TUNUS Takvimi

 Avrupa toplumu içinde en güzel takvimler hep Fransa’dan çıkmıştır. Bu hem  geniş anlamıyla, milad anlamıyla “Takvim” dir, hem de kullanılan örnek olarak “takvim” dir. Özellikle 12 aylı, tek kartonlu Fransız takvimleri hem çok orjinal çalışmalardır, hem de üstlerindeki resim çalışmalarıyla da tarih ifade edicidir. Doğrusu bir takvimci olarak, tek kartonlu, 12 aylı, özgün temalı, Fransız PTT takvimleri kadar pek az takvim beni heyecanlandırabilir. Hele bu takvimleri yılları sıralı olarak bir kaçını peşpeşe görebilmek!

 Bu konuda Fransız takvimciliğine hayranlığımı ifade etmeliyim.

 Beğenim içinde olan bir Fransız takvimini konu edinmem, ilgisiz değil. Elimizde  1882 Yılına ait bir Fransız takvimi var. Fransa da bir yıl önce 1881 ‘de Tunus’u işgal etmiş bulunmaktadır. Elimizdeki bu takvim de Tunus temalı bir takvimdir. “Tunus Yünleri İçin” yazmaktadır, kartonunun başında. Resmin ortasında çok güzel bir Tunuslu kadın, bir yanında küçük kızı, beri yanında “Yün” kaynağı bir Tunus Koyunu ve kadının kucağında da muhtemelen yeni doğmuş bir kuzu. Resim harikadır, arka fona  bir çöl ortasına bir cami ve külliyesi  de yerleştirilmiştir. Her ne kadar özellikle minare mimari tarzı, Tunus mimarisine pek uymasa da. Yaygın olan Osmanlı minare ve cami  tarzının çizilmeye çalışıldığı anlaşılsa da.

 Paris’in tarihi bir bulvarı olan Boulevard Magenta ( Kırmızı Bulvar) üzerindeki 166 nolu dükkan adresi verilmektedir, bu yünlere kavuşmak için.  Anlaşılan, Bay Midot’un dükkanı sizleri, Tunus Yünlerine boğacaktır.

 Bu gün bu dükkanın yerinde kocaman bir otelin yer aldığını söyledi arkadaşlar. Tunus Yünleri, bugün sentetik yorganlar kullanan bir otelin sermayesi olmuştur anlaşılan. Sentetik halılar, sentetik perdeler, çarşaflar, tüller.

 Sanki bu sözlerimizi teyid eder gibidir takvimin altında yer alan, ( yataklar- halılar) ibaresi.Takvimin yan kenarları ise hep gördüğümüz ve bildiğimiz üzre dekoratif olarak 12 aya paylaşılmış haldedir.

 Aslında Takvim harikadır. Tunus Takvimi harikadır. Üstelik takvimin ait olduğu yıl önemlidir. Üstelik Tunus, bu gün önemlidir.Afrika’nın bir ucunda konar-göçer Berberi halkın oluşturduğu bir devlettir Tunus.Beş bin yıllık bir tarihtir bu.  Konar- göçerliğin yüzyıllar öncesi tanımı ise, yüzde 43’ü bozkır ve çöl olan bu topraklar için hayvancılıktır.

 Bugünün deniz- plaj manzaralarının, çöl safarilerinin, petrol ve diğer doğal kaynaklarının varlığının ve getirisinin  öncesinde  vahşi ve zorlu bir coğrafyadır, Tunus. En büyük zenginlik koyun, keçi ve sığır sürüleridir. Tarımın zar-zor ancak ormanlı alanlarda yer bulduğu dönemlerde ülkenin en büyük gelir kaynağı da, o çölün ve bozkırın başka bir  can, başka bir renk  verdiği koyun ve keçi yünleridir. Başta Fransız ve İtalyan kadınları olmak üzere tüm Avrupa kadınlarının tercihidir Tunus işi yün dokuma ve örtüler. Kumaş ve süsler. Halılar, yataklar. Avrupalı, Tunus’a yıllardır hep bir “yün” deposu olarak bakmış, hep öyle görmüştür.

 16’ncı Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devleti egemenliğine dahil olan, eyalet statüsü tanınarak, kendilerine “Beyler” denen Halifeye bağlı yerel yöneticeler tarafından yönetilen Tunus’un kaderi de bu yıllar içinde hep aynı kalmıştır.

 Tunus’un bu yünü, Osmanlı’nın  bozkır kaynaklı harikulede  “Angora Softu”na, rekabeti devam ettiyse de, Anadolu kadınının tercihi olamamıştır hiç bir zaman. Tunus yününü, Osmanlı  ise softunu aynı yıllarda , aynı pazarlarda alıcıya çıkarmış, satmış, pazarlamıştır.

 Yıl;1881.

Tunus, Fransa’nın işgaline uğrar.

Henüz plajlar, sahiller petroller, kurşunlar, kalaylar, demirler, fosfatlar yoktur. Tatil köyleri, oteller, saraylar yoktur.

Yün vardır. Yün, henüz Tunus’ta hayattır.

Fransız İşgaline uğrayan da aslında,yündür.