Köy Enstitüsü Kitap ve Efemera Koleksiyonum Üzerine

KÖY ENSTİTÜLERİ KİTAP VE EFEMERA KOLEKSİYONUM ÜZERİNE

 Yıllar öncesi başlayan bir serüvenin öyküsüdür bu koleksiyon. İlk  Öğretmen Okulu öğrencisi iken  1974 veya 1975 yılında bir “Köy Enstitülü” olan Öğretmenim Turhan UYSAL’ın dersinde aldığım bir sınıf ödeviydi başlangıcı. Köy Enstitülerini anlatmaya çalışmıştım çala-kalem yazımla. Kimbilir neler yazmıştım, hatırlamıyorum. Ne yazık ki o ödevi bu günlere taşıyamamışım; saklayamamışım.  Hatta o çalışmamın neticesinde kazandığım ilgi ve duyarlılıkla yazdığım “Köyde Ağlayan Var”  adlı şiirimle, girdiğim yarışmada  da Okul  1’incilik ödülü bile kazanmış, adım “şair”e çıkmıştı.

 O çalışma esnasında edindiğim tek kaynak kitap ise Mehmet BAŞARAN’ın, Varlık Yayınları’ndan yayınlanan “ Tonguç Yolu” adlı kitabıdır.Koleksiyonumun da ilk kitabıdır, bu kitap. Yaklaşık 35 yıldır benimledir. Sayın BAŞARAN ile bu yıl içinde Kastamonu’da düzenlenen “Köy Enstitülerinin 70.Yılı Sempozyumu” etkinlikleri kapsamındaki birlikteliğimizde  de o kitabı şahsıma imzalatma imkanını buldum yıllar sonra. Bu yönüyle, o kitabın serüvenidir koleksiyonum.  O kitap başlatmıştır, bu koleksiyonu.

 Sonra çeşitli vesilelere edindiğim kitaplar birbirini kovaladı. Yıllar içinde edindiğim dostluklar, bilgiler ve kazanımlar yeni seçenekler sundu bana. Öğrendim ki; öğrencilik yıllarındaki hevesimi, kültürel birikime aktarmalı, gelecek kuşaklara olan sorumluluğumu paylaşmalıydım.

 Bugün koleksiyonumda sayısını net olarak öğrenmek istemediğim miktarda çok kitap ve efemera bulunmaktadır. Biz koleksiyoncular sanırız ki, sahibi olduğumuz ürünün sayısını bilmek ve telaffuz etmek sihirimizi bozar! Saymayışımızın, bilmeyişimizin  sebebi budur.

 Bu koleksiyonun, ülkemizin bu konudaki en zengin koleksiyonlarından biri olduğu söylenir hep. Söyleyen kişilerin de bu konuda “söyleyecek sözü” olan insanlardan oluşması beni hep gururlandırmış, onurlandırmıştır.

 Yıllarca başka bir örneğini görmediğim eserlere sahip olmak, onları biriktirmek sorumluluğumu da arttırmaktadır kuşkusuz. Bu sorumluluklarından birini de elimdeki bu materyallerin ilgililerle paylaşılması, onlarla yüzyüze getirilmesi oluşturmaktadır.

 Bu kapsamda ve genişlikte olmasa bile koleksiyonum; 2007 Yılında Ankara’da bir Karma Sergi’de, 2010 Yılı Köy Enstitülerinin 70’inci Yılı Kutlamaları çerçevesinde 13-16 Nisan Tarihleri arasında önce Kastamonu Üniversitesi’nin düzenlediği Sempozyumda, sonra 17 Nisan’da Ankara’da KEÇEV’in düzenlediği Panelde ve nihayet 19 Nisan’da da Anadolu Üniversitesi’nin düzenlediği etkinlik için Eskişehir’de sergilenmiş bulunmaktadır. Keza,  2010 Yılının son ayları içinde İstanbul’da düzenlenen  Tüyap 29.Kitap Fuarı’nda KAVEG adına Sayın Güler Yalçın’ın davetiyle katıldığım ” Yetmiş Yıllık Efsane ; Köy Enstitüleri” Sergisinin ayrı konumunu da belirtmeliyim. Dahası, efemeralarımın zenginliği açısından çok güzel bir gösterge olan, çeşitli yazılarımda  da değindiğim ” Kebire Alpak Öğretmen” adına yapılan çalışmalarımı da önemsemekteyim. Nitekim, 24 Kasım 2010 Tarihinde Ankara Gölbaşı’nda Öğretmenler Günü için  açtığım ” Günü Birlik” Köy Enstitüsü Kitapları ve Efemera Sergi’min heyacanı diğerlerini aratmayacak güzelikler içinde gerçekleşmişti.

Tüm bu etkinliklerde, değerli öğretmenlerimden gördüğü ilgi ve sıcaklık beni umutlandırmaktadır.

 Koleksiyonumu oluşturan kitapları 7 ayrı sınıfda değerlendirmek mümkündür.

