Tarhan Kitapevi Ayraçı

IMG_4830IMG_4831 Ayraç Koleksiyonumu, İşaret Kartı mı  başlıklı, 17 Ekim 2015 tarihli yazımızda, kısaca Ayraç Koleksiyonu üzerine  bir şeyler söylemiş,  bu koleksiyon türünün yeni oluşu üzerine eski örneklerinin az bulunurluğundan bahsetmişiz. Elimize tesadüfen geçen ve  o yazının da başlığında yer alan İşaret Kartı ifadeli bir örneğini tanıtımını yapmıştık.

Arzu edenler  söz konusu yazımızı sitemiz içinde ( ve hatta arama motorlarında aynı başlık ifadelerini kullanarak) arama yaparak bulabilirler.

Yazımız, Ankara’nın en eski kitapevlerinden Tarhan Kitapevi’nin, “İşaret Kartı” ifadeli ayracının fiziki ve fiili tanıtımından öte bir şey değildi. Yazının eksik olan tek yanı, hangi yıla ait olduğunun bilinemeyişiydi. Çünkü kartın üzerinde yıl bilgisini doğrulayan bir tanım yer almıyordu. Bize düşen görev ise kartın üzerinde tanıtımı yapılan kitapların, baskı yıllarını araştırmak ve  bu bilgi doğrultusunda, yılı konusunda  bir  tahminde bulunmaktı.

Lakin  bu tahminimizi de da yapmış ve  “60’lı yılların başı” diyerek, bilinmezi noktalamıştık.

Ne var ki, koleksiyonculuk özünde  bütünün  eksik parçalarını tamamlamaktan öte bir şey değildir. Bunu bir kez daha anlamış ve yaşamış olmaktan doğrusu haz duymaktayım.

Bu gün kitaplarımı karıştırırken elime geçen “Reader’s Digest 1966 Almanac” ın içinden çıkıveren ayraç, eksik bilgilerimizi tamamlama da bayağı bir yol almamızı sağladı/sağlayacak.

Evet ayraç yine Tarhan Kitapevi’nin aynı fiziki şartlardaki ayracının bir örneğiydi. Kart rengi, boyut, yazı karakteri v.s olarak bir öncekinin aynısıydı. Ancak buradaki değişiklik, ayracın bu kez ” Book Mark” adını alarak her şeyiyle İngilizce bir uygulamasına dönüşmesiydi. Tanıtılan kitaplar, ayrılan miktarlar, sıralama, adres, telefon numarası dahil hepsi bir öncekinin kopyasıydı. Ne var ki, bu kartın üzerinde de her hangi bir yıl bilgisi bulunmamaktaydı.

İyi ama elimizde yıl bilgisine işaret eden başka bir kaynak yok muydu? Bu son ayracın içinden çıktığı kitap/almanak bize bir işaret vermiyor mu?

Eğer bu ayraç bu kitabın içinden çıktı ise, o yıla ait olması çok büyük bir ihtimal değil midir? Kendisi de almanak gibi en geç 1966 baskılı/tarihli sayılamaz mı? Muhtemeldir ki, 1966 yılına veya ondan önceki yıla aittir.

Yeni bir bilgi, yeni bir kaynak elimize geçinceye kadar, efemeralarımız içinde saygın yerini alacak bu ayraçlarımızı, 1965 veya 1966 yılına ait olarak göreceğiz ve onları sıkı sıkıya saklayacağız.Üstelik de hem Türkçe hem de İngilizce basılmış örneklerinin elimizde olduğunu bilerek.

Ayraç Koleksiyonu mu, İşaret Kartı Koleksiyonu mu?

işaret kartı“Ayraç” , ayraç olalı, en popüler koleksiyonların  birinin de teması olmuş çıkmıştır. İlk önce kitapların arasında görerek ve edinerek sahip olduğumuz ayraçlar, günümüzde kitap objeli her yayın ve müştemilatının  da ürünü olarak karşımıza çıkar olmuştur. Her yeni kitabın içinde bir tane, her yayım evinin logosu ve adres tanıtımı ile bir tane, kitap fuarları ve kitap sempozyumlarıyla ayrıca  birer tane daha olarak ve  daima çoğalarak.

