Nostalji Takvimi: Ocak 2016

Ocak 1939Soğuğu içine, güneşi yüzüne vuran Ocak’ı seviyorum. Yüzümü yalayıp, ayazımı alan güneşi seviyorum. Şu kış gününün güneşine rağmen, yine de dekoltesini ortaya koyan kızları seviyorum.Yazdan kalan didiklenmiş, yırtılmış kot pantolonlarını giyenleri seviyorum. Hele üzerine, sahil günlerinin o okyanus mavisi fötrünü takanları seviyorum. Saçlarını rüzgara teslim edenleri seviyorum.

Kısaca Ocak ayında bile, güneşine teslim olanları seviyorum. Bir balkondan uzanmış, elin sigara üflemesini, açılan camdan bir yemek örtüsünün  aşağıya çırpılmasını seviyorum. Kocaman bir ağaçta tek kalmış bir yaprağın aşağıya düşmemek için direnmesini seviyorum. Sallanıp, durmasını, teslim olmamasını seviyorum. Tek başına, en tepede güneşlenmesini seviyorum. Ağacı temsil etmesini, ağaç olmasını seviyorum.

Bir çocuğun elindeki poşetle koştur koştur eve gitmesini seviyorum.Her şeye rağmen bir gencin koşturmasını seviyorum.Bağırmasını.

Sırtında kocaman yüklü çantasıyla, bir genç kızın kayıtsız kayıtsız sallanıp, gitmesini seviyorum.Arada sırada kaşkolunu dolamasını.

Bir arabanın sesli sesli ilerlemesini seviyorum. Kirden,çamurdan içi gözükmese de, dışarıyı seyreden sürücüsünü seviyorum.Bir arabesk müziğin son notalarını seviyorum.” Unutma beni” deyişini.

Kol kola girip rüzgara karşı birlikte olan, omuz omuza yürüyen kadınları seviyorum.Üstleri başlarıyla rengarenk bir tablo oluşturan kadınları seviyorum. Kışın tek renkliliğine savaşanları seviyorum.

Yılların emekli bir tarih hocasının, yürürken bile yazan yüreğini seviyorum. Elinde sallanıp önüne geçen o renksiz çantasını seviyorum.İçi kitaplar ile dolu çantasını.

Kaçıncı defa şansını deneyip, sokağın en müsait  yerine park edemeyen, saçları beline kadar uzanmış genç bir kızın, açmazını seviyorum.Deneyip deneyip olmamasına, sonra arabanın içinde beklemeye başlamasını seviyorum. Dışarı çıkıp sinirlenmesini.

Bir hurdacının önümden geçerken el sallamasını seviyorum. Arabası boş olsa da yüreğinin doluluğunu seviyorum.

Çağırdığı taksiye alımlı çalımlı binip,  sokağın soğukluğunu, dışarıda bırakan o kadını seviyorum. Bu soğukta o sıcacık havayı seviyorum.

Bir  elektrik tesisatçısının elindeki alet çantasıyla, soğuğun içine içine yürüyüşünü seviyorum.” Usta” diye seslenince, geriye dönüp bakmasını seviyorum. İşten ağırlaşmış ellerini, içten uzatmasını seviyorum.

Şu Ankara’da en çok, kış aylarının bu soğuklarında, kürk yakalı palto ve kürklü bere giyen insanları seviyorum.. Kışa, Ocak’a en çok onları yakıştırıyorum. İşte kış diyorum.

Motorun rüzgarıyla soğuğu çoğaltan kurye çocukların efeliklerini seviyorum. Gençliklerini, delikanlılıklarını seviyorum. Kayıtsızlıklarını.

Ocak’ı seviyorum. İçeride olunca, dışarıdakini seviyorum. Sokağı seviyorum.

Düşmeyen o yaprağı seviyorum.Hala  o tepede güneşlenen yaprağı.

Bir Cevap Yazın