 Bunların ilkini, Köy Enstitüsü Kurucu ve Kuramcılarının etkilenip, inceledikleri, okudukları, yararlandıkları, hatta başucu kitapları yapmış olabileceklerini  tahmin ettiğim eserler oluşturmaktadır.

İkinci bölümdeki kitapları  ise, Köy Enstitüsü Kurucusu ve kuramcılarının bilfiil yazıp, bastırdıkları kitaplar bütünü olarak değerlendirmek gerekmeketedir.

 Üçüncü bölümü ise ilgili kamu kuruluşlarının, Vekaletlerin, Bakanlıkların Köy Enstitüleriyle ilgili yayınladıkları mevzuat, yasa, yönetmelikler ve ders kitapları teşkil etmektedir.

 Diğer bölümde ise Köy Enstitülerinin kurumsal yapılarıyla yayınladıkları kitaplar, dergiler, yayınlar yer almaktadır. Bu bölüme Köy Enstitülerinde öğretmenlik ve müdürlük yapan kişilerin o esnada yayınladıkları kitapları da dahil etmemiz gerekmektedir.

 Beşinci bölümdeki eserleri ise, Köy Enstitülerinden mezun olmuş yazar ve çizerlerin oluşturdukları yapıtlar ile bilahare akademik kariyer yapmış insanların yazdıkları kitaplar oluşturmaktadır. Bu kapsama Köy Enstitüsü Kültürünü yaşatmak için çaba gösteren Kurum, Kuruluş ve Derneklerin yayınladıkları kitap ve eserleri de katmamız yerinde olacaktır.

 Diğer bölümde ise, Köy Enstitüsü mezunu olsun olmasın Enstitülere önyargılı ve menfi açıdan bakıp bu konudaki görüşlerine  yer veren yazarların kitapları  yer almaktadır.

Haldun Cezayirlioğlu Sergisi esnasında "Aksaçlı" bir Öğretmeni tarafından tebrik ediliyor

 Son bölümdeki eserleri ise, Köy Enstitülerinin fiili yaşamı sona erdikten sonra yazılmış araştırma –inceleme türündeki kitaplar ve eserler teşkil etmektedir.Bu eserlerin çoğunu 1960 yılı sonrası yazılan eserler oluşturmaktadır. Bunların bir kısmı  da konuyla ilgili düzenlenen yarışmalar sonunda kazanılan eserler olmuştur.

 Koleksiyonumda yer alan ve efemeralar ise 5 ayrı bölümde değerlendirilebilir.

 İlk bölümde Köy Enstitülerinde bilfiil kullanılmış resmi evrak, yazışma ve kimlikler bulunmakta, ikinci bölümde fotoğraf, diploma türündeki belgeler yer almaktadır.

 Köy Enstitüleri için düzenlenen, sempozyum, yemek, panel ve toplantıya ait broşür, davetiye, kokart ve benzeri efemeralar üçüncü bölümü teşkil etmektedir.

 Diğer bölümde ise Köy Enstitüleri hakında yayınlanmış gazete kupürleri, istatistikler, yazılar, mektuplar, kopya örnekler ve benzerleri  bulunmaktadır.

 Son bölümde ise Akpınar Köy Enstitüsü 1944-146 Yıllarına ait 305 fotoğrafın yer aldığı bir albüm oluşturmaktadır. Albüm içinde Köy Enstitüsü hayatına ait çeşitli fotoğraflar yer almaktadır.Albümün kendisinin de öğrencilerin el emeğiyle yapılmış  olması sebebiyle ayrı bir önemi  bulunmaktadır.

 Efemeramın zenginliği koleksiyonumun bir başarısı olarak adlandırılabilmektedir. Ancak o yıllara ait bir çok belge ve evrakın yok edildiği, saklanmadığı, bulabildiklerimizin de tesadüflerle kurtarıldığı bir gerçektir. Aslında “anı” niyetine şahsi birşeylerin de,  hala bir yerlerde saklanmakta olabilecekleri muhtemeldir. O değerli olduğu kuşku götürmez “anıların” da  bir koleksiyon bütünlüğü içinde değerlendirilmesi ve saklanması  büyük önem arz etmektedir.

 Bu konuda duyarlı öğretmenlerimizin ve onların aile mensuplarının o “anılara” yürekten sahip çıkmalarını, koleksiyonları zenginleştirmek adına katkıda bulunmalarını arzulamaktayız.

 Eksikleriyle birlikte, uzun yılların bir çalışması ve birikimi saydığım Köy Enstitüleri Kitap ve Efemera Koleksiyonumun, Köy Enstitüsü Kültüründe yer almış öncülerinin huzurunda bir “ihtiram duruşu”, bu kültürün içinden gelen insanlar için bir “anı tazeleme” vakti, yeni kuşaklar için de bir “tanışma” fırsatı olmasını diliyorum.

 

 

 

Bir Cevap Yazın