Üstelik şehirlerin, ülkelerin, müzelerin,derneklerin, organizasyonların duyuruları amaçlı dağıtımlarıyla katlanarak!

Elbette ki kağıttan ( karton), deriden, ahşaptan, dokumadan, papirüsten,plastikten ve  hatta camdan, vitraydan. Çiçekli, folklorik desenli, hayvan figürlü, yazar portreli, sanatçı kimlikli, artistik ögeli, grafikli, takvimli, karikatürlü ve her türlü.

Türkçe ve ayrıca yüzlerce dilde. Her dilin sadeliğinde, güzelliğinde ve inceliğinde.

Hemen hemen her boyda ama illa ki bir kitap içinde ise,  o kitap boyutunda.

Renk renk.

Artık el yapımı, ev yapımı.Oturup kendi çalışmalarınla yepyeni ve benzeri bulunmaz örnekler kazanma çabasıyla birlikte.

Kendi içinde onlarca tema dahilinde, belki binlerce örnek içeren koleksiyonlar.

Belki  şimdilik örnekleri birbirine benzer koleksiyonlar, gerekçesi de son 10-15 yılın ürünü olması hepsinin. En eski örnek olarak gösterilecek koleksiyon ürününün geçmişi de o kadar çünkü.

Her koleksiyonun kendince bir hikayesi vardır elbet. O hikaye de bir zamanda başlar. Ya ilk sahip olunan bir ürün, ya da sahip olunan en eski ürün ile.

Boşuna değildir, ilk cümlemizde, ” ayraç , ayraç olalı” dememiz.

Bir hikaye var en başında bilinmesi gereken, ayraç’a, ayraç denilmeyen.  Ayraça, ” İşaret Kartı” denilen günler. Üstelik, ülkemizin en eski kitabevlerinden birinin adıyla, sanıyla yapılmış, dağıtılmış olarak.

Üstelik türünün en baba örneklerinden biri olarak ve kartondan yapılmış halde. Boyutları ise 5,5 x 16,5 cm olarak.

Yıllar henüz, 60’lı yılların başı, ve Tarhan Kitabevi, Ankara’nın Atatürk Bulvarı üzerinde. Muhtemeldir ki, ” Tarhan Türkçeden İngilizceye Büyük Lügat”, “Baha Öngel’in Türkçe Karşılıklarıyle Birlikte Fransızca Cümle Kuruluşu”,  ” Baha Öngel’in Türkçe İzahlı Fransızca Gramer Özeti” kitaplarının ilk baskılarının yapıldığı yıl / yıllar.

işaret kartı2Yabancı dildeki eserlere ve kaynaklara fazlasıyla ihtiyaç duyduğumuz,  kitaba bağlı  olduğumuz yıllar.Kitap olduğumuz yıllar. Altmışlı yıllar..

Yıl konusundaki ısrarımızı sürdüren ise, ” İşaret Kartı”nın arka sayfasında, İngilizce  olarak yayımlanmış olan kitap adlarının yayım tarihine ulaşmış olmamızdır.İşte, ” One Day the Hodja”, işte ” Orıgıns Of The Kemalıst Movement”!

Elbette öğrenmek isterdik, Tarhan Kitabevi’nin bu şekilde kaç farklı ” İşaret Kartı” bastırıp, okurlarına dağıttığı.Mümkün olamadı ne yazık ki. Bir kaç farklı örneğini dijital ortamda görünce, elimizdeki örneğin de başka bir nüsha   olduğunu fark ettik yalnızca.

