Türkiye’nin İlk Köy Okulu

Türkiye’de ilk köy okulunun açıldığı yer ile ilgili bilgilerimiz oldukça net ve sarihtir. Ne var ki şimdiye değin, bunca öğretim hayatımıza rağmen hiç bir dersimizin, okuma parçamızın konusu olmamış, olamamıştır.Oysa, bu yazıyı bir çoğumuz şimdi değil de yıllar önce İlk Okul sıralarımızda bir kitabımızda okumalıydık. Fotoğrafı da şimdi değil de o zaman görmeliydik. Kimbilir, neler bahane edilir de de Balıkesir’e uzanan yollar, oraya kadar uzatılmaya çalışılırdı. O heyecan ve tutku bizi nasıl sarardı kim bilir?

Mustafa Kemal ve  eşi Latife Hanım’ın yolu Balıkesir’e düşer. Tarih: 6 Şubat 1923. Yani Cumhuriyet’in ilanından tam 8 ay önce. Tarihi tarihine tam 89 yıl önce bugünler yani. Gezilerin genel amacı, ordu birliklerini teftiş ve halkla ve ülkenin ileri gelenleriyle istişarelerde bulunmaktadır.

Program gereği, Milli Mücadelede düzenli orduya geçilinceye kadar çok büyük bir rol üstlenmiş Kuvayı Milliye Güçlerinin kahraman önderlerinden biri olan Kazım Özalp’in ziyeret edilmesi de bulunmaktadır.

 07 Şubat 1923 de Balya da Kazım Özalp’in askeri güçlerini teftişe giderken, yol güzergahında olan  Akbaş Köyü’nde bir mola veriyorlar.  Gerisini eski Köy Muhtarı Gülay Dayıcan’dan dinleyelim: 

“6  Şubat 1923 yılı, Cumhuriyetin ilanından önce, Gazi Mustafa Kemal ve eşi Latife hanım, Balıkesir’i ziyaretleri sırasında, Balya’da bulunan Kazım Özalp’ ın Komutan olarak görev yaptığı III. Fırka’yı teftişe giderken, yol güzergahında bulunan köyümüzde mola vermişlerdir. Köylümüz, Gazi ve eşini, okul binasının olduğu yerdeki kır kahvesinde karşılamış ve kendilerine bir de kurban keserek ikramda bulunmuşlardır. Köylü ile sohbet sırasında, Gazi Mustafa Kemal, kurulacak olan Cumhuriyetten ve kazanımlarından bahsederken, köylerde “MEKTEP” açmak fikrini ve bu “mekteplerde” yetişecek bireylerle ülkenin nasıl kalkınacağı konusundaki fikirlerini paylaşmış; eşi Latife hanım da, “Kemal, mektep bu oturduğumuz yere yapılsın” diyerek, yerini işaret etmiştir. Köyün ileri gelenlerinden merhum Ahmet AKBAŞ, Gazi ve eşinin köyden ayrılmasından sonra, hemen harekete geçmiş ve o zaman Balya madeninde çalışmakta olan İstanbullu mimar-mühendis NURİ beye “MEKTEP” in nasıl yapıldığını sormuş ve Nuri beye bir kağıt üzerine okulun planını çizdirmiştir. Okulun temeli 1923 de atılmış, inşaatı ise devletten hiçbir yardım almadan Ahmet ağanın önderliğinde köylünün kendi gayreti ile tamamlanmış ve 1929 yılında “AKBAŞ KÖYÜ İLKOKULU” adı ile öğretime başlamıştır. Dolayısı ile; Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun 1928 yılında çıkmış olduğu ve harf devriminin de aynı yıl gerçekleşmiş olduğu dikkate alındığında OKULUMUZ, CUMHURİYETİN KURULUŞUNDAN SONRA, YAYGIN EĞİTİMİN ÖNCE KÖYLERDEN BAŞLATILMASI AMACI İLE AÇILAN İLK KÖY İLKOKULUDUR.1929 yılında hizmete alınmış olan bu tarihi okula, köyümüzde mevcut öğretmen sicil kayıt defterine göre, ilk olarak, 06.11.1929 tarihinde “Balıkesir erkek muallim mektebi aliyyül’ala” dan 1. ve 2. sınıfları okutmak üzere 1317 Sındırgı doğumlu Mustafa Efendi oğlu İlyas Faruk bey atanmıştır. 1991 yılına kadar, 62 yıl boyunca, aralıksız olarak eğitim-öğretim yapılmıştır. 1991 yılında, “öğrenci yetersizliği” nedeni ile Milli Eğitim Bakanlığı’nca kapatılmıştır. O zamandan bu yana, öğrencilerimiz taşımalı sistemle İlçe merkezindeki okullara alınmış, bu tarihi yapı ise kaderine terk edilmiştir. 2006-2007 yıllarında restorasyon için gerekli izinler alınmış; 2008 yılı yazında başlayan restorasyon çalışması 2009 Ekim ayında tamamlanmıştır. Bu tarihi yapı, içinde bir adet Köy Etnografya Galerisi, içinde ilk eşyaları barındıran bir adet Tarihi Okul Galerisi, bir adet Halk Eğitim Atölyesi, bir adet Mutfak ve 1 adet Sosyal Aktivite Salonu olmak üzere  “Çok Amaçlı Köy Konağı” olarak hizmete sunulmuştur”

