Taha TOROS Öldü mü?

tahaBazı isimler sessiz doğup, sessiz ölüyorlar. Kimse fark etmiyor! Kimse görmüyor! Hele internet çıktı çıkalı, ne doğumlar biliniyor, ne de ölümler. Hatta eserler bile!

En azından ölümleri, doğumları ve eserleri yanlış/yalan yazmazdık hayatta. Yazamazdık. O kadar zorluğun içinde arar, bulurduk. Özenirdik. Tarardık. Sorardık. Olmadı, yazmazdık.

Ama şimdi vefat edeli yılları bulmuş o insanları bile öldüremez(!), toprağa veremez olduk ne yazık ki.

Hem de ne yazık!

O internet ki, bir yazının aynısını kopyala/ yapıştır usulünün keşfinden beridir ki, bu katlin esbabı olmuştur. Esbabını oluşturmuştur.

Yüzlerce defa farklı blog ve sayfalarda yer bulmuş o yazılar, yalnızca bir kelimesinin eksikliğiyle bile, zahmetini boşuna erdirmiştir. Yalnızca zahmet olsa!

Zerafet! Nezaket! Ve de himmet!

Bu katlin son örneğini, Taha Toros örneğinde gördük bugün. Arşivimizde yer alan küçücük bir şiir kitabına uzanan ellerimiz, hıyanetin çaresizliğini yaşattı bize.

Hayatta kendisini hiç görmediğim, birkaç yazısını okumuş olmanın dışında, tanımadığım bir insana olan saygınlığımdan bu yazılar.

Çok şükür (!) internet var. Çok şükür (!) bloglar, yazılar ve sayfalar da.

Aratınca o kadar çok Taha Toros biyografisine ulaşırsınız ki! Yüzlerce. Binlerce.

Ama hiç birinde Taha Toros vefat etmemiştir. Hiç birinde Taha Toros toprağa verilmemiştir. 1912 yılında doğan Taha Toros hala yaşatılmaktadır. Mümkündür o yılda doğan insanların yaşaması, ne var ki Taha Toros artık yoktur. Üstelik vefatının üzerinden 3 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen.

Dahası var; o yazıların hiç birinde Taha Toros’un bazı kitaplarında Taha AY mahlasını ve imzasını kullandığını bilgisini de bulamazsınız. Arar durursunuz.

Ve bu yazıya kaynaklık eden şiir kitabının bu kitaplarından biri olduğunu bilmezsiniz. Yine o kitabın basım yılını da hala “1935” olarak okur gidersiniz.Bilmezsiniz tabii ki, 1934 yılında yazıp, ” Toros Çocuklarına” ithaf ettiği bu şiir kitabının hemen hemen aynı günlerde çıkan Soyadı Kanunu gereğine de bir icad oluşturduğunu. Soy adına esas olduğunu..

Ne diyelim

İnternet icad oldu…..

Son söz, şairimiz Taha AY’ın 1934 yılında İstanbul Aztarar Matbaasında basılan“ Seyhan Efsanesi” adlı şiir kitabında.

Ufacık boyutlarda bir kitap; 9,8 x 13,4 cm boyutlarında ve 16 sayfa. Kitabın iç kapağında sırayla şairin adı ve kitabın adının ardından “ Toros Çocuklarına” ithafı yer almaktadır. En altta da baskı yılı ve matbaa adı.

Kitabın arka kapağında ise; müellifin intişar etmiş olduğu 5 kitabının adı ve hazırlanmakta olan diğer 5 kitabın adı yer almaktadır.

Kitabın fiyatı ise 7 buçuk kuruştur.

“ Evvel zaman içinde

Afyon kokulu Çin’de

Bir Türkmen yurdu varmış ..”

Diye başlıyor Seyhan Efsanesi.

Sonra canlanıyor şiir:

“Anlamıştı ki: Toprak

Yeşil bir bahçe yapmak

Evlat yerini tutmaz.

Ve nihayet serviler

Birer birer öldüler,

Kuraklık oldu bir yaz.

Artık “Toprak” la “Yaprak”

Geceleri sayarak

Gaybettiler uykuyu.

Mest olurken sevinçten

Bekliyordu içten,

Doğacak bir yavruyu.”

 

Seyhan ve Ceyhan’ın destanı yazılmış bu şiirde. Dolu dolu. Sayfalar dolusu..

Tarihi yazılarıyla Taha TOROS olarak bildiğimiz, Taha AY imzalı şiirlerine aşık olduğumuz bu büyük insanı rahmetle anıyorum. O güzel insanlardan biriydi.

Not: İsterdim ki o biyografi sayfalarındaki eksiklikleri düzeltecek bir kuvvetim olsaydı!

Bir Cevap Yazın