Koleksiyonculuk, entelektüel birikim midir?

Bir şeyler alıp biriktirmeyle başlayıp, süreç içerisinde kendiliğinden gelişen ve bu gelişmeye paralel olarak  , ilgilisine  yeni kulvarlar ve alternatifler sunan koleksiyon – koleksiyonculuk tanımı üzerinde, ne yazık ki genel bir mutabakat sağlanamamıştır. Sağlanamamaktadır. Bir mutabakatın sağlanamayışındaki asıl sebep ise, koleksiyonculuğun, günümüz teknolojileri ve anlayışı içerisinde pek sık evrilmesi, pek kolay şekil ve  renk değiştirebilmesidir.

KoleksiyoculukDahası, dün çok önemli bir koleksiyon konusu olan bir tema veya objenin, birkaç gün sonra, ne alıcısına, ne toplayıcısına ne de satıcısına pek bir şey ifade etmediği gibi, aksi olarak,  çok kısa bir vade önce  bir anlam ve değer yüklenemeyen bir konu ya da ibarenin bu gün yükselen bir koleksiyon-koleksiyonculuk konusu  olabilmesi, bu evrilmenin , şekil ve renk değiştirmenin  de müsebbibi görülmektedir.

Koleksiyonculuk genel tanım itibariyle; tarihi süreç içerisinde kullanımı yada dönemi bitmiş ancak yaşanılan döneme, tarihe tanıklık etme özelliği taşıyan ve bu sebeple de gelecek kuşağa aktarılması öngörülen her hangi bir cismin, nesnenin veya eşyanın biriktirilip, saklanmasıdır.

Her ne kadar, tanım içerisine “ biriktirmek ve saklamak” olarak özetlenen aktivitenin aslında,  biriktirmek ve saklamak kadar,  hatta daha da fazla, ona bir tasnif ve kronolojik tarih katmak ile de özdeş olduğudur. Nitekim, herhangi bir nesnenin, objenin, ya da belgenin belli bir tasnif ve tarihi kronolojik tanım kaygıları olmaksızın, biriktirilip, saklanmaları, bizi bir koleksiyon yada koleksiyoncu ile karşı karşıya getirmemektedir.

İşin özü, elinizdeki malzemenin çokluğu ve eskiliği ( tarihliği)’nden öte, önemli ve değerli olan hususu, temanızın veya malzemenizin, “ başından bugüne” bir şey ifade edebilmesi, söz söyleyebilmesidir. Yoksa, bir çok malzemeyle, hiçbir şeyin söylenmediği aşikar olduğu gibi,  pekala, eski biriktirilmişliklerle de pek bir  şey ifade edilemeye bilmektedir.

Koleksiyonculuk özel tanım itibariye de; meşakkatine katlanabileceğiniz, ilgi, arzu ve sevgi duyduğunuz herhangi bir konuda- temada bir şeyler yapma gayretiyle, toplanan, biriktirilen, tasniflenen ve saklanan şeyleri ifa eder. Burada karşımıza çıkan yeni kelimeler ise, “ meşakkatine katlanmak, ilgi, arzu ve sevgi” kavramlarıdır ki,  nitelemede asıl olan,  işin şahsa münhasır- şahsa ait, özel bir çalışma ürünü olmasıdır.

Yine, karşımıza çıkan yeni kelimelerden olan “ bir şeyler yapma gayreti”, boş vakitlerin değerlendirilmesi gibi altı boş bir tanımdan başlayıp, bir esere dönüştürmek gibi çok daha üretici bir gayeye kadar uzanan geniş bir sahada, ilgilisine cevap verebilmektedir.

Koleksiyonculuk ticari anlam itibariyle de, “ nihai amacı ticari bir kazanç sağlamak” amacıyla yapılan koleksiyon ve koleksiyonculuk çalışmalarını ifade edebilmektedir. Burada söz konusu olan, en az genel veya özel koleksiyon çalışmaları kadar ısrarlı ve gayretli bir ürün ve malzeme toplanmasının asıl olmasıdır. Ancak nihai amaç, bu ısrarın ve gayretin neticesinde temin edilenlerin hızla bir taliplisine devredilmesi gerektiğidir.

Bu konularda gerçekleştirilmiş bir istatistikî çalışma olmadığı için, ülkemiz genelinde, koleksiyon ürünü olarak değerlendirilen ve değerlendirilebilecek malzemenin hangi yüzdesinin, genel koleksiyon ürünü olduğunu, hangi yüzdesinin özel koleksiyon ürünü olduğunu ve hangi yüzdesinin de ticari koleksiyon ürünü olduğu bilgisine ulaşmamız mümkün değildir. Yine aynı gerekçelerle, benzer safhalarda, koleksiyoncu bilgilerine de ulaşmak mümkün olamamaktadır.

