Koleksiyonumdan Eski Takvimler:3 “İmparatorluk Takvimi”

Ahmet Refik Altınay’ın baş şaheseri olan Büyük Tarihi Umumi adlı 6 ciltlik  kitaplarının Hicri 1328 yılında basıldığı ilk matbaanın sahibidir Agob Matyosyan. Üstelik matbaanın adı da kendiyle müsemmadır; Agob Matyosyan Matbaası.

Her ne kadar Ali Ekrem Bolayır’ın basılan bir kitabında, matbaanın adı, Matbaa-yi Agob Matyosyan diye yazmış ise de, orası Agob’un Matbaasıdır.

Bu matbaa kültürümüze çok sayıda eser kazandırmış, bugün üstad bilinen şahsiyetlerimizin de ilk uğrak yeri olmuştur. Agob Matyosyan kendine has kültürel birikimi ve kişisel özellikleriyle de zamanın matbaacılık kültürüne büyük katkıları dokunmuştur. Söylemeye gerek yoktur ki, Agob Matyosyan Matbaası Costantinapole’dedir elbette. Burada yayınlanan kitaplar arasında, Yunanca aslından çevrilip 1911 yılında basılmış, Ahd-i Cedid yani İncil-i Şerif’leri de saymak gerekmektedir ki, bu durum Osmanlı Kültürü içinde hatırı sayılı bir işlevin de başlangıcı sayılmalıdır. Kapak sayfasından alınan orjinal adıyla “ Ahd-i Cedid yani İncil-i Şerif. Lisan-ı asli yunanidan bitercüme”, lafzı, yapılan işin önemini bizzat ortaya koymaktadır.

Keza İngilizceden Türkçeye Lügat Kitabı adıyla basılan sözlüğün de önemini bugünkü nesillere anlatmak biraz zor olabilir, ne var ki bu Lügat Kitabı da 1922 yılında Agob Matyosyan Matbaasının bir kültür hizmeti gibidir adeta.

Zira  Halid Ziyaeddin’in bugün bile çok önem arz eden Musavver Mısır Hatıratı adlı kitabında da Agob Matyosyon Matbaasının imzası ve katkısı vardır. Baskısı 1910 yılında yapılan bu kitap, zamanında da büyük bir ilgi ve merak uyandırmış, adeta zamanının en çok okunan kitapları arasında yer bile almıştır. Tahminimiz odur ki, peşi sıra gelen Trablusgarb Savaşını önsezileri ile değerlendiren aydınlar, ilk mütalaaları bu kitapdan almış olmalılardır.

Agob Mayosyan Matbasında 1918 yılında basılan “Nevsal-i Baytar-i Subhi Ethem- Osmanlı Baytarlık çalışmalarının başlangıcından 1918’e belge ve bilgiler “ adlı kitap, Matyosyan matbasının yayın politikasını ve yayın çeşitliliğini göstermekte, araştırmacılar için zengin bir menü oluşturmaktadır.

Hazret-i İsa Kimdir? Adlı 1912 baskı yıllı diğer bir kitap da bu zengin menünün içindedir.

Mehmed Ziya ve Pinkas beraberliğinde 1913 yılında yazılan Bereketzade Çeşmesi- La Fontaine de Bereketzade kitabı da, menü zenginliğinin bir belirtisi olarak görülmelidir.Bunların içine yabancı bir yazar daha katmak,  çeşniyi zenginleştirecek bir unsur olarak görülmelidir: John Riskın’ın yazdığı bir eser “Altın Nehir Hükümdarı yahud Kara Kardeşler “ adıyla dilimize çevrilerek 1922 yılında Agob Matyosyan Matbaası ürünü olarak basılmıştır.

