İnadına Ankara’da Bahar!

baharANKARA’DA BAHAR*

Yavaş yavaş uyanacak toprak. Sessiz sessiz, sakin sakin. Kimse görüp uyandı demeyecek, diyemeyecek. Adı, “Aaa uyanmış, bak  bu toprak !” olacak.  Toprak harman olacak bellerle, küreklerle, ortalık toprak kokacak.

Sonra yavaş yavaş uyanacak ağaçlar, dallar, çiçekler, sessiz, sakin uyanacak. Kimse güller açıyor bak demeyecek, diyemeyecek. Bir sabah kalktığında “ Aaa açmış bu güller, bak!” olacak adı, ortalık gül kokacak, bahar kokacak.

Ankara hem bahar kokacak, hem toprak kokacak.

Henüz Mart ayında Ankara, bu gün de Nevruz. Henüz ne bahar var, ne de açmış erguvanlar. Ama içine işlemiş artık her şeyin yeni bir bahar. Durası yok, devrilesi yok. Değişesi yok bunun; her bahar gibi erguvanlar saracak balkonları, evleri, bağları, bahçeleri.Erguvan kokacak Ankara. Ankara erguvan olacak.

Bu sene Ankara’da bahar olacak. Her daim baharı yaza, güzü kışa karışan Ankara, bu sene bahar yaşayacak. Kırk yılda bir böyle olur diyor yaşlılar. Kırk yılda bir Ankara’da bahar “deli olur , dolu olur”. Bu yıl böyle olacak.

Bu yıl Ankara’da bahar olacak. Ankara erguvan kokacak. Bir şairimizin dediği gibi; “erguvan şehirlerimizin ufkunda her bahar bir rüya gibi sarhoş ve renkli doğar. Dünyanın tekrar değiştiğini, tabiatın ağır uykudan uyandığını haber vermek ister gibi zengin, cümbüşlü israfiyle her tarafı donatır, bahar şarkısını söyler”.

Bahar şarkıları dolacak, Ankara’da. Erguvan coşacak, erguvan taşacak.

Kızılay bahar renklerine bürünecek önce. Meydanlar renklerini alacak aylar sonra. Parklar dolacak. Siyah renge bir son verecek Ankaralı kızlar, pembelere bürünecek. Sarılara sarınacak. Yeşil, kırmızı, ebru olacak. Saçlar uçuşacak baharın hafiften esen yeliyle.Eller tutuşacak, sesler, müzikler artacak.

Ankara bahar olacak. Çocuklar dolduracak sokakları, bir lastik topun ardından koşturmacalar başlayacak. Simitçiler daha sık uğrayacak sokaklara, onlara çiçekçilerin sesleri karışacak. Balkonlar açılacak aylar sonra, evlere hava dolacak.Hayat dolacak.

Evlere, arabalara hapsolmuş şarkılar, açılan camlardan seslerini haykıracak. Bahar kızları saracak radyolardan , teyplerden. Yeni şarkılar karşılayacak, çarşılardan.

Bir toz kalkacak akşam üstleri Çankaya sırtlarından, insanların gözlerini vuracak.Yakacak, kamaştıracak.

Kızılay dolacak, akın akın akacak insanlar, birbirlerinin izlerine basacak. Bir çay kokusu peydah olacak sokak aralarından,  isimleri şimdilerde “cafe” olan kahvehaneleri, simitçileri insanlar dolduracak. Aylardır sırtlardaki çantalara girmiş kitap ve defterler, şimdilerde eller üstünde taşınacak, o “cafe” lerin masalarının üstüne önce onlar bırakılacak. Üstleri karalanacak gelişi güzel, adları yazılacak. Renkli kalemler tutacak eller, karalayacak karalayacak.

Sokakları işportacılar saracak bin bir renkleriyle. Gürültü ve sesleriyle. Bağırıp duracaklar akşama kadar, çağırıp duracaklar. “Küçüklere, büyüklere, hanımteyze, beylere” uyduracaklar her şeyi. Ardı arkası gelmeyecek bağırışların ve hanımların kalabalıklığı örtecek her şeyi.

Şehir hafta sonları kırlara , bayırlara taşınacak.Ağaç altları tutulacak bir bir.  Güneşten bir kaçılacak, bir aranacak. Mangal kokuları saracak her tarafı, üst baş her yanı  saracak. Küçük koşturmacalar yapılacak spor adına, sonra mangal başına geri dönülecek. Tıka basa yenilecek. Sonra erken kalkılacak oradan, eve erken varılacak.

Bahar devam edecek bütün bir hafta, bütün bir mevsim.Gece-gündüz. Evde, okulda, işte, sokakta. Zaman zaman hafif üşünecek. Önce liseli kızlar üşüyecek Ankara’nın bahar akşamlarında. Beyaz gömlekler yetmeyecek onlara. Kısa kollar, etekler üşütecek. Ama, üşünmeden bahar olmayacak ki?

Sonra polenler uçuşacak nazlı nazlı. Yere düşenleri toplaşacak kaldırım kenarlarında. Küçükler bunları kovalayıp, tekmeleyecek. Onlar uçuşmalarına yeniden başlayacaklar. Bu kez yere daha kolay düşecekler. Sonra bir bahar yağmurunun peşine takılıp, akıp gidecekler. O bahar yağmuru erguvanların kokusunu bir kez daha ortaya çıkaracak. Toprağın kokusunu yaratacak. Yağmur baharı ıslatacak. Yağmur, baharı yaşıyanları ıslatacak. Ardından güller ilk sürgünlerini verecek, kırmızı, pembe güller, erguvanların yanını süsleyecek.

Ankarada yağmur baharı yaşatacak. Yeşillikler, yeniden ve bir başka güçle sarılacaklar hayata ve bahara. Güller yapraklarını bir başka açacaklar yağmur sonrası.Kokuları yağmurda kalacak. Ankara yağmur olacak ikindi sonraları. Bu yağmurlar, Ankaralıyı ıslatacak. Daha çok da her zamanki gibi , memuru ıslatacak. İşte ondandır, Kırk İkindi Yağmurlarının adının, “ 657 Islatan” olarak anılması, Ankara’da.  657’liler boy boy ıslanacak.

En çok, kitapçılara, kahvelere sığınılacak, vitrinler gezilecek  sıra sıra, sinemalar bahar müşterisi toplayacak. Gençler, Ankaralı gençler, yağmurda yürüyecekler el ele. Islanmayacaklar. Baharda olmanın keyfidir diyecekler, yağan yağmur suyunun şifasına bürünecekler.

Ulus, Kavaklıdere, Cebeci,Emek el ele verecek,   baharı birlikte sürecek. Öğrenci taşacak her taraf, okulu adres gösteren insanlar dolacak. Sonra memurlar katılacak bu kalabalığa, sonra iyice akşam olacak. Ankara, önce akşam sefalarına, sonra içimize işlemiş bir erguvan kokusuna teslim olacak.

Her baharda olduğu gibi, Ankara, “kara”lığını atacak, bahar olacak.

“Ankara baharda erguvan bakacak,

Bahar, biraz el, biraz sevda kokacak”

Haydi Ankara!

 

*Not: Bu yazı önceki yazılarım arasında yer almaktadır. Lakin, bahara, ve bahar havasına olan özlemimiz, küçük düzeltmelerle yeniden yayınlamamızıbahar kapak gerektirdi.

Bir Cevap Yazın