Kızılçullu Köy Enstitülü Nail Çağlayan Hocama Ziyaret

IMG_2585Bugün cennette değil, cennetlik bir öğretmenimin izinde, köyünde, evindeydim. Kızılçullu Köy Enstitüsü 1944 yılı mezunu Nail ÇAĞLAYAN’ı ziyaret için Dikili-Kabakum’daydım.

Geçtiğimiz ayda 93 yaşını tamamlayan Nail öğretmenimle, 2011 yılında şahsıma gönderdiği bir mektupla başlayan, yazdığı çeşitli kitaplarla devam eden diyaloğumuz, bugünkü sohbetimizle zirveye ulaştı.

Bu yaşta, bu hastalığına rağmen hala beyni, yüreği, gönlü berrak ve parlaktı. Ve hala öğütleri vardı, gençler için, kadınlar IMG_2626için, ülke için. Memleket için.

Torunu Nail’e emanet ettiği kütüphanesi ve kitapları ise bu yaştaki hayat kaynağının belirtisiydi adeta. Bir ömüre biriktirilen eğitimdi. Bir ömrün ışığıydı. Bir ömürdü.

Var olun Nail Öğretmenim. Var olun!IMG_2590 (1)

Babamın Sınıf Arkadaşları

babamBilen bilir, babamı bundan 49 yıl önce henüz 44 yaşındayken kaybetmiştik. Biz çocukları henüz 15’li yaşları görmemişken. Bizler için acılı bir hikayedir, sancılı hikayedir.

Sonrasında da okuma kaygısı, iş kaygısı, çoluk-çocuk kaygısı derken, rahmetli babamızın izini sürmek bir türlü mümkün olamamıştır.

Şimdilerde ise kaygılar mı azaldı ne, bu işlerin peşine düştüm.

IMG_2733

 

Bundan bir kaç ay önce, Nisan ayında, tesadüfen babamın ilkokul arkadaşına rast gelmiş, Kızılçullu Köy Enstitülü İlyas Bey (İlyas Kalay) öğretmenimle tanışmıştım. Bu rastlantının şaşkınlığını, sevincini unutmadan, bugün babamın IMG_2728bir sınıf arkadaşı ile daha tanıştım.

Dikili’de ziyaretine gittiğim İlyas Kalay hocamın yanında, çok büyük bir sürprizi vardı; babam rahmetlinin yine aynı ilkokulda sınıf arkadaşı olan Kemal Şener.

Yaşları 93’leri devirmiş bu koca çınarların, sohbetleri ve anıları saatler boyu sürdü. Onların gözlerinde, sözlerinde, dillerinde babamı buldum. Bana babamı, 80 küsur yıl önceki sınıf arkadaşlarını anlattılar tek tek.

 

Sözlerine, dillerine doyamadım. Hele, Kemal amcanın” IMG_2748baban şimdi bizi görüyordur” sözü var ya; kalbimden vurdu. Can evinden vurdu.

Sizler var olun koca çınarlar. Sizler var olun babamın arkadaşları. Var olun da bana babamı anlatın

Demirci İlköğretmen Okulu Mezunları Derneği

Demirci Kartpostal2Değerli meslektaşlarım,
 Öncelikle, Demirci İlköğretmen Okulu’nun 1975 yılı mezunu olarak, hepinizi içtenlikle selamlıyorum.
 Çalışma hayatımda her ne kadar öğretmen olarak görev yapmamış sayılsam da, bu süreç zarfında  her an okul arkadaşlarımla, ilişkilerimi sıcak ve samimi tutmaya çalıştım. Onlarla olan diyaloglarımı kesmeden hatta artırarak sürdürdüm. Değerli meslektaşlarımın düzenlediği yemek organizasyonlarına katılmaya da özen gösterdim. Benzer etkinlik ve çabaları çok değerli gördüm ve  önemsedim. Bu yönüyle, bu organizasyonlarda emeği, katkısı olan tüm meslektaşlarıma  hepiniz adına şükran borçluyum.
 Bu kez,  hep birlikte  daha güçlü bir birlik ve sinerji yaratmak amacıyla resmi bir çatı altında toplanmanın yararına inandık. Demirci İlköğretmen Okulunun açılışının üzerinden 54 yıl, ilk mezunlarımızın üzerinden 51 yıl geçtikten sonra bir Dernek altında örgütlenmeyi tercih ettik.Bu elbirliğimizin çabası sonunda da  22 Haziran 2018 tarihinden itibaren Demirci İlköğretmen Okulu Mezunları Derneği’ni kurmuş bulunmaktayız.
  Tüm mezunlarımız  arasında sosyal ve kültürel işbirliğini öncelikli hedef olarak belirleyen Derneğimiz,  en uzaktaki mezunumuzun sesini duymaya ve kendi sesimizi de ona duyurmaya çalışacaktır.
 Kurucular Kurulu olarak görev alan , başta öğretmenimiz Ayla SOMYÜREK, Kazım MIDIK, Ergün SINIK, Ahmet Ali YILDIZ, Ali Sami DOĞRUKUL, Raşit SELÇUK ve Nermin KESKİN olmak üzere asli görevimiz ise, Derneğimizi 6 ay sonra yapılacak Genel Kurula taşımak olacaktır.
 Genel Kurula çok sayıda üyesi olan bir dernek sıfatıyla gitmek,  elbirliğimizi, güç birliğimiz birlikte sergilemek istemekteyiz. Bu heyecanımızı da  adeta yıllar öncesi okulumuzun Taş Binasında sergilenen müsamereler tadında yaşamak ve yaşatmak istemekteyiz.
 İşte bu sebepledir ki, dernek üyeliğiniz,  derneğin projelerine, çalışmalarına, etkinliklerine  katkınız çok önemli ve değerlidir. Bu konuda bizleri yalnız bırakmayacağınıza inanıyor, desteğinizin artarak devam edeceğine inanıyoruz.
 Derneğimizin kuruluşunun  hepimize hayırlı olmasını diliyor, saygıyla selamlıyorum.
 Haldun CEZAYİRLİOĞLU

İzmir Köy mü?

izmir2İzmir köy mü? Köy.

Güzelleri olan, eskileri olan, kıymetlileri olan bir köy. Belki güzelleri daha çok, belki eskileri daha çok, belki kıymetlileri daha çok, ama köy!

Denizi olan köy olamaz mı?

İmbatı, meltemi olan olamaz mı?

Parkları, bahçeleri olan köy olamaz mı?

Tramvayları, banliyöleri, metroları olan köy olamaz mı?

Adım başı kafe, kafeterya, restaurantı olan köyden sayılmaz mı?

Bence yine de köy İzmir; büyük, güzel, hoş, sevimli bir köy. Kültürünü kaybeden bir köy. Eski İzmir’i kaybeden bir köy. Yemesini içmesini yitirmiş bir köy. Eğlencesini bitirmiş bir köy.

Boyoza, gevreğe, çekirdeğe sarılmış bir köy. Kitabı, sergiyi, müzeyi, töreni unutmuş bir köy. Kitapsız kalmış bir köy. Okuyanı az, çizeni yok bir köy.

Okuyan, yazanı arasında da bir iletişim olmayan köy. Dedikoduya sarılmış, çekememezliği büyütmüş bir köy.

Koşuvereceğin bir sanat evi, gidivereceğin bir kütüphanesi, kendini atıvereceğin bir sahafı, oturuvereceğin bir kahvesi olmayan bir köy.

Kahvehanesiz , köy olur mu hiç?