Artık ” İşaret Kartı” demiyoruz ona, demesek de koleksiyonlarımızın miladlarından biri o. En başta bulunması gereken.Hikayesi yazılırken koleksiyonların, en başta anlatılması gereken..

 

Mühür Defterleri Sergisi

PTDC0045Mühür Defterlerinin bazı sayfalarından oluşan koleksiyonumuz, ODTÜ Mezunları Derneği Koleksiyon Kulübü tarafından düzenlenen Karma Koleksiyon Sergisi kapsamında sergilenmektedir.

ODTÜ Mezunlar Derneğinin Ankara- Balgat’ta bulunan Vişnelik Tesislerinde açılan sergi, 6 Ekim- 21 Ekim tarihleri arasında koleksiyonseverlerin beğenisine sunulacaktır.

Sergi kapsamanında çok sayıda koleksiyonerin çalışmalarını görmek mümkün olacaktır.

Bu kapsamda, absürd obje, banka kumbaraları, havacılık eşantiyonları, barbi bebek koleksiyonları  da yer alacaktır.

Ne Koleksiyonu Yapabilirim?

2_kBu başlıkta ilk yazımızı ” Ne Koleksiyonu?” başlıklı yazımızla birkaç  yıl evvel yazmış, nihayetine de ” Devam Edecek” ibaresi koymuşuz.

O yazımızdaki ifadelerimizi okumayanlar için özetlemeliyiz ki: Hemen hemen her şeyin koleksiyonu yapabilirsiniz. Tek şart;o şeyin bütününe ulaşmak için gerekli çabayı , vakti göstermiş olmak üzere.

Ne var ki, günümüzün eğilimlerine de dikkat etmek zorunda olduğumuz unutulmamalıdır.Günümüzdeki koleksiyonculuk, “nesne” koleksiyonundan, “tema” koleksiyonuna doğru kaymaktadır.

İnsanlar artık yalnızca bir  nesne, örneğin “Ankara Kartpostalları” yerine, ” Ankara Kültürü” teması  altında Ankara’ya ait ne varsa toplamaya çalışıyorlar. Elbette bu kapsamda  doğal olarak Ankara kartpostalları da  bu koleksiyon içinde vücut buluyor.

Bir başka örnek olarak da; artık insanlar yalnızca “oyuncak” toplamıyor da, ” İstanbul Eyüp Oyuncakları” teması altında,  o dönemin oyuncak kültürüne ait bütün nesneleri, afişleri, yazıları, haberleri, reklamları v.b biriktirmeye çalışıyor.

Kısacası, temalar üzerinde çalışılmaya başlanarak, seçilen temanın mevcut olan her türlü nesnesi, eşyası toplanmaya çalışılıyor.

Bu kapsamda ülkemizde koleksiyon çalışmaları  yapan koleksiyonerlerin temalarına göz atıldığında, konu çok daha iyi anlaşılacaktır.

Çanakkale Savaşı,

Sivil Havacılık,

Kurtuluş Savaşı,

Kore Savaşı,

Mütareke Basını,

Sansür Hayatımız,

Futbol v.b,

Hilmi Çırağan Matbaası Yayınları,

Türk Radyoculuğu,

Müzik Aletleri,

İzmir Haritaları,

Köy Enstitüleri,

Mübadele Dönemi,

Diş Hekimleri,

Hemşireler,

Millet Mektepleri gibi.

Bu listeyi uzatmak ve çeşitlendirmek, insanın yaratıcılığı ve zekasıyla ilintilidir.

Tema koleksiyonculuğunun en büyük avantajı ise, o tema üzerinde mümkün olan bütün materyallerin toplanması yoluna gidilerek, aynı zamanda da o temanın  kültürünün geniş olarak incelenmesine de imkan yaratıyor olmasıdır.

