Sıhhat de İnsanın Karısına Benzer, Çok Güzel Olması Pek Şart Değildir.

Aslında sabah -akşam durmadan okuyan- çizen bir insan olmadığımı eşim-dostum iyi bilir. Hele elimde bir roman olsun da soluksuz okuyayım diye bir şey asla söz konusu değildir. Özellikle de son 15-20 yıldır kesiksiz bir roman okuma sevdam ne yazık ki  yerine getirilemiyor.

Ama bunun yanında şunu hemen belirtmeliyim ki yine her gün yaklaşık 70-80 sayfa bir şeyler okunuyor. Ama artık roman ve şiir değil de; bir araştırma, bir deneme, bir tarihi pasaj veya folklorik bir makale olabiliyor. Yani kısaca, hayata ve kişisel tercihe dair bir şeyler okuma ön plana çıkıyor. Tabii bu okunanların her gün 15-20 sayfalık bölümünü de Osmanlıca yazılmış yazılar oluşturuyor. Özellikle de  bu tür yazılara, Osmanlıcamızı unutmamak, ilerletmek adına öncelik veriliyor. 

Şu anda okunan bir kitap ise tüm bu saydıklarımın ve tercihlerimin dışında kalan bir kitap oldu.Ne folklorik, ne tarihi, ne bir araştırma ne de bir deneme. Üstelik Osmanlıca da değil.

Bir Fransız Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Rrofesörü’nün anılarını ve sağlıklı, özelikle de uzun ömürlü yaşama dair önerilerini içeren bir kitap elimdeki. Doktor Besençon’un ” Hayat Yolu” adını taşıyan kitabı.

Batı Yayınları tarafından ilk baskısı 1935 yılında yapılan kitabı, dilimize de Doktor D. BAHAR çevirmiş. Anlaşılıyor ki, o yılların süksesi de asla ön  isimlerini kullanmamak, soyadıyla yetinmek imiş.

Batı Yayınları’nın ” Bilgi Serisi-1″ nolu eseri olan kitap, İstanbul Sebat Basımevin’de basılmış 12 x 16 Cm boyutlarında ve toplam 168 sayfadır.

 Çeviren’in kitap ile ilgili notlarını size iletiyorum: ” Profesör, bu kitabında uzun yaşamanın sırlarını araştırmış, bulduğu neticeleri yaşama kudretini kaybetmemiş, neşeli, güngörmüş bir ihtiyara yakışan nükteli; kıvrak bir üslupla anlattıktan sonra, insanların yalnız uzun ömürlü olması için nelere dikkat etmeleri lazım geldiğini de göstermiştir. Ona göre eski bir gelenekle doğruluğu körü körüne kabul edilmiş bazı fikirlerin, hekimler tarfından durmadan tekrarlanan bazı nasihatların, riayet edilmesi kaide haline gelmiş sıhhi tedbirlerin hiç birinin hayatımızı uzatmakta en ufak bir rolü yoktur. Klasik hekimlik tarafından bu güne kadar taasupla müdafa edilmiş olan sigara aleyhdarlığı, alkol düşmanlığı gibi bir çok fikirlerin ihtiyar ve tecrübeli bir tıb üstadı tarafından alayla karşılanması insanda tuhaf bir intiba bırakıyor.”

Evet benim de şahid olduğum, bana  da ilk anda son derece saçma gelen  başka öneriler de yok değil. Örneğin; Doktor Besençon “asla su içmeyin” diyor. Ama işin aslını öğrendiğiniz de hak vermemek mümkün değil.

Kitaba olan ilgim, uzun yaşamaya, uzun ömürlü olmaya dair bir ilgi ve istekden değildir asla. Öyle bir arzum da şimdilik yoktur.

Beni kitaba çeken husus, çevirenin alıntılarında da yer verdiğim gibi, yazarın nüktedenliğidir. Hayatı ve sıhhatı anlatmak için, bir doktor bu kadar nükteden ve alaylı olabilir mi?

Elimdeki baskı, ilk baskılardan biri ve sayfaları dikişli bile değil. Sayfalar adeta kitabın dışında gibi ve sapsarı. Her halde bu dağınıklıktan olacak önüme açılan ilk sayfası da, başlıkta yer alan ifadelerin bulunduğu sayfa olmuştu.

 ” Sıhhat, insanın karısına benzer, çok güzel olması pek şart değildir.”  Bu söz üzerine  kitapla başlayan dostluğumuz, haftasını doldurmasına rağmen devam etmektedir. Daha nice nükteli ama anlamlı söz ile karşılaştığımı da ifade etmeliyim.

Doktor Besençon, sıhhatinin iyi olduğunu ifade eden çok yakın bir arkadaşına şöyle seslenir.” Aman dostum kendine dikkat et. Sıhhatleri iyi olanlar, bonolarını sarrafa kırdırıp yiyenlere benzer.”

Ve  değişik, duyulmadık ata sözleri ve deyimler.” Bıçak, kılıfını kazımaz!”  

“Zavallı hayvanlar, yalnız su içmeğe mahkumdurlar!”

“Yılana benzemek istiyen ne kadar çok Havva Kızı vardır”

” Herkes, entellektüel hayatın, uzun yaşamanın bir şartı olduğunu söylemekte müttefiktir. Ne gariptir ki bu fikir herkes tarafından kabul edilidiği halde -nasılsa- yanlış değildir!”

Kitap, garip anlatım ustalıkları yanısıra dönemin Fransız kültürünü anlatma ve önemli şahsiyetlerin hayat hikayelerini canlandırma konusunda da çok başarılı gözükmektedir.

Anlamadığım husus ise şudur; neden genç bir kız yaşlı bir erkeği tercih etmek istese onların ya rahip ( kitabın bir Fransız tarafından yazıldığı unutulmamalı)  ya da doktor olmasını tercih eder? Hala onu anlamış değilim. Ve bu sırrı, kelimeler arasında bulabilmek adına günlerce uğraşıyorum.

Bu kitabı muhakkak okumalısınız. Uzun yaşamak adına değil belki ama, uzanıp  kalmak adına!