Eski Demirci Fotoğrafları ve Belgeleri Grubu

Eski Demirci Fotoğrafları ve Belgeleri

Artık üçbuçuk ayı tamamlayan bir serüvenin adıdır, Eski Demirci Fotoğrafları ve Belgeleri adlı
Facebook Grubu. Kocaman aylar tükenmiş gitmiş, ilk başlandığı o günden,bugüne. O ilk
heyecanlardan, o ilk tebessümlerden, o ilk paylaşımlardan, o ilk beğeni ve yorumlarından üzerinden
kocaman aylar geçmiş artık. O, Sn. Naci Akın’ın etiketlediği ve davet ettiği ilk 80-90 kişilik üyelerin
üzerinden, binlerce kişi daha etiketlenmiş ve üye olunmuş durumda şimdilerde. Hatta hatta , ilk hedef
konulan beş bin üyeyi de tamamlamış bile!
Hele o ilk fotoğraflar? Hele o ilk beğeniler! İlk yazılar, ilk yorumlar! Onların üzerinden de aylar geçmiş
çoktan. Neredeyse ilk fotoğrafı, ilk paylaşımı, ilk yorumlarımızı bile unuttuk gitti. Hele o beğendiğimiz
ilk kareyi de. İşte onların üzerinden kocaman aylar geçmiş.
Paylaşım için gönderilmiş fotoğrafın onayı için 20 dakika kadar beklenilmiş, “ nerede bu moderatör,
moderatör yok mu?” denilenin üzerinden de kocaman aylar geçmiş. Hemen yayımlansın denilen o
fotoğrafın üzerinden aylar geçmiş.
Renkli fotoğraf yayımlamama kararına rağmen, inatla renkli fotoğrafını yayımlatmaya çalışmanın,
ısrar etmenin üzerinden kocaman aylar geçmiş.
İnatla, ticari reklam spotları gönderilmeye çalışılmanın, üzerinden aylar geçmiş.
Israrla siyasi parti logo ve duyuruları paylaşmak istemenin üzerinden de aylar geçmiş.
Bu üçbuçuk ay da çok şey yaşandı perde arkasında. Sizlerin görmediğiniz, duymadığınız. Ama bu
üçbuçuk ay hepimize de çok şey öğretti doğrusu. O kadar çok şey öğretti ki!
Önce Demirciyi öğretti. Eşi-dostu öğretti. Saygıyı, hoşgörüyü öğretti. Eskiyi öğretti. En zor şeydir,
eskiyi öğretmek, onu öğretti!
Evet, bu grupta her şeyden önce eskiye, nostaljiye, tarihe, yaşanmışlıklara karşı bir özlemin ve isteğin,
tutkunun olduğu defalarca teyid edilmiş ve kabul görmüştür. Bunu öğrendik önce. İnsanlar eski
fotoğraflarına sahip çıkmışlar, paylaştıkları bu fotoğraflarla atalarını, bu hayattan göçmüş yakınlarını
saygıyla, muhabbetle anmışlardır.
Unutulmaya yüz tutmuş simalara ve mekanlara sahip çıkarak, onları hatırlamışlar ve anmışlardır.
Demircimizin eski evlerini, sokaklarını, bayramlarını, okullarını, yollarını, mesire yerlerini, bağlarını,
dağlarını, köylerini, yapılarını, köprülerini, hastanelerini yeniden yaşamışlar, oralardaki hatıralarını
paylaşmışlardır. Ya eski arkadaşlarını, eski asker arkadaşlarını paylaşanlar!
İnsanlar kendisinde dahi olmayan fotoğraflarını, bu grupta paylaşıldığında görünce görünce mutlu,
mesut olmuşlardır. Şaşırmışlardır.
Arkadaşlarını, köylüsünü, yakınlarını bulmuşlardır. Akrabasını bulanlar vardır.