Öngörülerimize göre, genel ve ticari anlamda yer alan koleksiyon ürünlerinin, özel anlamda yer alan koleksiyon ürünlerinden, tema bazında çok daha az ve zayıf olduğudur. Buna karşın, özel koleksiyon konusu ve malzemesi, diğerlerine göre çok daha zengin ve çeşitli bir envanter içermektedir. Örnek vermek gerekirse, özel bir koleksiyon teması hakkında aranan herhangi bir malzeme, henüz diğerlerinin iş ve sahalarını iştigal etmemiş olabilmektedir.

Bunun gerekçelerinden birini de, bu üç tanımın içinde yer alan ve bu işlerle uğraşma gayreti sebebiyle “ koleksiyoncu” diye nitelediğimiz kişilerin “ entelektüel birikiminde”  aramak gerekmektedir.

Özel koleksiyon sahibi koleksiyoncu,  öncelikle elindeki malzemenin ( koleksiyon) ne olup bittiğini sorgulamaya,  sorularına cevap aramaya meyildir. Bu yönüyle bu çabası, “ alt entelektüel birikim” i gerektirir ve bununla kifayet etmesini yeterli bulur.

Genel koleksiyon sahibi koleksiyoncu ise, ne olup bittiğinin sorgulanmasının yanı sıra, niçin, nasıl, ne zaman gibi ek sorularla işlevini genişletmeye,  ilave olarak mekân ve üretim ilişkilerini de sorgulayarak artistik değeri ortaya çıkarmaya gayretlidir. Bu gayreti ise “ üst entelektüel birikimi” esas ve muhtaç kılmaktadır.

Ticari anlamda koleksiyonculuk faaliyeti yürüten şahısların ise, yapılan işin mahiyetine uygun olarak, “ alt entelektüel birikim” ile yetinebilecekleri gibi,  muhakkak “ üst entelektüel birikim” ile mecbur kalacakları  zamanlar söz konusu olabilmektedir. Tahmin edersiniz ki,  ailesine, yakınlarına ait  eski malzeme ve ürünleri  satarak bir ucundan koleksiyon işine girişmiş taşralı bir ticari koleksiyoncu ile eski ressamların tablolarını satan bir Ankara Koleksiyoncusunu, bu limitler içinde denk tutamayabilirsiniz.

Nihayetinde, koleksiyon ve koleksiyonculuk  ifade olunduğu gibi, bir entelektüel birikim işidir. Bu birikim sağlanamadan insanları, bu tür çabalar ve gayretler içinde göremezsiniz. Özüne bakıldığında ise, alt entelektüel birikimin yeterli görüldüğü, özel koleksiyon ve koleksiyonculuk çalışmalarını yapan kişilerin ise, genelde, üst entelektüel birikime de çoğunlukla sahip oldukları görülmektedir.   Ayrıcı nokta ise, sahip olunan koleksiyonluk materyaller ile , “ bir şeyler yapma gayreti “dir. Ki ülkemizde, ne yazık ki içi pek tanımlanmamış ifadelerden biri de budur; Bir şeyler yapmak!

Ancak her şeye rağmen, bu üç gruba ayrılmış koleksiyon ve koleksiyonculuk tanımlarını ifade etmede kullanacağımız anahtar kelimeler ise çok farklı ve çok üniterdir. Örneğin, genel koleksiyon ve koleksiyonculuk çalışmalarını nitelemede kullanılacak  anahtar kelime “ artistik”, olabileceği gibi, özel koleksiyon ve koleksiyonculuk çalışmalarını nitelemede kullanılacak anahtar kelime “ üretici” olmalıdır. Ticari amaçlı koleksiyon ve koleksiyonculuk çalışmalarını nitelemede kullanılacak anahtar kelime ise “ eski para” dır.

Koleksiyon ve koleksiyonculuk tanımlarına başka bir bakış açısı getirmeye niyetli olan yazımızı aşağıdaki ifademizle son vermek yerinde olacaktır.

Hiç kimse, yeterli entelektüel birikime sahip olmadıkça, yürürken yolda, yerde hazır olarak bulduğu bir koleksiyonu alıp gitmekle, koleksiyoncu olamayacaktır. Belki zengin bile olabilir, ama koleksiyoncu değil!

 

2 thoughts on “Koleksiyonculuk, entelektüel birikim midir?

