17 Nisan Köy Enstitülerinin 73. Yıl Dönümü Üzerine

Köy Enstitülerini salt bir okul ya da bir eğitim sistemi olarak algılamak yanılgıdır. Köy Enstitülerinin başarılarından biri de ilkel tarımdan – modern tarıma, geleneksel toplumdan- çağdaş topluma ve çağdaş demokrasiye geçebilmek için verilen çabalar ve en önemlisi de Türk devrimini ve aydınlanmasını köylerde sürdüren kurumlar olmasıdır.

Enstitüler, öğrencilerin yönetime katıldığı, üretimden gelen gücünün farkında olduğu, eleştirel bilince sahip, akıl ve bilime inanan gençlerin yetiştirildikleri demokratik, laik, çağdaş eğitim kurumlarıdır.

Dünyada başka bir örneği olmayan bu kurumlar, katılımcı ve demokratik yönetim anlayışı, ders programları ve uygulanan eğitim yöntem ve ilkeleri ile pek çok ülkenin ilgisini çekmekle kalmamış, aynı zamanda yerleşik olduğu coğrafyanın insanlarını da bu ilkeleriyle etkilemiş ve dönüştürmüştür.

Köy Enstitülerinde kültür, ziraat ve teknik derslerin yanı sıra güzel sanatların her alanında gösterilen çabalar, hem o kültürün folkloruna hem de ekonomisine sağladığı katkılar ile de  çağdaşlaşmanın da göstergesi olmuştur.

Köy Enstitülerinin işleyişinde üretim ile entelektüel yetileri geliştirmek, cumhuriyet ve demokrasi değerlerini yerleştirmek birbirleriyle dengelenmiştir. Öğrencilerin kişiliklerinin bu etkenlerle biçimlenmesi amaçlanmıştır. Bu biçimlenmenin , çağdaşlaşmanın bir göstergesi olarak yerine getirildiğinden de kuşku duyulmamalıdır.

Sergiler, kurslar, proje hazırlıkları, saha uygulamaları, köy gezileri, köy incelemeleri, atölye çalışmaları, konserler, sanat uygulamaları, heykel ve anıt çalışmaları, resim sergileri,kütüphane çalışmaları, enstrüman  eğitimleri, tiyatro, konferans, müsamereler  v. b  bu çağdaşlaşmanın birer argümanları gibidir.

Bugün Kuruluşlarının 73’üncü Yıl Dönümünde, algılamamız ve unutmamız gereken husulardan yalnızca biri olmalıdır, çağdaş eğitim kurumlarının öncüsü olan Köy Enstitüleri. Elbette unutulmaması gereken diğer husus da, çağdaş eğitim kurumlarının her zaman  ihtiyaç duyduğu çeşitli argümanların, hayatın her safhasında kullanılması gerektiğidir.

Hatta, Kuruluşlarını kutladığımızı böyle bir günde bile.

 

Not: Bilmiyorum ne anlama gelecek, bu yazıyı yazdığım sıralarda, henüz daha pek kimsenin bilmediği vakitte, Canan Yücel Eronat’ın vefatını öğrenmem !

Hasan Ali Yücel, en büyük eserinin yıldönümünde mi   sevgili  kızına kavuşmalıydı? Bilemiyorum.

Bir kaç kez babasının eserlerini anlatırken izlemiş olduğum Canan Yücel Eronat’ı saygıyla anıyorum. Artık her 17 Nisan’lar bize biraz daha başka anlamlar yükleyecek. Sevgi çiçeğimiz büyüyecek…

Bir Cevap Yazın