rehber resim

Tarihsiz Bir Demirci Telefon Rehberi

Nedir bu eski telefon rehberleriyle derdin diyenler olur ise, verilecek cevabımız gayet basittir. Telefon rehberleri ait oldukları dönemin en önemli tanıkları ve ipuçlarıdır. Ait oldukları dönemin aktörlerini canlandırırlar. O dönemi yeniden yaşatırlar, o dönemi canlandırırlar. Yeni bilgilere ipucu oluştururlar. Zaten amacımız da o değil midir? Kaybolup giden değerlere, yitip giden şeylere bir özlem duyma, onların…

Demirci- Eski

Demirci’nin Kaybolan Sokakları

İzmirli olmanın en güzel yanlarından biri de Demirci’ye de yakın olmaktır herhalde. İstediğin an hiçbir bir kaydın olmadan yola çıkabilirsin. Ne gidişinin, ne dönüşünün telaşı ve huzursuzluğu olur. Neredeyse günün herhangi bir vaktinde bile gidip- gelebilirsin, Demirciye. Hele yıllar var ki Ankara’dan gidip- gelmelerin stresini ve yorgunluğunu yaşamış olan bizler için, bu gidip gelmeler, adeta…

kirkit

Demirci Folkloru Üzerine

Toplumların kurumsallaşmasında resmi söylem ve uygulamalar kadar, geleneksel ifadeler ve tutumlar da büyük önem ifade ederler. Çoğu zaman da geleneksel bu ifade ve tutumların, toplum üzerinde daha baskın olduklarına da şahit olunur. Bu geleneksel ifade ve tutumların bir sistematik içinde oluşumları da o bölgenin, o toplumun folklorunu oluştururlar. Köyler, şehirler, kentler, hatta ülkeler de işte…

kebab fırın

Demirci Kebabı Üzerine

Demirci Halıkent Bölge Gazetesinde yazılarım yayımlanmaya başlandıktan sonra,  hemşerilerim tarafından Demirci ve Demirci Kültürüne ait çeşitli sohbetlerin ve konuşmaların  içine  de dâhil edilmeye başlandım. Çoğu telefon görüşmesi ve elektronik posta üzerinden mesajlaşma şeklinde geçen bu diyalogların, özünü ise geçmişe özlem duyan nostaljik konular ve geçmişte yaşanmış güzel anılar oluşturuyor. Bu vesileyle henüz yüz yüze gelip…

femircikaerpostal2

Demirci Kartpostalları- 2

Demirci Kartpostalları ile ilgili ilk yazımızı, kendi blogumuzda Kasım 2013 Tarihinde yazmışız. O yazının Halıkent Gazetesinde yayımlanma tarihi de buna yakın bir sürede olmalıdır. Yıllarca biriktirdiğim “ Demirci evrakları, kartpostalları, resimleri dosyası”  içinden özenle ayırdığım Demirci Kartpostalları üzerine yazılmıştı o yazım. O vakit, elimde olan yalnızca 3 kartpostal üzerine. Ne var ki o yazımdan sonra…

demirci haldun1

Yeni Bir İnsan, Yeni Bir Demirci

Biliyoruz ki, alt yapıyı ve ekonomik yapıyı dönüştürmek için tek bir insanının gayreti ve çabası yetersiz, hatta imkansızdır. Bu tür dönüşümler için top yekun bir çaba ve gayret gerekir. Ancak,  eğitim odaklı, kültürel ve mahalli kaynaklı bir yapının dönüştürülmesi için, pekala bir insanın gayreti, çabası ve becerisi yeterli olabilmektedir. Yetebilmektedir. Bugün Demirci’de yaşadıklarımız, sözünü etiğimiz…

