Nostalji Takvimi: Şubat 2011

Şubat’tayız.

Kısacası Yılın ilk ayını bitirdik bile. Hani şu gümbür gümbür karşıladığımız ilk ayı, Ocak’ı.

Ocak, hakkını , sırasını bekleyecek uzun bir süre. Şimdi söz; Şubat’ta. O ne derse, o olacak uzun bir süre.

Kış olacak, soğuk olacak, sert olacak. Belli ki, yaman olacak. Acısını çıkartacak her zamanki gibi Şubat, boyunun kısalığının hesabını soracak.

Şubat dertli aydır Anadolu’da. Küçüklüğüne bakıp “gücük” dendiği de olmuştur malumunuz, iş-güç bıraktırıp çalıştırmadığı için insanlarımızı “cürük” dendiği de. Cürük’ü siz, “çürük” anlayın lütfen. Çalışmayan çürümez mi?

Anadolu bu, her şeye bir isim, her olaya bir deyim bulmuştur. Anadolu, dolmuştur. Niye derseniz; yine bir Anadolu sözüyle cevaplandırmalıyız bunu. Bilgisi, görgüsü aşmış insanlara ne denir Anadolu’da? “Dolu”.

Anadolu, dolmuştur. Bence her sözü yalnızca bir keramet eseri değil, bilgiçlik, aydınlık, erdemlik, ermişlik eseridir.

Bizi bahara en hızlı taşıyan aydır Şubat. Öylesine uzar ki vakitler bu ayda, sanırsınız günler devran olmakta. Anadolu deyimiyle, “günler savrulmakta”.

Şubat, çalışmanın öncesi son mola anı gibidir. Son teneffüs gibidir, son aradır. Belki bundandır Şubat insanlarının konformist ve rahat düşkünü oluşları! Belki bundandır, çocuklarının ağırlığı, ağırbaşlılığı.

Ne diyelim, Şubat bizimdir, Şubat, bahara geçiştir.

Bu takvimimizi tüm Şubat doğumlular adına, içimizdeki 1955 Şubat doğumlu bir büyüğümüze adıyoruz.Nice Şubatlar. Nice Yıllar. Ancak yine de demeden demiyor insan;  Şubatlar, tez bitsin, baharlara yürüyelim.

Bir Cevap Yazın