Yeni Tahviller ve Demiryollarımız Üzerine

Hazim Atıf KUYUCAK’ın, 1939- 1942 yılları arasında TRT Radyolarında yaptığı sohbetlerinin derlendiği yazılardan oluşur;  onun ” Radyo İktisat Saati Konuşmaları” başlıklı kitapçıkları.

Henüz üzerine başkaca bir araştırma ve değerlendirme olmadığı için, sahaflardan temin edildiği kadarıyla sayısı , süresi ve tarihi bilinebilmektedir.

Nitekim, elimizdeki en geniş koleksiyonlardan biri olduğumuz kaynaktan , son sayısının 32’den oluştuğu bu itibarla da son konuşmanın 4 Aralık 1942 Tarihinde yapıldığı tesbit edilebiliyor. Dediğimiz gibi, elindeki kaynaklar ile bu kitapçık sayısının adedini yükseltebilen çıkar ise, külliyata o yeni bilgileri de ekleyerek yeniden düzenlemek gerekecektir.

Ne garip değil mi ? Çok değil, 70 yıl önceki yazılı kaynaklarmızın teyidi konusunda bile zorluk çekiyoruz. Bu konuda kimi suçlamak, kimden hesap sormak gerek bilemiyorum. Ya da bunlara ihtiyaç var mı?

Üstelik, yazarı Hazim Atıf Kuyucak olabilen yazılı kaynaklardan söz ediyoruz. O, Kuyucak ki, zamanın en güçlü adamlarından biri. En güçlü iktisatçı. En güçlü uluslararası ilişkilere sahip bir insan.

Ne yazık, ona bile bigane kalmışız!

Doğrusu, o’na mı bu biganelik, yoksa tarihimize, kendimize mi?

Öyle ya, her sayıda Radyoda yayınlanmış ortalama 6 sohbetine yer veren, böylece de yaklaşık 200 makale değerindeki sohbet yazıları bulunan, kitapçıklara ilgisiz kalınır mı?

Üstelik, tüm dünya savaş içinde veya savaşın çığlıklarını sınırlarında duyarken!  Bu savaşın bir iktisat ve ekonomi savaşı olduğunu bilen, gören, söyleyen biri varken.

İşte o yazılardan biriydi; ” Yeni Tahviller ve Demiryollarımız”  yazısı. İmparatorluk sürecinden gelen demiryolu gerçeğinin süzülerek ortaya konduğu ve adeta bugünümüzün münakalatında yapılan özelleştirmelere de çığır açtığı muhteşem bir yazı.

Ne var ki, yazının yeterince okunmamış olduğunu, aldığım istatistikler sonucunda öğrenince, hayretimi gizleyemedim. Elbette, okumamış olanları suçlamak değil niyetimiz; bizim ki yalnızca bir arzuydu.  Belli ki vakitsiz ve zamansız.

Yazılarının bir çoğunu okumuş olmama ve hatta 1941 yılında söz ettiği, ” Köy Enstitüleri Üzerine Sohbet” ini bile  es geçerek, daha önemsemiş gördüğüm bu yazının,  yeterince kişiye ve ilgilisine ulaşamamış olmasının hezeyanı!

Oysa ne kadar açık ve yalın dile getirmiş demiryollarının önemini, tarihini, ekonomik değerini. Hatlarının, işletmenin değerini. Adeta özelleştirmeyi anlatmış, Anadolu Osmanlı Şimendifer Şirketini dile getirirken. Bağdat Demiryolu Hattı derken, yalnızca bir demiryolu hattından söz etmemiş, dünyaya bağlanmaktan söz etmiş. Gerçekleri de görerek,  kayırmadan, yalın. Çıplak.

Ne fayda!

Biniyorsun işte gidiyor tren!

Bir Cevap Yazın