Face’deki Babalar Günü Yazıları

Bu kez yazmayı değil okumayı ve izlemeyi istedim. Bakalım insanlar Babalar Günü için neler yazacaklar diye! Babaları için neler yazacaklar diye!

Oysa Face’deki o yazılar birbirinin aynısıydı.Belki de bir birinin uyarlamaları şeklindeydi. Hani üç aşağı, beş yukarı aynı sözcükler, aynı benzetmeler, aynı ifadeler.

Bu yazıların hepsini kompozisyon sınavı sonucu, öğrencilerinden almış ve her birini okuyup değerlendirecek bir öğretmen pozisyonunda olsaydım;

sıkılırdım,

üzülürdüm,

beğenmezdim,

öğrencilerim adına sevinmezdim.

İş not vermeye gelse, belki hassasiyetimden hiç birinin geçer not almasını engellemez idim. Ancak bu bonkörlüğümün cezasını bir sonraki sınava saklardım. Elbette o da, Anneler Günü yazısı olmaz ise tabii!

Nihayetinde, bu yazıların hiç birini beğenmedim. Kendi yazılarımdan birinden yaptığım alıntı ile teselli bulmaya yeltendim:

karanfil2Sevgili babama bir kez dahi, bir demet karanfil uzatamamanın eksikliği var içimde.

Karanfillerimin kokusunu, ona bir kez olsun  koklatamamanın ezikliği.

Ama biliyorum: Şimdi babalar karanfil oldu. Karanfil oldu babalar. Karanfil açtı babalar.

O babaları hasretle anıyorum.

Karanfil Açan Babalara!

karanfil2Ne söylenirse söylensin elbette bir eksiği, fazlası vardır  o sözlerin. Hele bazı konularda da kesin bir tarih söylemenin çok da yararlı olduğunu sanmam. Bana daha doğrusu gelir, “ kiraz vakti” doğmuş olmanın,  “güzün sonunda” evlenmiş olmanın genel ifadesi.

Şimdi söyleyeceklerim de işte o ifadeden güç alıyor zaten.

Her ne kadar, mahalli bazda çeşitli kutlamaları görülmüş olsa da, babamı kaybettiğim yılın hemen ertesi yıl başlamış, dünyada geleneksel olarak “Babalar Günü “ kutlamaları.

Türkiye de kutlanmasının başlaması ise,  ilk defa  benim baba olduğum yılın hemen ertesine denk geliyor.

Velhasıl birazcık benim babasız kalmam ve baba olmamla endeksli gibi bu “ Babalar Günü” kutlamaları! Benim babasız kalışımla hayat bulmuş, baba oluşumla da gücünü artırmış gibi adeta.

İşte bu yönüyle, babasına hiç hediye alamamış bir kuşağın esiriyiz, işe “Babalar Günü “ kutlaması olarak bakarsanız. Olmamış. Olamamış.

Anneler günü öyle değil ama!

Hatırlarım,  çocukluğumuzda “ Anneler Günü ” nde annemize ufak tefek bir şey alır verirdik de, babamıza da bir demet karanfil vermek aklımıza gelmezdi hiç!

Hala anamın evinde bir yerlerde duran o plastik güller, küçücük fincanlar, vazolar o günlerin hediyesi değil miydi? Ya da yine analarımızın  bahçede yetiştirdiği güllerden birer demet yaparak, kendilerine sunduğumuz o güller!

Babalarımızı niye garip bırakırdık ki? Niye!

Bak şimdi de onlar yok! Karanfiller elimizde.

Garip kalan bizleriz.

Bizleri, babalarımıza birer demet karanfil uzatabilmek için, “ Babalar Günü” kutlamalarına mahkum etmenin, o günleri bekletmenin ne zorunluluğu vardı?

Niye beklemeliydik?

Niye?

karanfi1Sevgili babama bir kez dahi, bir demet karanfil uzatamamanın eksikliği var içimde.

Karanfillerimin kokusunu, ona bir kez olsun  koklatamamanın ezikliği.

Ama biliyorum: Şimdi babalar karanfil oldu. Karanfil oldu babalar. Karanfil açtı babalar.

O babaları hasretle anıyorum.

Babalarının Kokusunu Bilenlere!

babamBabalar Günü; günlerin babası.

Ayrı bir kokusu var onların. Sert, keskin bir koku. Değişmeyen. Asil ve sıkı. Rüzgar gibi adeta. Yel gibi. Baharına uzak kalmış bir mevsimin ardısıra peşine gider gibi.

Hasret dolu. Kucak kucak. Yaman. Toprağın o amansız kuraklığını sular gibi. Hayat verici. Hayat açıcı.

Göz yaşları arasında kaybolup gidiveren gülücükler gibi.

Her şeyin kokusu var şu yaşadığımız dünyada. Ama herşeyin. Çıkmaz ve unutulmaz kokular ise cabası.

Ve her şeyin bir  hatırası var kalplerde; kucak açan babalar gibi.

Belki sert, belki asil. Belki keskin, belki sıkı.

Fakat dünyayı saran ve dünyada kalan. Gitmeyen. Bırakmayan. Salmayan.

Asla değişmeyen.

Babalarının kokusunu bilenlere !

Babalar Günü

Doğrusu ülkemizde hiç bir gün, Anneler Günü’nün taşıdığı önemi ve heyecanı yakalayamamıştır. Hele Babalar Günü, onunla kıyas bile olmaz. Ben neredeyse Anneler Günü’nü, ulusal gün ve bayramlarla kıyaslar hale gelmişim. Böyle bir günde Babalar Günü ile kıyaslayacak durumda asla olamam.

Dileğim Anneler Günü’nün önemi ve değeri hakkında bir şeyler de söylemek değil asla.

Dileğim, biz babalar olarak, üstelik “babalığa” pirim veren bir toplumda, kendimizin de bir Anneler Günü tutkunu olduğumuzu ifade etmeliyiz.

Asla ve asla Annelere olan sevgimizin ve bağlılığımızın azalmayacağını belirtmeliyiz.

Ama bir de derdimiz var; her gün kendi mecrası içinde kutlanmalı, Babalar Günü, babalığını bilmeli!

Tüm dostlarımın Babalar Günü’nü, özellikle, bugün çocukları sınava girecek, babalar ile sınava girip sonucunu bekleyen babaların ” Babalar Günü”nü kutluyorum.

Babalar Günü, yurt dışında ve askerde çocukları olan babalar için de kutlu olsun.

Hele ki, hasta yatak başlarında ya da hastanelerde çocuklarının başında onlar için şifa bekleyen babalar için kutlu olsun.

Asker ocağında, baba ocağının sıcaklığını arayan gençlerimizin babaları için kutlu olsun.

Karnelerin dağıldığı şu günlerde, tüm sıcaklığını çocuklarına  veren babalar için kutlu olsun.

Harman yerinde, bağda bahçede toplayıp, taşıyan babaların da “Babalar Günü” kutlu olsun.

Sıcak, sarı ve yeşil bir gün olsun.