Demirci-İlköğretmen-Okulu

Demirci Öğretmenler Anıtı

Hayattaki ilk mesleğimdi Öğretmenlik. Demirci İlk Öğretmen Okulundan, 1975 yılında mezun olarak hak kazanmıştım bu mesleği.. Yüzlerce arkadaşım ile birlikte aynı gün. Daha da geriye gidince, okulumuzdan  öncesi yıllarda mezun olmuş  büyüğüm binlerce meslektaşımla birlikte. Yada sonrası yıllarda,  farklı  kurumsal yapılaşmalarla dahi olsa,  nihayetinde okulumuzdan mezun olan diğer meslektaşlarımı da sayarsak on binlercesiyle. Net sayısını…

Demirci Bayram

Demirci’de Eski Bayramlar

Haftalar öncesi gelirdi bayram Demirci’ye. Sanki öncesinde  hiç yıkanmaz, temizlenmezmiş gibi önce o ahşap evlerin tahtaları divitler ile sarartılır, yıkanır, fırçalanırdı. Perdeler, halılar, divan örtüleri peş peşe sıralarını alır, her biri yeni örtülerine kavuşurlardı. Köşe- bucak silinir, hatta ufak tefek tamirat ve boya işleri araya sıkıştırılırdı. Soba kullanılan ayların bayramlarında, sobalar yeniden gözden- elden geçirilir,…

Demirci Jeepleri

Demirci’nin Jeepleri…

Şimdiye değin ülkemizde yazılmamış mikro tarih temalarından biri olan “Jeep’in  Sivil Taşımacılıkda Kullanılışı” konusunda, Demircimiz büyük bir kaynaklık teşkil edebilirdi. Edebilirdi diyorum, çünkü şimdi o jeepler kalmadı. O insanlar da… O tarih de. Anıları kaldı mı ki? Oysa sokaklarında ne kadar çok jeep dolaşırdı bir zamanlar Demirci’nin. Ne kadar çok!  Çocukluğumuzun Demircisinin taşlı yollarında gürültülü-…