Her şeyden önce de, koleksiyon  temalarının seçimlerinin, yerel imkan gözetilerek yapılması gerektiğidir. Yaşanılan bölgenin, yerin, şehrin, mahalin imkanlarının gözetilmesi ve onlara öncelik verilmesidir. Folklorik imkanların ortaya çıkarılması gerektiğidir.

Nasıl mı?

Iğdır Düğün Elbiseleri,

Malatya Kayısı Yaşamı,

Isparta Gülcülüğü,

Gaziantep Bakırcılığı,

Trabzon El Yapımı Kemençeler olamaz mı?

Koleksiyonculuğu yalnız bir hobi olarak görmenin vakti çoktan geçmiş gibi. Artık insanlar, yaşanmışlıklara ait nesneler ile özlemlerini giderirler iken, aynı zamanda söyleyecekleri/ öğrenecekleri bir şeyler olsun istiyorlar.

 

 

Ankara Kartpostalları

Bir kaç şehirde , hatta bir kaç yabancı ülkede eşimin-dostumun çocuklarına koleksiyonculuktan bahsederken, ya da onların soruları üzerine birşeyler anlatırken son sözümü hep şöyle bitirmiştim: Siz de bir şeyler toplayın, biriktirin!

Kartpostal1Ne biriktirilebileceğini bilemediklerinden ya da tahmin etmemiş olacaklarındandır, ” örneğin ne olabilir?” dediklerinde verdiğim ilk cevapsa ” yaşadığınız kentin ya da mahallin kartpostallarını örneğin!”

Şaşırırlardı.

Hayal bile edemezler, yaşadıkları kentlerinin kartpostallarının toplanabileceğini!

Önce bir küçümseme, sonra bir aymazlık ve çaresizlik.

Sanırım ilk çelişkileri, bu konuda hiç bilgileri olmadığı için düştükleri bu ilk safhadır. Sonra peşpeşe yılgınlık. Daha sonra da hemen vaz geçme.

Ne yazık ki çocuklarımızı bu konuda ikna etmek imkansız gibi. Sorunlarını aşmak ise mümkün değil.

Onca desteğimiz ise boş.

Niye toplasın ki?

Ne olacak sanki?

İşi mi tükenmiş!

Aman sen de..!

Oysa kent kartpostallarından başlayan yolculuk, kısa sürede pekala başka bir serüvene yol açabiliyordu. Kitaplar, efemeralar, objeler eklenip gidiyor, umulmadık derece de güzel bir koleksiyon vücud buluyordu.

Ama olmuyor.

Bu neslin ne yazık ki koleksiyon yapmaya  pek vakti yok!

Onlar çok meşguller!

Baksanıza kentler bile boş. Boş görünüyor her şey.

Onlar  zaten kentlerde yaşamıyorlar ki!

kartpostal4Ancak bizim nesil farklı. Kentleri hiç terk etmedik. Hep içinde içinde olduk. Meydanları dolaştık, sokaklarda oturduk.

Sevdiğimiz kızlar bile bizimle sokakta oyun oynardı. Ağaca tırmanırdı, heykelin önünde otururdu.

Bizler yaşadığımız kenti severdik.  Korurduk.Saklardık. Sakınırdık.

Koleksiyonumuza konu ederdik. İşte, bu yüzden birikti yüzlerce Ankara kartpostalı. Siyah beyaz Ankara. Renkli, çizimli, bayraklı, parçalı Ankara!

Kaç adet olmalıdır, kaç olmuştur, ne önemi var ki?

Mükemele ulaşmış koleksiyon kaç Ankara kartpostalı bulundurmaktadır? Daha kaç tane eklemeliyiz, bilinmez ki!

Önemli olan yaşadığın kente sahip çıkmaktır. Kültürünün yitip gitmesine müsaade etmemektir.

Bir akşam üstü geriye dönüp, kartpostallardan bir Ankara çizivermektir.

Belki Tosya, belki Denizli, belki Mardin çizmektir.

Yaşadığını anmak, yaşattığını anlatmaktır.