Nostalji Takvimi: Ağustos 2015

Ağustos’da tatil her şeyi unutturuveriyor insana. Yemeği, içmeyi bile. Hatta yazmayı, çizmeyi.Daha neleri !

Ağustos bu; yaman, kızgın, sert ve bencil. Hep ona teslim olmalısın. Hep onda olmalısın. Hep Ağustos olmalısın. Bırakmıyor seni başka bir şey yapmaya.Bırakmıyor. Teslim alıyor, bırakmıyor.

İşte öyle bir şeydi benim de Ağustos tatilim. Unuttum. Unutturdu. Yazamadım. Bakamadım bile.

Aylardan Ağustos, yerlerden de Ağustos’un dediği, Yalıkavak olunca, unutuldu her şey. Her şey. Belki yazmak bile. Belki yaşlanmak bile.

Sıcağın en sıcağı  bir ay:Sarı. Yalnızca sarı. Esen yele hasret, soğuk bir deniz suyuna özlem. Deniz bile sarı. Sapsarı. Mavi değildi hiç bir yer.

Her şey Ağustos tatilindeydi kısaca. Soğuk, yel, rüzgar, ıslaklık  ve  serinlik bile.

Zaten hep söylemezmiyim; Ağustos tatil ayı diye.Yanıldığımı bile bile. Oysa yollarda, tarlalarda,inşaatlarda, fırınlarda binlerce insan var koşturan.

Ekmeğini çıkartan. O sıcakda. O terde. O yerde.

Ağustosda.

Ve çocuklar. Sokak ortalarında eğleşen. Sıcaktan bunalan. Analar, kadınlar.

Sorun şu; emek ve toprak tatil etmiyor. Ağustos bile olsa. Hatta Bodrum bile olsa. Yalıkavak bile olsa.Gündoğan, Gümüşlük bile olsa. Torba da tatilde değildi zaten.

Ankarayı en çok, o sıcak tatil tatillerin sonunda serin bulunca seviyorum. Bugün gibi.

 

Bir Cevap Yazın