbin günümüz Türkiyesinin şekillenmesinin de ana unsurlarından birini teşkil ettiğini iddia ettiğimi belirtmek isterim. Yaklaşık 3 yıldır, Balkan Harbi’nin 100 Yıl Dönümü sebebiyle  ( günü gününe  tam bugün) bir şeyler yapma gayretinde olduğumu yakınımda bulunan yayıncı-organizatör kişilerin de gayet iyi  bildiğini hatırlatmalıyım. Kendilerine üç yıl evvelinden değişik yayın projeleri önermiş olmama rağmen, hiç bir şey yapamamış olmanın üzüntüsü, yeni bir kitabın peşine düşmemizi sağlamıştır. Yoksa ciddiye alınacak önerilerimiz, bu günlerde değişik etkinliklerin yapılmasına ve külliyatımıza çok değerli yayınların katılmasına vesile olacaktı. Ama olmadı, olamadı. Bu tür süreçlerde sponsor firmaların katkıları çok önemlidir.

Bu kez bu kitabı, ” Meneviş Kitapçısı” veya  “Kitapantika” rumuzu altında çıkarmanın ve bu rumuzların da ilk yayını olarak yayınlamanın hevesi saymaktayım.

Bakalım bir kitabın peşinde olmak bizi nerelere sürükleyecek,, kaderimiz nasıl değiştirecek?