  1. haldun bey selam ,
    adim ali riza GEL 23 yildan beri belcikada yasiyorum kolleksiyonculuk yazinizi dikkatle okudum tekrar okumaliyim , bende bir kolleksiyoncuyum bulundugum noktayi gormemde bu yazinin bana verecegi cok sey olduguna inaniyorum. 13 yildir belcika bilardo liginde lisansli sporcuyum 10 yil once antika bilardo istekalariyla baslayan birikimim zamanla gelisti kuplar madalyalar istekaliklar antika bilardolar bilardo saatleri , toplari sayaclar kitaplar vs kisacasi kolleksiyonumda bilardo tarihine ait ( 1800 -1 960 ) 700 civari malzemem oldu bunu bir muze olarak degerlendirme arastirmalarim oldu dunyada tek bilardo muzesi avusturyada bulunmakta . turkiye bilardo federasyonuyla bir gorusmem oldu fakat ilgi olmadi sanirim . konu cok genis kisaca sunu ifade etmek istiyorum bulundugum noktada sizin bu yorumunuzun beni cok etkiledigini soylemek istiyorum ve bu yorumunuzdan faydalanacagim. ayrica bilimsel kolleksiyonculuk anlaminda yazilariniz yayinlariniz varsa nasil ulasabilirim .
    saygilarimla

    ali riza gel 0496 45 03 46

    BELCIKA / HASSELT

  2. haldun bey selam

    cevabiniz ve ilginiz icin tesekkur ederim , ilk bakista kolleksiyonum biraz ilginc konu gorulebilir fakat bilardo avrupada 16.yy / 19.yy ust tabakanin avcilik gibi en populer sporuydu ve yazili tarihi kleopatra donemine kadar gidiyor . konuyla ilgili birkac bilgi vermek istiyorum size , kucuk yastan beri el sanatlarina ilgim oldu tahsilli bir insan degilim fakan sanata karsi hep ilgim oldu bir cok muzeleri gezdim ozel kolleksiyonlar gorme sansim oldu beni boyle bir kolleksiyon yapmaya iten sebeplerden biriside gecmisimdeki bu kucuk birikim oldu sanirim .
    ikincisi ise bilardo sporunun dogdugu cografyada yasamam , ana mamleketi basta fransa almanya belcika hollanda ve ingiltereyi sayabilirim .bu objeleri bu ulkelerin disinda bulabilmek zaten imkansiz gibi birsey . yasadigim ulke ise dunyanin ( karambol ) bilardo merkezi sayilir , dunyada bilardo cuhasi iwan simones 1680 yilindan beri bir tek belcikada uretilmekte , keza bilardo toplarida tek belcikada uretiliyor ve dunya siralamasinda en iyi oyuncularda belcikalidir . 10 yil once bu kolleksiyona basladim 500 bin klm. yol yaptim 3500 euro posta ucreti odedim toplam maliyeti 80 bin euro 70 bin euroya sigorta yaptirdim koleksiyonumda 700 objem var.hayalini kurdugum muzenin yuzde seksenini tamamladim tahmin edersinizki anormal bir emek arastirma ve zamana maloldu bana ve sunuda ilave etmek istiyorum tarih boyunca hic bir turk boyle bir bilardo kolleksiyona baslayamaz yapamaz basaramazda .
    zaman zaman turk milli takimi ve ust duzey bilardo sporculari belcikaya hollandaya geliyorlar iyi derecede tanidiklarim var iclerinde kolleksiyon yaptigimi muze projem oldugunu biliyorlar uzuldugum nokta ise konuyu anlattigim sporcularin hemen hepsi projen varsa senin yerinde olsam turkiyede acmam demeleri ! dahada vahim olani ise bu sporculardan biri bilardo sistemleri kitabi yazdi ve dunyada kabul goren bir sistem ayni zamanda onunda bana tavsiyesi turkiyede yapma bu projeyi oldu . maalesef ne tarih bilinci var bizlerde ne muzecilik kulturu nede bilinci .
    dusunebiliyormusunuz 500 yil sonra gelecek nesiller bu sporda kullanilan ilk malzemeleri gorecekler dunyada hic bir muzede olmayan orneklerini ,sizce heyecan verici degilmi . belcikada ozel kolleksiyonerler taniyorum yasadiklari belediyeler bu ozel muze ve kolleksiyonlari il turizm projesine dahil ediyorlar ve gelecek turist gruplarinin saatlerini bu kolleksiyoner veya ozel muze sahibine bildiriyorlar bu sayede bu kolleksiyoner ve muze sahipleride devletten bir miktar ucter aliyorlar bu ucretlede kolleksiyoner projesine daha kaliteli objeler alabilmekte turkiyede boyle bir calisma varmi bilmiyorum fakat bu sayede kapali bir odada sakli kalan bu kolleksiyonda gezilip gorulebilir sergilenebilir hale geliyor ayrica sehrin kultur dokusunada katkisi oluyor tabiki . eger turkiyede bu tur projelere destek olunuyorsa kolleksiyonumu bu sekilde degerlendirmek istiyorum .

    saygilarimla

    ali riza gel

Bir Cevap Yazın