Köy Enstitülerinin Mimarisine Değen Kadın Elleri

Köy Enstitülerinin, Kuruluş Kanunu’nda ifadesi bulan gerekçelerle kuruluşuyla birlikte, hayata geçirilmesi gereken en önemli iş, yine kuruluş felsefesine uygun olan, okul binalarının yapılması gerektiğidir. Köy Enstitüleri projesinin başarılı olabilmesinin ilk şartı, kurulacak okullarının yer seçimi ise, diğer şartı da, hedeflenen nitelikte eğitimin verileceği okul binalarının, uygulamalı -teknik dersler işliklerinin, gerekli servis yapılarının ve açık alanlarının yapılması gibi mimari özelliklerdir.

Cumhuriyet Türkiye’sinin yeni yeni yapılanması devresi içinde, ülkenin kendi coğrafik, demografik ve stratejik şartlarının gerektirdiği, bu şartlar içinde aranıp- bulunan sistemin, zorunluluklarının da kendine has olması doğal karşılanmalıdır.

Nitekim İsmail Hakkı Tonguç,  henüz 1939 yılında yayımladığı “ Canlandırılacak Köy ” adlı yapıtında,

 “ nasıl bir eğitim, nasıl bir canlandırma”  ve “ kim eğitecek, nasıl canlandırılacak” sorularını tartışırken aynı zamanda mimari çözümlerini de göstermiştir.

KE Öğrenci1Köy Enstitülerinin projeleri, devrin bu hâkim bürokrasi anlayışı gereği, ulusal mimarlık yarışmalarıyla elde edilmiştir. Devrin hâkim bürokrasine her zaman destek vermiş olan ve zamanın en güçlü siyasi basınını temsil eden Ulus Gazetesi de bu yarışmaları payelendirerek,  1940 yılında Akçadağ Köy Enstitüsünün Projesi münasebetiyle ilgili bir yazısında :  ”Köy Enstitüleri Binalarına ait proje ve vaziyet planı müsabakaları, yeni bir köy, yeni hayata göre bir âlem kurma bakımlarından bir  ide müsabakasıdır.” demiştir.

Enstitülerin bulunduğu yerlerin coğrafik yapılarına ve yöresel özelliklerine göre Enstitü binalarının farklı şekillerde yapılandırılmaları işin doğası gereğidir. Ne var ki, bu yarışmalara projeleriyle katılan,  ancak,  çoğu ilk ve yüksek tahsilini kentlerde tamamlamış,  köyün ve köylünün şartlarını bilmeyen insanlara bu coğrafik şartlar ve yöresel özellikler nasıl izah edilecek, nasıl yaşatılacaktır?

kepirtepeİşte bu aşamada da, ortaya devrin hâkim bürokrasisinin pratik çözüm önerisi girmiş, önce  her biri için farklı gereksinimleri içeren ve her biri için farklı talepleri olan Enstitülerin talepleri, yazılı belgeler halinde Enstitü Müdürlüklerinden toplanmıştır. Sonra da bu toplanmış veriler ile birlikte baş başa bırakılan mimarlara, Yarışma Şartnamesi gereği, projesini yapacağı Enstitülerde bir süre kalma, ortamı hissetme ve birlikte yaşama zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluğun,  yöreyi, inşaat alanını, yöresel mimariyi, yapı malzeme tekniklerini görmeleri, kurulmakta olan enstitülerin çalışmalarını yakından izleyerek, projelerinde bunlardan yararlanmalarının gerektiğinden kaynaklandığını anlamak zor değildir.

Elbette, mahalli iklim şartlarının da göz önünde tutularak, mimari yapının bununla şekillendirilmesi gerektiği de gözetilmiş olmalıdır. Şüphesiz,  bir çok noktada, tarihi boyunca devlet elinin  / Cumhuriyetin ilk değeceği yerler olan Köy Enstitülerinin, çevrenin mimari gelişimini de yönlendirmesi ve etkilemesi  de amaçlanmıştır. Mahalli şartlar, yöresel özellikler her ne kadar farklılıklar taşısa da, gözden kaçırılmaması gereken husus, Köy Enstitülerinin ortak nitelikli mekânsal ve mimari yapı özellikleridir.