O kadar çok değişik konu üzerinde, bilgi alış-verişi sağlanmıştır ki, bu kısa sürede, her biri yeni uşaklar
için unutulmaz bilgiler değerindedir. Böylelikle yerel tarih araştırmacıları için çok sayıda konu başlığı
canlandırılmıştır ki, ilgili kurum ve idareler için de özendirici olabilecek niteliktedirler. Kısacası, argo
bir ifade ile söylendiği gibi, “geyik yapılmamış”, bilakis yerel tarih canlandırılmıştır. Tarih
canlandırılmıştır. En azından canlandırılmaya çalışılmıştır. Yol açılmıştır.
Diğer taraftan yukarıda ifade ettiğim üzere, çok defa çeşitli kişiler tarafından ticari amaçlı ve siyasi
amaçlı reklam ve duyuru başvuruları olsa da, herhangi bir paylaşıma izin verilmemiştir.
Verilmeyecektir de. Çünkü burası, doğrudan doğruya Demircililerindir. Demircinindir.
Özellikle siyasi paylaşımlardan mümkün olabildiğince uzak durulmuş, bu tür paylaşımların
yapılmamasına özen gösterilmiştir. Bu konuda yorumlarda da aynı özen gösterilmiş ve gösterilmeye
de devam edilecektir.
İşin özüne gelince, hepimizin elbette bir siyasi görüşü, bir siyasi duruşu vardır. Lakin, memleket işinde
ve memleketçilikte siyaset olmaz, olmamalıdır. Bu grub da tam bir memleket işi, memleketçilik işidir.
Kime zararı vardır, eski öğretmenlerimizi anmanın ve hatırlamanın, eski evleri, yolları özlemenin kime
zararı vardır? Eski okullarımızı hatırlamanın kime zararı vardır? Eski insanlarımızı, eski törelerimizi
hatırlamanın ve hatırlatmanın kime zararı vardır? Eski dükkanlarımızı, eski bayramlarımızı, eski
eğlencelerimizi hatırlamanın, hatırlatmanın kime zararı vardır.
Bilakis, öylesine yararlı ve iştah kabartıcıdır ki! Bu sayede öğrendiklerimi yazsam, inanın roman bile
olur!
Umuyorum, izlemesini istediğimiz insanlarımız, hemşehrilerimiz, idarecilerimiz, yöneticilerimiz,
hocalarımız da izliyorlardır. Belki ufacık bir katkı sağlamış olabilir bu paylaşımlar, ya da paylaşacakları
ile de kocaman bir katkı sağlarlar. Sağlıyorlardır. Dedik ya, bu iş memleket işi, memleketçilik işi.
Demirci işi.
Efendim, eski bayram tadında, bayramlar diliyorum. Hem de öylesine ihtiyacımız var ki! İyi
bayramlar…

Demirci Öğretmenleri

Demirci ÖğretmenleriEfendim, biliyorsunuz ben Demirciliyim. Bu gün de yine Demirci’deyim.

Demirci, Manisa’nın en küçük ilçelerinden biridir. Dağlar arasında, düz arazisi pek bulunmayan, Merkez iline uzak, kıraç bir coğrafyadır.

İşte bu coğrafya, insanlarımızı halıcılığa itmiş, (şimdilerde olmasa da) halı dokumacılığını, el halıcılığını yaygınlaştırmıştır/ mecburi kılmıştır.

İşte o yılların şartları da, hala dillerde pelesenk olan “ Ya okuyacaksın, ya dokuyacaksın” sözünü de yalın bir şekilde hayata geçirtmiştir.

Şimdi buyurun o küçük, kıraç Demirci’ de 1938 yılında yılında görev alan öğretmenlerimize bakınız.

Demirciyi okutan öğretmenlerimize bakınız. Bizlerin okumamıza öncülük eden öğretmenlerimize bakınız!

Köleniz olurum.

Demirci Bayram Kartları

demirci2Artık  yanıltmıyor  hiç bir şey beni, tarihin yanılttığı kadar. Aldatmıyor da.

Tarih dediğim de korkulası, kaçınılası bir şey değil. Sığınılası bir şey.. Liman gibi. Dost eli, dost evi gibi.

Aradığında bulmazsın hiç bir şeyi. Bilmezsin bile aradığını. Sonra? Sonra bir bakarsın, aradığın da yanında. aramadığın da.

 

O misal oldu bizim bu Demirci Bayram Kartları. Beşi birden çıkıverdi önümüze. Haberdar değildik. Görmemiştik, duymamıştık. Bilmiyorduk.

Hem de öyle çok oldu ki bayramlaşmayalı. Yıllar geçti. Üstelik bir renkli hayat giriverdi yaşantımıza, renksizler yollanmıştı geriye.

İşte o geri şimdi öcünü alıyor bizden, ad değiştirmiş halde. Ben “Tarihim” diyor adeta. ben tarihim.

O tarih beni yanıltan. Aldatan. Bildiğimi şaşırtan.demirci4

Şu güzelliklere bakar mısınız?

Şu Demirci’ye bakar mısınız?

Şu bayrama!

Şu hayata!demirci5demirci6