Halıkent Müstakil Bölge Gazetesindeki Yazılarım

Yazımızın başlığı, bir süre severek, onurlanarak yazılarımı sürdürdüğüm gazetemiz oldu.Vallahi bu süreç nasıl başladı hatırlamıyorum şimdi. Ne oldu da yazı yazmaya heveslendim, arkadaşlar da ne oldu da “haydi buyur” dediler, bilemiyorum. Yayımlanan ilk yazımı bile unuttum şimdi. Geriye dönüp bakmak gerekiyor; arşivi şöyle bir talan etmek gerekiyor. Lakin bu şansım da şimdilik yok. Çok değil, bir kaç güne o arşive de ulaşır hale gelirim muhakkak.

Yoksa herkes halinden de memnundu. Biz bir heves ile yazıyor, eş-dost yazıları beğeniyor, Gazete yönetiminin de keyfi sürüyordu. Kaç hafta üst üste yazıldı, şimdi onu da hesaplayamaz haldeyim anlayacağınız.

Olsun. Biz üşenmedik yazdık. Sizler de aradınız, mesajlar gönderdiniz, görüştüğümüz her yerde beğenilerinizi, tebriklerinizi ilettiniz .Hatta  ” şunları bir kitaplaştırsanız da, toptan okusak” diyen dostlarımız bile çıktı.

Aslında tebrik edilmesi gereken sizlDemirci Bayramerdiniz. Çünkü, yılın ancak 15-20 gününü Demirci’de geçirme şansı olan birinin, Demirci üzerine yazdıklarına tahammül ettiniz. İlgi gösterdiniz. Sevdiniz. Beğendiniz. Var olun!

Belki siz de şimdi Cengizhan Erdem Bey gibi soruyorsunuz: Peki ne oldu da yazılar pat diye bitti, sonlandı diye?  Bu konuyu kendi aramızda da çok sorguladık, konuştuk. Tüm mazeret benden kaynaklanıyordu. Başka da bir sebep olmadı. Gazete yönetimi her şeye rağmen  arada sırada yazmam konusunda ısrarcı bile  oldu. Ama nafile!

Malumunuz bir yıl önce Ankara’dan taşınıp, İzmir’e yerleştik. Ev taşımak kolaydı; en fazla 5-10 günümüzü aldı, bitti. Ancak, ev taşımamızın üzerinden altı ay sonra, Ankara’dan  bilahare getirdiğim şahsi eşyalarım ( kitaplar, dergiler, fotoğraflar, belgeler ,vs) bize adeta ömür törpületti. Aylarca ne yerleşmesi bitti, ne de dizilmesi. Ne de temizlenmesi! Hala da tamamıyla bitmiş, yerli yerine yerleşmiş değil. Ne var ki üzerinden altı ay geçtikten sonra şimdilerde, aradığımı 5-10 dakika da bulur hale geldik.

Tahmin edersiniz ki böyle bir ortamda yazmak da mümkün olamazdı. Yazacağımız bir yazıya  muhakkak kaynaklık edecek bir belge, vesika aradığımızdan yazılamazdı da! Olmazdı. Yalnızca gazete yazımız değil ki, bir çok şey ertelendi ve ihmal edildi.

En çok da, ” İzmir’e geldi. Şimdi daha çok yazı yazar” diyenler yanıldı.

Kısmetse bundan sonra mümkün olduğunca yazmaya  yeniden devam edeceğiz. Elimizden geldiğince Demirciyi anlamaya ve sevmeye çalışacağız. Demirciyi anlayan ve seven dostları da İzmir’de bu yeni mekanımızda ağırlamaya başlayacağız.

Bekleriz.

 

 

Bir Cevap Yazın