Nostalji Takvimi- Mart 2011

Yine Mart’tayız.

Devirmişiz koskoca bir yılı! Baksanıza  en son yazdığım Mart yazısının üzerinden 12 ay geçmiş. Takvim bitmiş.

Yepyeni bir aydayız şimdi ve yepyeni bir takvim.

Şaşılası durumunuzu görür gibiyim. Şaşkınlığınızı. Ne diyor bu adam  deyişinizi.

Ama, yalan değil. Sizin hangi ay ise takvim başlangıcınız, bilemem. Ben bu yazımda demek ki Mart’ı takvim başlangıcı yapmışım.Olamaz mı?

İstemezseniz de olmuş zaten yüzlerce yıl.İnsanlar, Mart ayını takvim başlangıcı yapmışlar. Hatta Selçuklular zamanında da Takvim başlangıcı Mart ayıdır. Mart’ın 21’i Nevruz günü, takvim başlangıcıdır.

O takvim ki, doğaya, çevreye, insana en uyumlu ve en sadık takvimdir aslında da. Hatta en dakik, en hatasız takvim.

Elbette benim baştaki yazılarım biraz naziredir. Biraz çeşnidir.

Yakışmaz mı bu aya biraz çeşni. Renk değil midir peki arzulanan. İşte Mart, işte bahar.

Artık dönüşü yok asla doğanın geriye. Hep ileriye, hep ileriye. Döngü tamamlanacak elbet, çaresiz. Bahar Cemrelerle geldi, Nevruzla büyüyecek, Hıdırellez ile bitecek.  Çare yok, gün dönecek.

Mart geldi. Depreşecek yeni duygular. Kan ve can bulacak her yaratık. Kanlanacak, canlanacak. Hayat, akıp gidecek.

Mart geldi. Depreşecek elbet eski hatıralar. Önce yitip giden bir kış gibi eskiye uzanacak hatıralar. Anılmayı bekleyecek. Bir sebep bulup anılmayı bekleyecek.

Mart geldi. Karanlık bitti. Gün oldu etraf. Bahar geldi, haberin var mı?

1956 Yılının bir Mart takvimi gibi karışık her şey. Renk, coşku ve sevinç.

Bir Cevap Yazın