Bayramlar Karıştı; Şeker Bayramı mı, Ramazan Bayramı mı?

“Bu yazı, Bayram öncesi bir radyoda  programı  içerisinde küstahça konuşan  ve ” Şeker Bayramı” nitelemesini tercih edenlere hakaret içeren sözler söyleyen  bir muhafazakar sunucuya cevap için yazılmıştır. “

Bilmiyorum, bu konuda bir şeyler yazmalı mıyım? Ya da bu konuda bir şeyler yazarsam gülünç duruma düşer miyim?

Dahası bu konuda bir şeyler yazmaya mezun muyum?

Ne bileyim!

Baksanıza nasıl cüretle konuşuyor insanlar! Radyo programı bile yapıyorler kulaktan doğma bilgileriyle. Üstelik ahkam bile kesiyorlar, bayramlar üzerine.

Neymiş; ” biz  toplum olarak yıllarca ikiye bölünmüşüz, kimimiz Şeker Bayramı demişiz, kimimiz Ramazan Bayramı. Şeker Bayramı diyerek bayramın ulviyetine bile halel getirmişiz.”

” Kurban Bayramına Allahtan başka bir ad bulamamışız da, idare etmişiz.”

Hani biraz daha cesareti olsa, ” Şeker Bayramı” diyenlerin, siyasi ve toplumsal farklılıklarını bile sayıverecek. Utanmasa, Ramazan Bayramı ” diyenlerin tuttuğu siyasi partiyi bile ağzından kaçırıverecek.

Bayramlarımızı bölecek. Bayramları bile zehir edecek. Şer’e hizmet edecek.

Utanmasa, Ramazan Bayramı” diyenlerin tüm günahlarını, ” Şeker Bayramı” diyenlerin üzerine bırakıverecek. Başta ben olmak üzere.

Bilmiyorum, muhafazakarlık adına, bu kadar ayrımcı ve nefret dolu söylem doğru mudur? Bir insan adına?

Ya da birileri onun bu söylemini doğru bulmuş mudur?

Yoksa cahilliğini yüzüne vurabilmişler midir?

İslam Astronomisine, takvim bilgilerine  olan ilgim ve yakınlığım sebebiyle, dağarcığımda kalanları paylaşmak isterim.

Birinci öncelik, tüm bayramlar içinde bulundukları güne mahsus ve ona aittirler. Hem ulusal bayramların , hem de dini bayramların, içinde bulundukları güne ait olmaları,  hem evrensel ve kozmogonik bir gerçektir.

Örneğin, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını, 29 Mayıs tarihinde kutlayamayacağımız gibi, kandil gecelerini de öne almaya ve ötelemeye imkanımız yoktur.

İkinci öncelik, kutlamalar içinde bulundukları ayın adıyla anılırlar. Örneğin Nevruz’u Nisan ayında kutlayamayacağımız gibi, bir aylık oruç borcumuzu da Şevval ayında yerine getiremeyiz.

Üçüncü öncelik ise, kutlamalar, bayramlar, akdedilen süreler dahilinde yerine getirilirler. Ne Kurban Bayramını 5 gün kutluyabilirsiniz, ne de  30 Ağustos Zafer Bayramını yarım gün azaltabilirsiniz.

Kısacası, bayramlar nihayetinde bir ritüelin tekrarından başka bir şey değillerse de, teamüllere, geleneklere, kurallara,törelere bağlı ve güçlerini onlardan alan  bir özellikleri vardır. Kişilerin, kurumların takdiriyle değişiveren, örtüşüveren yapıları yoktur.

Ramazan Orucu, Ramazanda mıdır?

Asıl soru budur. Malumunuz, Ramazan Bayramı, Arabi aylardan Ramazan Ayının ilk hilalinin görülmesiyle başlayan ve Şevval Ayının ilk hilali ile sona eren bir takvim dahilinde vücut bulur. Yine Kameri Yılın bir özelliği olarak bazı yıllar 29 gün ve bazı yıllar da 30 gün olarak sürebilmektedir. Bu yüzden değil midir, bazı Arap ülkeleriyle ( hatta hepsiyle) farklı zamanlarda Ramazan Ayını başlatıp , bitirdiğimiz olmaktadır.

Ramazan Orucu, Ramazan ayının bir mahsulü olarak nitelenir ki, Ramazan Ayının tamamı süresince devam eder. Adını da, taşıdığı ayın adından alır: Ramazan Orucu.

Peki ya Ramazan Bayramı?

Hani bazılarımızın Şeker Bayramı, bazılarımızın ise Ramazan Bayramı dediğimiz bayram hangi zamandadır? Hangi aydadır?

Ramazan Orucunun tutulup ( 30 veya 29 gün) tamamlanma süresi, tam bir Arabi Ay içinde yer bulmaktadır. Zaten Orucun bitimi zamanı olarak, takip eden Ay’ın ilk hilalinin doğuşu işaret edilmemiş midir? Yani Şevval Ayı’nın ilk hilali! Elbette Şevval Ayının başlangıcı.

Peki Ramazan Bayramı, Ramazan Oruçlarının nihayetinde,  3 gün süreyle “ümmete bir ödül” adına takdir edildiğine göre, ne zaman kutlanmaktadır?

Elbette, devam eden Ay’ın içinde. O Ay’ın ilk 3 gününde. Yani, şeval Ayı’nın ilk 3 günü, Şeker Bayramının/ Ramazan Bayramının kutlanmasına ev sahipliği yapmaktadır.

Geçmiş ayın bayramıdır, ne var ki, kendinde kutlanmasına rağmen, adını da verememektedir.

Kısacası, Şevval Bayramı derseniz, etimolojik anlamda bir sorun olmayacaktır. Niye Şevval’i mi sevmezsiniz?

Ancak, ne bu mümkündür, ne de Ramazan Bayramı demek mümkündür. Bu anlamda Şeker Bayramı diyebilmek, çok daha anlaşılır anlam ifade edebilmektedir. Üstelik hadislere dayandırılan  “şeker, hurma” içeren anlam ve açıklamalarıyla.

Ne var ki,  binlerce yıllık geleneğe haksızlık etmek, binlerce yıllık söyleme hakaret etmek de mümkün değildir.

İşin aslı, bu bayram, ne Şeker Bayramıdır, ne de Ramazan Bayramıdır.

Hakkını doğru vermek adına,saygılı olmak ve saygın olmak adına, dini akitlerimizde akdetilen şekilde kullanmak en doğrusudur.

Bu bayram, Fitre Bayramıdır. Yani, Osmanlıca yazılımı ile İd-i Fıtr, Osmanlıca söylemi ” İyd-i Fitir”dir.

Muhafazakarlık adına, başkalarına hakaret etmeyi hak görene şimdi sormamız gerekmektedir. Binlerce yıldır coğrafyamızda ” İd-i Fıtr” olarak söylenen ve fitre kavramı öne çıkartılan bu bayram, ne zamandan beri Ramazan Bayramı olarak kullanılmaktadır? İlk olarak kim kullanmıştır. Neden kullanmıştır?

Oruç Bayramı olarak kullanılmış mıdır? Fitre niçin unutturulmak istenmiştir?

Yine Ramazan Bayramı denmeye devam edilmeli midir?

Yıllarca Şeker Bayramı diyenler günah işlemişler midir? Toplum bölünmüş müdür?

Peki, Fitre Bayramı desek hep beraber! Fitre!

Yine fitne sokar mısın?

Ah ne iyi olurdu, Bayramları bayram gibi kutlayabilseydik! Fitne yerine, fitremizi verebilseydik!

Bir Cevap Yazın