Bugün her yer Nevruz kokuyor!

Nasıl renkli bir gündü. Sabahı güneşli ve parlak, öğlesi kapalı ve soğuk , akşamı açık ve rüzgarlı. Hatta öğlesinin havasında birazcık yağmur damlaları bile var.

İşte bu bahar. Bugün bahar. Kokusu bile değişti sokakların, değil ki çayırların, bağların.

Yalan değil ilk kez bugün gördüm, masvavi mine çiçeklerini, yalancı hindibağ sarılarını ve adını bir türlü hatırlayamadığım kardelenleri. Bembeyaz, ne güzeldi. Birer  numune gibiydiler kocaman çayırların içinde. Saklanmış gibiler. Tek tek aradım onları bulmak adına. Buldum da.

Bu gün mavi mine çiçeklerini gördüm. Sarı hindibağları. Bembeyaz kardelenleri. İlk defa.

Bu gün belli Nevruz her yer. Bu gün bahar.

Evdeki semenim bile yeşil kokuyor bana, çayır kokuyor. Uzaklardan değil evin önünden geliyor, erik ağaçlarının açmış çiçek kokusu.

Bugün toprak kokuyor her yer. Her yer sarı kokuyor, mavi kokuyor, yeşil kokuyor.

Bugün Nevruz, her yer Nevruz kokuyor.

Bahar mı Geldi?

Doğanın kendi döngüsü içinde zaman ilerliyor. Bakmayın siz, kışın kış olmadığına. Yağmadığına, gürlemediğine. Kışın çoğalmadığına bakmayın. Olsaydı, çoğalsaydı  bile hükmü bitmişti bugün.

En uzun gecelerin vaktinden geldik bugünlere. Gün gün saydık her gün; 75 gün geçirdik. İçine Erbain’i de kattık, Hamsin’i de. Cemreleri tükettik tek tek.

Yağmur yağmasaydı da    bahardı bugün.

Erik ağaçları yağmuru gözlemez ki? Toprağı kokar ağaç, toprakla açar.

Bahar geldi çocuklar, gökyüzünü izleyin hemen.

Eğer Hacı Leylekler göründüyse semalarımızda, bahar geldi çocuklar. Bahar geldi.

Ardından bir kaç kelebek uçuverecek önünde. Ya da bir daldan havalanacak, narin ve taptaze. Rengarenk. İşte bahar rengi onlar. İşte bahar onlar. Sonra, en genç salyangozlar sana rehber olacak baharın toprağı adına.Islak izler bırakacak geriye.

İlk kelebek, ilk leyleğin gölgesini takip edecek yosun kokulu havalarda. Ve bir kaç salyangoz, ilk adımı atacak onların yanında.

İşte bahar. İşte bahar geldi.

Not: Bazı halk takvimlerimize göre, bugün ülkemizin sıcak bölgelerinde ilk Leylek Göçlerinin görülmesi beklenmektedir. Bu yazı, bu beklentimiz üzerine kaleme alınmıştır.

Semeniler Göğerdi

Bu yılın semenisini hazırlamaya 27 Şubat’ta başlamıştım hatırlayacaksınız. Hani İkinci Cemre’nin suya düştüğü gün. Bu gün ise 5 Mart; Cemrelerin üçüncüsü toprakta.

Ve ilk filizler toprağı deldi bugün. Güneşe uzanmak için başlarını uzattı. Görseniz toprak nasıl kabarmış, nasıl havalanmış. Toprak filizlerin üzerinde adeta. Semeniler yola düşmüş.

Boyları henüz yarım santim civarında. Ama öyle güçlüler ki hep beraber, toprağı üstlerine almışlar. Omuzlarına taşımışlar gibi.

En çok boy atanı da çavdar, buğday daha sessiz. Arpa, ikisinin arasında bir yerde.

Her gün sulandı toprak.. Her gün sevildi. İşte bugün 5 Mart. Her yıl olduğu gibi, bu gün ilk kez boy verdi semeni.

Nevruz günü tüm ihtişamıyla karşımızda olacak, bizimle olacak.

 

27 Şubat, Semeni Zamanı

Şu ” gücücük” Şubat yok mu, iki cemreyi barındırır içinde. Bakınca öyle kocamandır yani. Cemre’den yer almak kolay mı sanırsınız? Ya da Cemre olmak!

Bahara can vermek. Bahara yol olmak. Bahara can olmak. Kolay mı sanırsınız?

Şubat olmak kolay mı? Önce havaya, sonra suya can olmak!

**

Her zamanki gibi, İkinci Cemre zamanında işe koyuluyorum. Dünden bir çay bardağı içinde suyun içine atıp, suyu iyice emdirdiğim tohumları bugün toprağa düşürdüm. Arpa , çavdar ve buğday daneleri toprağa düştü saksılar içinde. Üzerleri de iyice örtüldüler.

Üçüncü Cemre vaktine kadar hiç boy vermeyecekler. Ancak her gün yine de sulanacaklar. Suya doyurulacaklar. Gözleyeceğiz birlikte, çimlenip, uç vermelerini. Topraktan  baş vermelerini. Göğermelerini.

Hayatın yeniden başlaması gibi semeni  göğertmek. Yıllardır kupkuru poşetleri içinde sesisz kalan danelerin suyu ve toprağı görmesiyle, canlanıp, yeşillenvermesi.

**

Yeni bir mevsim başlıyor şimdi. Yepyeni bir mevsim. Semeni Zamanı.

Hızırellez

 Bugün 6 Mayıs. Her şeyin çok anlamı olabileceği gibi, bu gün de elbet çok anlamlı bir gündür. Pekala olabilir de. Ancak herkes için ortak bir anlamı da ( tabii ki buradaki herkes, en azından Kuzey Yarım Kürede olmak, bizim coğrafyada olmak demektir) Hızırellez’dir.

Geçen sene bu konuda yazmış olduğum Hızırellez/ Hıdrellez başlıklı yazım, benim yazılarım arasında en çok okunan yazılardan biridir. Sanırım, Ege Bölgesi söylenişiyle, Hızırellez diye yazmış olmamın bunda büyük katkısı vardır.

Dedik ya bugün Hızrellez diye. Şimdiye değin her sene yapılmış olmasına rağmen, anam bu sene gül ağacına bizler adına dileklerde bulunamadı. Okunmuş dualar, okunmuş paralar gül ağaçlarına asılamadı. Bir rahatsızlık sebebiyle bu imkanlardan yoksun kaldık bu sene. Evlerimizin. barklarımızın bereketlere açılması için hep yapılan yakarışlardan, dileklerden bu sene mahrum kaldık.

Korkarım, koca bir yılı hep bir kaygı taşıyacağız içimizde. Dilerim bilmediğim köşelerde, duymadığım insanlar hayrına bizler için dileklerde bulunmuşlardır.Dilerim olmuştur bu. İsmini bilmediğim insanlar dilemiştir güzellikleri bizim adına.  Olur mu? Pek ala olur.

Dilerim olmuştur. Dilerim birileri, yıllar sonra bizler için gül ağaçlarına dilekler asmış, Hızır’ı bize yoldaş kılmıştır.