Türk Matbaacılığında izini ilk kez 1875 yılında basılan bir kitapda bulduğumuz Agob Matyosyan,çok uzun yıllara dayanan basın-yayın hayatı tecrübesini eserleriyle zenginleştirmeyi başarmıştır. Matbaacılığa, yayın hayatına Kırk Ambar Matbaasında basılan yine yabancı bir yazarın eseri olan “ Muhataralı Orman yahud  Kalabr Haydutları” kitabın editörlüğü ile atılan bu ilk adım, aslında büyüyen bir yumağın ilk örgüsünü oluşturmuştur. Ne var ki bu yazının asıl sebebi, Matbaacı Agob’un Matbaasında basılan eserlerin bir incelemesi veya kitap biyografileri hazırlamak değildir.

Bu yazının asıl yazılma sebebi, Agob Matyosyan Matbasında basılan bir başka eserdir. Üstelik Agob, bu eserin yalnızca Matbaacılığını yapmamakta, bu esere adını da vermektedir. Eser adı olmakta, adıyla anılacak bir esere imza atmaktadır. Takvim koleksiyonu yapan biri için de önemli ve değerli olan husus da bu olmalıdır.

Agenda İnternational 1911, H. Matteosian- Muhtıra Defteri 1328-1329 Agob Matyosyan” ortak adı taşıyan bir ajandadan bahsetmek ve size tanıtmak istiyoruz.

 O yılların deyimiyle, Agenda ( ajanda) adının, Muhtıralı Defter adıyla özleştirilmesi aslında çok hoş bir girişim olmuş. Gerçi bugünkü nesillerin muhtıralı sözünden anladıkları yalnızca günümüzde bahsedilen “ muhtıra” olmalıdır, ama  tam ifadeyi de kapsadığı da bir gerçektir.

Dahası henüz tam tercüme edemediğimiz iki farklı lisan daha var başlığın içinde Ermenice ve Rumca olarak. Sanırım “Agenda” lafzının Ermeni ve Rum dillerinde yazılışıdır bunlar. Hemen altlarında da bizim “ Agob” olarak bildiğimiz matbaacı ve yayıncının resmi adının ilk harfi olan “ H” harfi. Peki Agob neyin nesiydi ki acaba?

Matbaacı Agob, bize mi oyun etmişti, yoksa biz her Ermeni yurttaşımızı Agob, her Rum vatantaşımızı  Yorgi mi edenlerdenmiydik? Anlarım “Matteosian” söylemi dilimizde Matyosyan olabilir di, ama hangi “H” harfiyle başlayan bir isim Agob olabilirdi ki? Belki ve ancak, yalnızca “Hagob”, biz de “Agob” olabilirdi! Acaba öyle mi?

Karşımızda tam bir İmparatorluk Takvimi durmaktadır. Her sayfasında dört ayrı dilde, beş ayrı söylemde  takvim günlerine yer veren bir İmparatorluk Takvimi. Osmanlıca Arabi aylar ve günler, Osmanlıca resmi  ( miladi) aylar ve günler, Fransızca, günler ,aylar ve azizler, Rumca Günler ,aylar ve kutsi günler ve nihayetinde Ermenice aylar, günler ve dini tarihler.

İmparatorlukta yaşayan ve buradan soluk alan bütün milletlerin ve dinlerin takvimi bu Agob Matyosyan 1911 Agendası. Agob Matyosyan Muhtıralı Defteri.

 Hele bir sayfa varki içinde şaşıp kalmamak, İmparatoru anmamak mümkün değildir.” 27 Nisan 1911:  Majesteleri İmparator Sultan Muhammed Reşat Han’ın Tahta çıkışlarının 2. yılı” olarak anılması ve bu bilgilerin. İmpartorluğun tüm  dillerince kaleme alınmış olmasıdır. Karşımızda gerçekten son yüzyılın en güçlü İmparatorluğun bir takvimi durmaktadır. Tamı tamına da yüzyılı geride bırakan bir takvim. 1911’den 2011’e uzanan bu süreçte yaşanan tam bir asır.

Geri