KE BinaKöy Enstitüleri için belirlenen ortak ihtiyaç mekânları ise, alan büyüklükleri dışında sabittir. Derslikler, kitaplık, laboratuvarlar. Yönetim ve toplantı odaları. Yemekhane ve mutfak. Yatakhaneler,lavabo-tuvalet, banyo ve çamaşırhaneler. Çok çeşitli işlikler ( atelyeler). Müzik, tiyatro ve toplantı salonları.  Kitaplık / kütüphaneler.  Açıkhava yıkanma muslukları, sahra tuvaletleri. Revir, fırın, kooperatif, ahır, ağıl, tavla, kümes,  balıkhane, vb. Su deposu ve havuz. Emtia depoları. Elektrik santralı. Bağ, bahçe, tarla, fidanlık, koruluk, çiçeklik, çeşitli tarım alanları.  Spor kuruluşları. Uygulama okulu. Çocuk bahçesi v.b.

Bu farklı metraj ve konumlandırma gereken yapısal ihtiyaçların, malzeme giderleri kadar diğer önemli masraf kaleminin de, yapımın üstlenildiği emek ve işçilik olduğu aşikardır.

Zamanın Kültür Bakanlığının ayırdığı ödenekle, Enstitülerin kısa sürede kurulup tamamlanması, yapı ve diğer masrafların karşılanması olanaksızdır. Gelen ödeneklerle araç ve gereçler alınarak, yapıların teknik ders çalışmaları içinde öğretmen, öğrenci ve usta öğretici emeğiyle yapılması yoluna gidilmiştir.

Enstitüleri inşa eden ve “yapıcı ekipler” olarak adlandırılan bu iç sistem, Enstitüler arası yardımlaşma gereksiniminden ortaya çıkmıştır.

Her yapıcı ekip, bir öğretmen ve 15-20 öğrenciden oluşmuş, mimari proje kapsamında ve çoğu kez de mimarının da başında bulunduğu ortamlarda, Enstitü yapılarının bir an önce bitirilmesine büyük katkı sağlamıştır.

Sıra, bu işleri yapacak ulusal mimarlara gelmiştir.

Köy Enstitülerinin, ulusal mimarlık yarışmaları sonucunda ortaya çıkan müellif mimarları farklı farklı isimlerden oluşmaktadır. İsim isim saymak gerekirse;

pazarorenAntalya-Aksu Köy Enstitüsü ile Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsü mimarı, Y. Mimar Asım MUTLU, Isparta- Gönen Köy Enstitüsü mimarı, Y. Mimar Celal BİÇER, Tekirdağ- Kepirtepe ve Eskişehir- Çifteler Köy Enstitüsü mimarları, Y. Mimar Emin ONAT ve Leman TOMSU, Kayseri- Pazarören Köy Enstitüsü mimarı, Y. Mimar Ahsen YAPANAR, Mualla EYÜPOĞLU ANHEGGER, Malatya- Akçadağ  ve Trabzon- Beşikdüzü Köy Enstitüsü mimarı, Y. Mimar Ahsen YAPANAR, Adana- Düziçi ve Kocaeli –Arifiye Köy Enstitüsü mimarı, Y. Mimar Recai AKÇAY, Balıkesir-Savaştepe Köy Enstitüsü mimarı, Y. Mimar Tahir TUĞ, Samsun- Ladik Köy Enstitüsü mimarı, Y. Mimar Leyla A. TURGUT, Ankara- Hasanoğlan  Yüksek Köy Enstitüsü mimarları, Y. Mimar Kemal Ahmet ARU, Orhan ARDA ve Adnan KURUYAZICI, Aydın- Ortaklar Köy Enstitüsü mimarı, Y. Mimar Mualla EYÜBOĞLU ANHEGGER, Antalya- Aksu Köy Enstitüsü mimarı, Y. Mimar Asım MUTLU’dur.

Köy enstitülerinin mimari projelerini üstlenmiş bu mimarlar arasında öne çıkan isimler ise, kadın mimarlarımız; Leman TOMSU, Leyla A. TURGUT ve Mualla EYÜPOĞLU ANHEGGER  isimleridir. Meslektaşlarıyla birlikte yarışmalara katılarak, Köy Enstitülerinin inşasında önemli roller üstlenmişlerdir.