makbule

Demirci Akıncılar Çalıştayı Üzerine Düşüncelerim

Demirci, sanayi gelişimini yeterince sağlayamamış,  hayvancılığın ihmal edilmesi ve zirai alanlarının yetersizliği sebepleriyle de bu alanlarda da arzulanan girdiyi temin edememiş, orta ölçeğin altında ekonomik gelişime sahip bir ilçemizdir. Turizm gelirlerinin de hiç olmadığı bu yapıda, el sanatlarının gelişimi ( el halıcılığı) doğal olarak vücut bulmuş ve ekonomik hayatı şekillendirmiştir.  Günümüzde ise el halıcılığının azaldığı bir ortamda, gelişen teknolojiyi takiben,  emek az/ teknoloji yoğun fabrika halıcılığı ekonomik hayatın belirleyicisi olmuştur. Böylelikle de yıllardır, binlerce, yüz binlerce halı dokundu bu topraklardaki tezgâhlarda. Hem evlerimizde, köylerimizde el tezgâhlarında, hem de halı fabrikalarında. Ama bir kez dahi olsun, Kurtuluş Savaşının asli kahramanları olan akıncılarımızın, efelerimizin, Kaymakam Ethemlerin resmini, motiflerimize ilmik ilmik işleyemedik. Gördes kızı Makbule Hanım işlemeleri öremedik. Demek ki, tarihimizi büyüten kahramanlarımız olmuş da, yerel kültürümüze, tarihi değerlerimize sahip çıkacak kahramanlarımız olmamış. Bu işe öncülük edecek, ne tüccarımız olmuş, ne halı öğretmenimiz, ne belediye başkanımız ne de kültürden‐ mültürden anlayan birimiz. Oysa akıncılarımızın, efelerimizin izleri, zaferleri, silüetleri o halılarda çoktan yer almalı, Kaymakam Ethem Bey elindeki mavzerle derinlerden haykırmalıydı. “ Akıncılar İleri!” Bu gün düşününce, bu memleketin asli geçim kaynağı olan el halılarına, yine bu memleketin evlatları olan o insanların hikâyelerinin yansıtılamamış olması hayret ve üzüntü vericidir. Toprağımızda açmayan çiçek örnekleriyle bezediğimiz halıları, topraklarımız için can veren kahramanlarımıza ayıramayışımız ibret vericidir. Üstelik de Demirci’nin yepyeni bir sektörün,  öncüsü olabilme imkânını da yitirme pahasına! Ya bugünkü okullarımız, ya zamanın öğretmen okulu, ya şimdilerdeki Eğitim Fakültesi!  Hiç biri, beklenilen yerel tarih bilinci ve eğitimi içerisinde olmamışlar,  şimdi de değiller. Yılda bir seanslık ders değil, bir dakikalık bile bilgi verilmedi/ verilmemiş, yerel tarihimiz ile ilgili çocuklarımıza.  Çocuklarımız hala, ne Kaymakam Ethem Beyi bilirler, ne de akıncıları, ne Parti Pehlivan’ı, ne Halil Efe’yi, ne de Gördes Kızı Makbule’yi.  Genel tarih kitaplarının belli formatları içinde kalan bilgilerle yetinmekteler yalnızca. Oysa sınıflarımızın değilse bile okullarımızın bir köşesine “ Ulusal Kurtuluş Savaşında Demirci Akıncıları ve Kaymakam İbrahim Ethem Bey” temalı bir şerit yapmış olmalıydık. Ne bir mahalli idarecimiz, ne bir öğretmenimiz, ne de bir şehir yöneticimiz bu konuda bir girişimde bulunmuş, şimdiye kadar.  Bugün bu eksiklikten nasıl kurtulunulur bilmem ama çocuklarımız yerel tarihlerinden, ulusal bilinçten uzak tutulmamalı,  bu eksiklik muhakkak giderilmelidir.  En azından okulların açılış günlerinde öğrencilerimize, velilerimize bu konuda bir eğitsel bir çalışma yapılabilmelidir. Evet, Hükümet‐i Milliye Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey’in ve akıncılarımızın anıtını geç de olsa diktik, yapabildik. Ama nereye? Bir kamu binasının bahçesine.  Dışarısı  duvarlar ile çevrili bir alana. Oysa isterdim ki, o anıt, sivil bir mekâna, sivil bir zemine, sivil bir meydana konabilseydi. Halkın içinde olsaydı. Yalnız Hükümet Konağında işi olup gelen‐gidenler değil, okula gidip‐ gelen çocuklar da görseydi. Kadınlar da, köylüler de. Bir müzenin eksikliği ise aklımıza bile gelmedi. Halı müzesi olsun diye, birilerimiz en azından yazılarıyla,  yıllar önce yola çıktık ama onu da dikkate almadık. Ki,  Akıncılar Müzesini, Kaymakam Ethem Bey Müzesini nasıl düşünelim!  Düşünemedik. İşin doğrusu, bir dönem var ki, bu dönem zarfında çok şeyi unutmuş, çok şeyi boş vermiş,  kendi başımızın derdine düşmüşüz. Yoksa düşünebileceklerimiz şeyler de, şöyle bakınca pek çokmuş: Düşünsenize; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerinde, çocuklarımızı kıyafetleriyle birebir giydirip, efe, zeybek, akıncı yapıp yürüttük de, aklımıza hiç, bir çocuğumuzu da Kaymakam İbrahim Ethem Bey rolünde yapalım demedik/diyemedik. İbrahim Ethem Bey’in ölüm yıldönümlerinde, ona ithafen tüm akıncılarımızı anacak bir panel, sergi, anma günü v.b bir şey yapamadık. Beş –on araştırmacıyı‐ tarihçiyi çağırıp da onların bu konudaki söyleşilerine konuk olamadık. O günlere mahsus, hatıra / posta pulu çıkartıp tüm dünyada pullarımızı kullanamadık, kullandıramadık. İnsanlarımıza o gururu yaşatamadık. İlk gün zarflarıyla koleksiyoncuların gündemine bile dâhil olamadık.  En azından bu yıl Kaymakam İbrahim Ethem Bey’in ölümünün 65. Yılı oluşu…