Köy Muhtarının anlattıkları, bizim eğitim tarihimize bir milad koyar niteliktedir. Akbaş Köyünün o tarihi şansı ne yazık ki, şimdilerde kaybolmuş gitmiş, kıymeti bilinememiştir. Anlaşılmaktadır ki, bu tarihi bir başlangıç da,  maaarifçilerimizin elinde yeterince değerlendirilemiştir. 1991 yılının Eylül ayında, Akbaş Köyü’ne büyük bir kabus çökmüş olmalıdır. Anneler- babalar dertlenmiş, tasalanmış olmalıdır.

 Bugün sorun çözülmüş müdür bilinmez ; yerine ikame edilen binalar, Akbaş Köyünün Türk Eğitim tarihindeki yerini   korur, saklar mı bilinmez, ama bir gerçek vardır ki, Türkiyenin İlk Köy Okulu bugün yerinde değildir. Yerinde başka binalar olsa bile.

Bir Cevap Yazın

  1. Türkiyenin ilk köy okulu hakkında etraflı melumat veren bu yazı Serap Ozaksoyun 2-3 yıl bundan evvel çap etdirdigi yazısının davamı kimi mene çok meraklı göründü. Yazıda söhbet ilk köy okulundan (mektebinden) gedir.Elbette, türk dünyasının mekteb tarihi çok qedimtir. Bu mektebler dünyaya möhteşem türk mütefekkirlerini vermiştir.
    Bu mövzunu davam etdirmek, diger türk ellerindeki köy mektebleri hakkında da yazılar vermek gerekli görünür.Meselen, men 1881-ci yılın fevralında Bakıdan 200 km aralıda yerleşen Kürdemir kent mektebi hakkında bir yazı hazırlaya bilerem.Yeri gelmişken, deyim ki, Kürdemirle Türkiyeni birleşdiren elaqeler çoktur. Türkiyenin XIX esrdeki sedr-ezemllerinden biri, Amasyada topraka tapşırılan Mövlane İsmayıl Siraceddin Şirvaninin oğlu Şirvanzade Mehmet Rüşdi Paşatır.O,Sultan Ebdüleziz dövründe(1861-1876)Osmanlı dövletinin sedr ezemi olmuş,sedrezemlik müddeti 9 ay 10 gün çekmiştir.
    Kürdemir mektebi onlarla elm fedaisi yetişdirmiştir.İndi onların bir neçesi Türkiye universitelerinde çalışmakdadır.
    Meraklı yazıya göre müellife teşekkür ediyorum.

    Nazim Nasreddinov,

    Azerbaycan Respublikasının emekdar müellimi,

    Tehsil Nazirliginin Elmi-Metodiki Şurasının bölme üzvü.

    Bakı, 05.02.2012. s. 00:39.

  2. Buranın şimdiki halini gösteren bir fotoğraf varsa onuda paylaşsanız pek bir güzel olur

  3. Sayın Pskg.Dr. Gülay DAYICAN’dan ALINTI

    Sayın Cezayirlioğlu,

    Tarihin derinliklerinden çekip günyüzüne çıkarttığımız ve siz ve sizin gibi Cumhuriyet ve Cumhuriyet değerlerine kadir kıymet bilerek sahip çıkan değerli dostlarımızın ziyaretlerine açtığımız etnografya galerimizi ziyaret ettiğiniz ve bu konuda duygularınızı kolleksiyonunuzda dillendirdiğiniz için size minnettarım. Ziyaretiniz sırasında köyde olmadığım için esef duydum. Özel işlerim dolayısı ile yurtdışındayım. Yazınıza, ara ara yeni bir şeyler varmı diye yaptığım google search de tesadüfen rastladım. Çok yakında Türkiyede olacağım. Okulumuz hakkında araştırmalarım ve projelerim bitmiş değil, bu konuda sizden bazı arşivlere girebilmek için yardım talebim olacak.
    İlginize tekrar teşekkür eder sağlıklı günler dilerim.