Cumhuriyetin Erken Dönem inşasına denk gelen bu zaman aralığında,  hem çok sayıda kadın mimarlarımızın yetişmiş olmaları, hem de o dönemin en önemli figürlerinden olan Köy Enstitülerinin oluşumunda büyük katkılar sağlamış olmaları, dikkate şayan hususlardır.

Leman CevatTomsuLeman TOMSU: Kayseri’de 1913 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Erenköy Kız Lisesi’nde tamamladı. Güzel Sanatlar Akademisinin 1934-1935 mezunudur. İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğünde şehircilik uzmanı Martin Wagner’in yanında çalışarak iş hayatına başladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde öğretim üyeliği yapmıştır. 1941 yılında doçentlik tezini tamamlamıştır.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde görevli bulunduğu sırada, 1950 yılında İsviçre, Almanya, İsveç, Fransa ve İtalya’nın bazı şehirlerinde harp sonrası gelişmiş mimarlık ve şehirleşme sorunları üzerine etütler yaptı. 1958 yılında İngiltere’de iskân hukuku üzerine incelemelerde bulundu.

Eserleri arasında Cerrahpaşa Poliklinik Binası, Ankara ve Kızıl Toprak’ta Villalar, muhtelif Halkevi projeleri, Zonguldak Şehir Oteli yer almaktadır.

İştirak ettiği yarışmalarda, Kadıköy Halkevi üçüncülüğü, Otomatik Telefon Santrali Binası üçüncülüğü, Erzurum D.D. Yolları Mahallesi mükâfatı, Uludağ’da Sanatoryum mükâfatı vardır.

Leman TOMSU’nun yirmiye yakın inşa edilmiş projeleri arasından Cerrahpaşa Poliklinik Binası, Samsun Merkez Bankası Proje Müsabakası, Tozkoparan’da Bir Gazino Projesi, Şehremini Halkevi Projesi, Kayseri Halkevi Binası Projesi, Ankara Etlik’te Ev Projesi ve Gerede Halkevi Projesi bulunmaktadır.

TOMSU, Kepirtepe Köy Enstitüsü Proje yarışması birincisi ve Prof. Dr. Emin Onat’la birlikte de Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü yarışma birincisidir.

Prof.Dr. Leman TOMSU, 1975 yılında emekliye ayrılmış ve 29 Nisan 1988 tarihinde vefat etmiştir.

Leyla A. TURGUT:   İstanbul’da 1911 yılında doğmuştur. Yaşamını 1916- 1931 yılları arasında Viyana’da sürdürmüştür. Bu yıllarda Viyana’da ortaöğrenimini tamamlama fırsatını bulmuş, zaten anadili olan Almancayı daha da geliştirmiş, İngilizce ve Fransızca da öğrenmiştir. Leyla TURGUT, Avrupa’daki ortaöğreniminden sonra 1930’lı yılların başında İstanbul’a dönmüş ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Dekoratif Sanatlar Bölümüne kaydolmuştur. Ancak bu bölümden bir süre sonra ayrılır. Aynı okulun Yüksek Mimarlık Bölümüne geçiş yapar ve yüksek mimar unvanıyla 1939 yılında mezun olur. Aynı yıl, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümü’nden mezun olan Leyla Turgut bu kurumun eğitim kadrosu içinde yer alan ilk kadın mimardır. Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışmış ve bilahare İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde öğretim üyeliği yapmıştır.

Eserleri arasında, Cerrahpaşa hastanesi Cerrahi Kliniği, Çanakkale Abidesi yarışmasında mükafat ödülü, Ankara Fen Fakültesi mimari yarışmasında mükafat ödülü, İstanbul Açık Hava Tiyatrosu yarışmasında ikincilik, Ankara’da otel ve sinema yapımı projelerinde ikincilikleri bulunmaktadır.

Leyla TURGUT’un meslek yaşamı boyunca en çok ses getiren çalışması, dönemi için çok katlı sayılan İstanbul Okmeydanı İETT Memur Evleri Gökdelen Projesi olmuştur.

Bir dönem çeşitli spor dallarıyla da uğraşan ve takım kaptanlıkları yapan TURGUT, profesyonel yüzme yaşamını da Fenerbahçe Spor Kulübünde sürdürmüştür.

