Bir Kitabın Peşinden

 Bilgilerini bir başka yazıda vermek istediğim bir kitap var elimde epeydir. Henüz tam olarak araştırmalarımı sonuçlandırmış değilim. Bu kapsamda bir kaç yere göndermiş olduğum e-posta mesajlarıma da cevap gelmiş değildir. Sanırım bir dostuma yazdırdığım ve bunun sonucunda gönderdiğim  Fransızca metinler anlaşılır ve sorularımızın temeli bilinmiş olmalıdır. Gelecek  veya gelmeyecek bu cevapların yol haritamızı çizmede etkili olacağı muhakkaktır. Tahmin ettiğiniz üzere Fransızca yazılmış  bir kitaptan bahsetmekteyim. Yıl 1913.  Bir Türk subayının anılarına dayalı olarak kaleme alındığı sabit olan bu kitap, şimdiye değin  asla Türkçe kelimelere tahvil olamamış ne yazık ki!  Ne Osmanlıca Türkçesi görmüş yüzü, ne de günümüz dilimizi. Ancak kitap içinde bazı ifadeler var ki, bugünün çocukları, bugünün nesilleri muhakkak okumalı bu kitabı. Hele ülkemiz gündemini fazlasıyla meşgul eden asker- sivil-siyasetçi ayrımın fazlaca yapıldığı bir ortamda okunması adeta hayati bir önem taşımaktadır. Bir Türk Subayının vatandan ve memleketten anladığının ne olduğunun, vatan ve memleket savunmasının ise  ne olmadığının çok güzel vurguları var içinde. Dönem, yabana atılmayacak bir dönem. 1912 Balkan Harbi dönemi. Hani üzerinden  -tam da bugün-  100 yıl geçmiş olan, bir İmparatorluğun batışının ve bir Cumhuriyetin doğuşunun doğal nedenlerini de ortaya koyan bir harp. Bu nedenleri içinde barındıran bir harp.

 Niçin yüz yıllık bu geçmişimiz sorgulanmaz, niçin Balkan Harbi’nden aldığımız dersler, yeni kuşakların önüne serilmez bilmiyorum. Geriye dönüp baktığımızda, 100 yıl önceki sürecin, bazı mecralarda hala devam ettiği, bu kitabın yayınlanmasıyla bir kez daha ortaya çıkmış olacaktır. Balkan Harbi, bir İmparatorluğun başkentliğini yapan bir şehrin 4 ay boyunca istila ve işgal edilmiş olmasıyla sınırlı değildir asla. Düşünüldüğünde bu istila ve işgalin asıl müsebbibleri, İmparatorluğun yıllarca  koruyucuları ve hizmetkârları olduğu görülecektir. Ne uğruna, ne hedefler uğruna, nerelere gelindiği izlencektir. Balkan Harbini bir “sınır savaşı “gibi görüp ve göstermek, aslında bir “sinir savaşı” olduğunu saklamak ve anlatmamak işin en garip ve en vahim yanıdır. Bir Türk Subayının yazdığı bu kitabı, bu yönüyle çok önemsediğimi, “sinir savaşının” ipuçlarını göstermesi açısından da, günümüze ışık tutacağını belirtmek isterim.

Bu sütunlarda , bu sayfalarda asli görevimiz, bildiğiniz gibi  gözümüzden kaçan kitapları ortaya çıkarıp, bir hatırlatma yapmak ile sınırlıdır. Görevimiz, bir kitap eleştirisi yapmak veya kitap üzerine yorumlarda bulunmak değildir. Ne var ki bu kez böylesine bir işe soyunmuş gibi gözükmekteyiz. Ama asıl niyetimizin bu olmadığı, yine yüzlerce (!) yıldır gözümüzden kaçan bir kitabın peşinden gitmek olduğunu hatırlatmalıyız.

 Bu arada Balkan Harbi konusunda duyarlılığımın üst seviyede olduğunu, bu harbin günümüz Türkiyesinin şekillenmesinin de ana unsurlarından birini teşkil ettiğini iddia ettiğimi belirtmek isterim. Yaklaşık 3 yıldır, Balkan Harbi’nin 100 Yıl Dönümü sebebiyle  ( günü gününe  tam bugün) bir şeyler yapma gayretinde olduğumu yakınımda bulunan yayıncı-organizatör kişilerin de gayet iyi  bildiğini hatırlatmalıyım. Kendilerine üç yıl evvelinden değişik yayın projeleri önermiş olmama rağmen, hiç bir şey yapamamış olmanın üzüntüsü, yeni bir kitabın peşine düşmemizi sağlamıştır. Yoksa ciddiye alınacak önerilerimiz, bu günlerde değişik etkinliklerin yapılmasına ve külliyatımıza çok değerli yayınların katılmasına vesile olacaktı. Ama olmadı, olamadı. Bu tür süreçlerde sponsor firmaların katkıları çok önemlidir.

Bu kez bu kitabı, ” Meneviş Kitapçısı” veya  “Kitapantika” rumuzu altında çıkarmanın ve bu rumuzların da ilk yayını olarak yayınlamanın hevesi saymaktayım.

Bakalım bir kitabın peşinde olmak bizi nerelere sürükleyecek,, kaderimiz nasıl değiştirecek?

Bir Cevap Yazın