Ah! Ankara

Hergün yeni bir yüzün çıkıveriyor ortaya. Üstelik, sen bu kadar dimdik yakta iken. Hergün yeni bir yüz, her gün yeni bir suret.

Hep de eskilerden kalma bir resmin şaşırtıyor bizleri. Seni sevenleri, seni bilenleri. Sevmek ne kadar yeter, bilmek ne ifade eder meçhul.

Ah! Ankara. Sen bir anasın, kentler içinde. Yalnızca yeni canlar vermeyen, yalnızca, hayat vermeyen. Bunlarla yetinmeyen.Dünya veren bir can.

Ah! Ankara. Nasıl asilsin. Varlığın, yeni nesillere kucak açıyor her dem. Her vakit. Her an.

Sokakların anılıyor şimdi, bir yerlerde. Bulvarların. O binaların. Kızların, oğulların. Meydanlarda hayat bulmuş, meydanlara hayat vermiş anıtların.

Ah! Ankara,  asiller asili. Siyah fotoğraflara yansımış yüzün. Biraz Anadolu her yanın, biraz daha eski toprağın.

Konuşan ağzın,  bakışan gözlerin, sessizliğin, sadeliğin. Buğday tanesine dönüşmüş, güneş yanığı saçların.

Ağaçlar sarmış anıtlarını, Atanı. Dikilip büyüyesiye, uzanıp serilesiye. Sulanıp, gürlenişine.

Hergün bir yüzün daha çıkveriyor ortaya. Sargın, yorgun, kızgın. Suskun.

Ah! Ankara, saklama ne olur, ne olur utansan da yüzünü. Saklama!

Unutulsan da!

Bir Cevap Yazın