İstanbul’dan Yine Bir Sergi Talebi

Yıl 1950- 55 arası. Urfa Memleket Hastanesi. Yeni Doğum, İlk Nefes

Henüz İstanbuldaki son sergime yaptığım eleştiri ve kötü nitelemelerimin üzerinden 5-10 gün geçmemişken, yine İstanbul’dan bir sergi talebiyle karşılaştık.

Benim istememe rağmen İstanbul beni mi istiyor, benim sevmeme rağmen İstanbul beni mi seviyor? Bilemedik?

Ancak profesyonel olduklarına inanmadıkça, kendilerine küratör deyip de ” kerata” oldukları anlaşılanlarla  artık bir iş yapmamız mümkün değildir. Asla değildir.

Keşke kimse küratör olmasaydı da, Ankara  “sergi ağzıyla” söylendiği şekilde ” sergi komiserliği” ile yetinilseydi.

 Neyse, yine İstanbul’daki son sergiye olan sitem ile devam etmemeliyiz.

Yeni sergi talebimiz, ” Sağlık Ocağından Memleket Hastanelerine Hekimler, Hemşireler ve Hastalar” konulu fotoğraf sergimiz üzerine.

Henüz İstanbul’da hiç sergilenmedi. Gerek var mı bilmem ama!

Aslında bir kaç yıl önce İstanbul’un profesyonellikten ne anladığını, proje haline getirdiğimiz bu sergi ile anlamış idik. Ülkemizin en ciddi Üniversitelerinden birinden davet almış,  sergi hayalleri kurmuştuk.

Sonra, anladığımız kadarıyla asıl işi küratörlük olan bir müdiremiz, önümüze diyetimiz koyuvermişti.

“Davetiyeleri siz bastıracaksınız, kokteyli siz hazırlayacaksınız .”

Onlar yalnızca salonu verecekler. Eğer katalog yapılacak ise de “siz bileceksiniz!” Bu gelişme üzerine o koskoca Üniversite, bu küratörün aymazlığına teslim olmuştu.

Ey İstanbul!

 Ey Bizans!

Dün aldığımız bu davet neyle sonuçlanacak bilmiyorum. Ama davet eden kişinin Ankara kültürü içinde yaşamış ve Hacettepe eğitimi ile yoğrulmuş olduğunu bildiğimden rahatım. Biliyorum Ankara ve Hacettepe küratör yetiştirmez, O, adam yetiştirir. Bizans’ı bilmez.

Henüz tarih ve yer konusu konuşulmadı bu davette. Benim katılıp, katılmayacağım soruldu yalnızca. Katılma beyanım üzerine program detaylandırılacak.

Sanırım Küratör (!) aranacak!

Bir Cevap Yazın