Semeni ve Nevruz

Yaklaşık 8-10 yıldır her Mart ayı başlarında yapmaya çalıştığım bir etkinlikten bu kez uzak kaldım. Değişik sebeplerle ne vakit bulabildim ne de hatırlamıştım zaten! Unutuldu gitti bu sene “semeni hazırlamak”.

Oysa, her sene buğday, arpa ve çavdar tanelerinden birer çay bardağı dolusunu alır, onu bir gün boyunca bardakların içinde suda tutar, ertesi gün de küçük saksılarıma ekerdim. Her Mart ayının ilk günlerinde yaptığım bu çalışma, hemen hemen Mart Ayının 15 veya 16’ncı günlerine doğru filizlenir, takriben 20 veya 21 Mart gününe de bir karış boy atmış olurdu.

Tabii bu süre zarfında, gözümün içi bakıldığına ve her sabah saksılarının sulandığına da şahit olmalısınız.

Eğer 21 Mart Günü bir tatil veya hafta sonu tatiline denk gelmiş ise, sabahı veya akşamı eşin dostun katıldığı bir yemekte masanın en büyük süsü, beline kırmızı kurdela dolanmış, saksıları alümünyum folyo ile sarılmış semenilerim olurdu.

Bu benim çin bir Nevruz ritüeli oluşturmuştu. Tahmin ediyorum ki içinde fazlasıyla Azeri ögeler içeren bir Nevruz ritüeliydi. Kimseye bir rahatsızlığı da yoktu. Gönül almayı bilmesi, Nevruz’u dillendirmeye yaraması fazlasıyla işe yarıyordu zaten.

Sonrası da, bizim ellerde  “semeni helvası” yapımına katılamayan bu uzun yemyeşil çimler, başka işlere yarıyordu. Ya komşunun kedisine, ya da  köpeğine şifa sağlıyan bir yeşillik oluyordu. Zavallı kediler ve köpekler, aylar sonra taptaze çimlere kavuşuyorlardı.

Bu sene bu ritüel ne yazık ki yerine getirilemedi. Ah bu öksürük!

Semeni kültürümden daha eski olan Nevruz bilgim  ve belleğim ise, her şeye rağmen kendini asla unutturmadı. Hatta kışın o karanlık ve yoksunluk anlarında bile tek beklentim Nevruz Günü idi.

Nasıl bir kış atlattığımızı çok değil bir kaç ay sonra tamamıyla unutacağız. Ancak laf başı olunca ” evet ya. ne kış idi değil mi”  deyip, sorgulamayı başkalarına bırakacağız. Oysa, o kış günlerinin soğuğu, ayazı, fırtınası, çamuru ve karı altında bile, üstelik çoğu vaktini kapalı mekanlarda geçiren bir insan olarak hep Nevruz’u gözlemişimdir.

Nevruz, çok geniş bir coğrafyanın doğum günüdür aslında. Kışın bitmesidir. Baharın başlamasıdır.

Bu kadar keskin hatları mı ifade eder derseniz; doğrudur, her şey bir günün eseridir. Çünkü bugün ilk tomurcuklarını verir doğa.Dönüp arasanız, düne dair bir şey bulamazsınız.

Bu gün elele tutuşur gündüz ve gece. Gündüzü, sevdaları büyütmektir amaçları. Gece o kadar fedakar ki! Küçülmeyi göze alır bu sevda uğruna. Gündüzü büyütmek adına.

Ah gece!

Büyümeli gündüz, kışın ardında kalanları ısıtmak, onları görmek için. Büyümeli gündüz, çocuklara sokakları hazır kılmak için. Büyümeli, büyümeli gündüz, cumbalı evlerden asılacak çamaşırlara şahit olmak için.Büyümeli, sokak satıcılarının ağzından yeni yemişlerin çıktığını duyurmak için. Büyümeli, bir gün önceden saran tatil heyecanlarını yaratmak için.

Sabahları balkonlarda yapılacak kahvaltılara zemin olmak için.

Büyümelisin. Nice arzular için, güneşe doymalısın.

Nevruz’u bu dileklerle karşılıyor, Nevruz Bereketi diliyorum.

Bir Cevap Yazın