TURGUT, Ladik Köy Enstitüsü Proje yarışması birincisi ve Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsü ile Kocaeli- Arifiye Köy Enstitüsü Proje yarışması ikincisidir.

İstanbul’da 1988 yılında vefat etmiştir.

mualla-eyubogluMuaalla EYÜPOĞLU   ANHEGGER: Erzurum Aziziye’de 1919 yılında doğdu. Güzel Sanatlar Akademisinin 1940- 1941 yılı mezunlarındandır. Hasanoğlan Köy Enstitüsü Yapı Kolu Başkanı olarak görev yaptı. Diğer Enstitülerin inşaat çalışmaları esnasında mimar, inşaat sorumlusu ve öğretmen olarak çalıştı. Bütün Köy Enstitülerinde hizmet verdi. 1947 yılında Ortaklar köy Enstitüsünde çalışırken zehirli sıtmaya yakalandı. Bu yıldan itibaren arkeolojik kazılarda, koruma kurullarında, tarihi anıtların onarımlarını yürüttü. Başta Rumelihisarı ve Topkapı Sarayı Harem Dairesi olmak üzere çok sayıda tarihi eserin restorasyonunu yaptı.

Alman Türkolog,  tarih araştırmacısı Dr. Robert Anhegger ile evliydi.

Aydın- Ortaklar Köy Enstitüsünün mimarıdır.

İstanbul’da 16 Ağustos 2009 yılında vefat etti.

Köy Enstitülerinin mimari yapısına değen kadın elleri,  bu insanların sağlam, müşfik ve zarif elleridir. Mualla Eyüpoğlu’nun ve Leyla A. Turgut’un,  hayatlarında ilk kez inşaatları safhasında tanık oldukları Köy Enstitüleri hakkında söyledikleri ise,  o ellerin nice kutsal eller olduğunu ortaya koymaktadır.

Mualla Eyüpoğlu; “Köy Enstitüleri’ne bir şey öğretemedim ama Yapı Kolu başkanıyken talebeden çok şey öğrendim. Köy Enstitüleri’ne mimar olmanın öğretici tarafı şu oldu: Herkesten kendi yaşadığı evin planını yapmasını istedim. İşte o zaman Anadolu’daki 40 bin köyün daha prehistoryada yaşadığını gördüm ve bu beni daha çok heyecanlandırdı.”

Leyla A. Turgut; “Köy Enstitüleri yapılıyordu. Mimarlar arasında çeşitli yarışmalar açılmıştı. Ben de Samsun- Lâdik Akpınar Köy Enstitüsü projesi ile birinci gelmiş ve enstitünün inşasını yapmıştım. Vezirköprü zelzelesinde, taş üstünde taş kalmadı haberini alınca hemen oraya koştum. Ve tek ayakta kalan binanın Akpınar Köy Enstitüsü olduğunu görünce nasıl sevindim bilemezsiniz. Köylüler kısa sürede çevremi aldılar, o zaman tabii mimar kelimesi pek bilinmiyor, Mühendis Hanım ne olur, bizim köydeki binaları da sen yapıver, Mühendis Hanım ne olur, “ bi yol bizim köye de uğrayıver”  diye güvenlerini göstermelerini hiç unutmam, çünkü hatırlarım.  Bazı yarışmalarda ya da projelerde “aman projesini kadın çizsin de inşaatını bir erkeğe yaptırırız” gibi güvensizliklere karşılık, Anadolu köylüsü bana büyük güvenle sarılmıştı… ”

Not: Evet, bazı dikkatli okurlarımızın, Leman Tomsu’nun bir görüşü yok mu muş dediklerini duyar gibiyim. Doğrudur.Leman Tomsu, elbette bir şeyler/ çok şeyler söylemiştir. Söylemiş olmalıdır. Bu konuda bir şeyler bulmak için çok araştırdığım vakidir. Onun hayat hikâyesini anlatan kitabı da sonuna kadar heyecanla okudum. Sanırım, Tomsu’nu Köy Enstitüleri hakkında söyledikleri maalesef dikkate alınmamış gözükmektedir.

 

Bir Cevap Yazın