İkinci ve Üçüncü Nesilden Geleceğe, 70 Yıllık Efsane: Köy Enstitüleri

( Bu yazı Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği KAVEG’in web sayfasından alınmıştır.)

30 Ekim- 07 Kasım 2100, TÜYAP’TA BAYRAMI NASIL GEÇİRDİK?

  TÜYAP’TA 30 Ekim- 07 Kasım 2100 arasında 29. İstanbul Kitap Fuarı’nda görkemli bir SERGİ / BELGESEL GÖSTERİMLERİ / PİYANO RESİTALİ gerçekleştirdik. Ulusal Eğitim Derneği’nin 2 paneliyle birlikte 5 ayrı salonda köy enstitüleri anlatıldı.

 Birkaç yönetim kurulu toplantısından sonra, 100 metrekare alanda “fotoğraf ve belgelerle köy enstitülerinde yerleşkeler işlikler, işler ve ilişkileri” anlatan “ikinci ve üçüncü nesilden geleceğe 70 yıllık efsane köy enstitüleri” başlıklı bir fotoğraf/belge sergisi düzenlemeye karar verdik. Köy enstitülerine ilişkin belge biriktiren kurum ve kişileri desteklemek ilkemiz temelinde koleksiyoner Haldun Cezayirlioğlu’nu kitaplarını sergilemesi için Ankara’dan sergimize davet ettik.

 Tuyap sanat danışmanı Sadık Karamustafa ile ilk görüşmemizde daha sonra da sürekli yanımızda olan ve en ağır işleri üstlenen değerli üyemiz Gürsel Güvenç, Prof. Dr. Günay Atalayer ve  ben vardık. Görüşmemiz çok olumlu geçti. Sergi düzeninin nasıl olacağını anladık ve kolları sıvadık…

 24 Ekim 2010 günü yönetim kurulu toplantısında sıkı bir iş paylaşımı yaptık. Sergide başta Gürsel Güvenç olmak üzere, yönetim kurulumuzun tüm üyeleri, bazı üyelerimiz ve benim sevgili öğrencilerim, M. Ü. Köy Enstitüleri Araştırma Merkezi Md. Yard. Prof. Güniz Küçükgüzel’in bir öğrencisi, belgesel filmin yönetmeni Sencer Yalçın ve arkadaşı Saygın Küçükoğlu da sorumluluk alacaktı. Sergi sırasında Hasanoğlan Anadolu Öğretmen Lisesinde okurken köy enstitüsü müze hazırlıklarını yapmış ve etkilenmiş, şimdi İ.T.Ü de okuyan bir öğrencinin görev istemesi çok sevindiriciydi.  Sergi panolarının büyük bir kısmı  ve kitap ayıracının grafik düzenlemesini yüksek lisans öğrencim Levent Özgül yapacaktı. Dijital baskı işleri ile ben ilgilenecektim. Cemil Ozalit’teki çalışma üç gün sürdü ve efemera, kitap kapakları ve fotoğraf baskılarından oluşan yaklaşık 100 kilodan ağır muhteşem panolar ortaya çıktı. Sonrası, zorlu bir taşıma ve yerleştirme işiydi.   

 Gürsel Güvenç’e göre sergi işleri aşağıdaki gibi planlanmıştı:

1.Sergi öncesi hazırlık dönemi
2.Serginin kurulması
3.Sergi içindeki faaliyetler

4.Serginin toplanması

5. Sergi notlarının değerlendirilmesi

 15 öğrenci, 16 yetişkin olmak üzere 31  kişi sergide görev aldı: YK üyeleri: Prof. Dr. Güler Yalçın, Nazım Güvenç, Öznur Tutkun,  İsmail Boyacıoğlu, Ezgi Tekinson, Mine Ünen, Gürsel Güvenç; Üyeler: Prof. Dr. Günay Atalayer (aynı zamanda M. Ü. Köy Ens Araştırma Merkezi YK üyesi), Prof. Dr. Güniz Küçükgüzel (aynı zamanda M. Ü. Köy Ens Araştırma Merkezi Md. Yrd.), Orhan Çetindağ, Bilge Uzkur, Gülsen Tamer, Veli Şenkarabacak, Ethem Kahveci, Kemal Bey, Gülşah Eser; Öğrenciler: Levent Özgül, Salman Taş,  Mehmet Ali Ünlü, Celalettin İpek, Sencer Yalçın, Duygu Susuz, Hafize Yılmaz, Berna İşyapan ve bir arkadaşı, Atalay Akyüz, Bahar İlker, İnci Yıldız, Cemalettin, Emine Arslan, Saygın Küçükoğlu

 28 Ekim 2010 günü İstanbul’un göğü delinmiş,  yollar sel olmuştu. Köy enstitüsü ruhu aşılanmış yiğitler, malzemeleri iki noktadan toplamak üzere yola çıktılar. Yağmura rağmen, kazasız belasız 200 den fazla fotoğraf/belge bir Doblo ve Gürsel’in arabasına yüklendi. Malzemeler ıslanmadı ama,  bizimkiler sırılsıklam. Bir de fırtına var ki, nitekim panolar kurulurken ciddi bir kaza atlatıldı. Salman’ın güçlü kuvvetli olması fırtınadan devrilen panoların zarar vermesini önlemiş oldu. O günü selametle atlattıktan sonra ertesi gün Gürsel, İsmail, Kemal ve ben tekrar Beylikdüzü yollarına düştük. Zorlu bir gündü. Ama fırtına/yağmur  dinmişti. Fotoğrafların yerleri belirlendi, maharetli eller çalıştı, çalıştı… Akşam üzerine doğru koleksiyoner Haldun Bey ve eşi ile birlikte Ankara’dan gelmişlerdi. Biz Tüyap’tan ayrıldığımızda gece 21.00 sularıydı. Ertesi gün, açılış heyecanı ile doğrusu çok iyi bir iş çıkarmıştık.

 Açılış saati 12.00 den önce, ilk günün görevlileri Yönetim Kurulu üyemiz Mine Ünen gripal durumuna, Levent iki gün önceki kazayı bir sıyrıkla atlatmış olmasına, İsmail, Kemal Bey ve ben bir gün öncesinden oldukça yorgun olmamıza karşın orada hazır bulunduk. Bir köşeye de KAVEG ve Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı’nın temel kitaplarını yerleştirmiştik. Sorumlu arkadaşlar her gün kapı açılış saati 10.30 da hazır bulunuyor, gece 20.00 de ayrılıyorlardı. İşler 9 gün boyunca hiçbir şey aksamadan yürüyecekti. Köy enstitüleri konusunda bilgi veren bir metin de yazmış, ayrıca bir anı defteri açmıştık. Birçok kişi sergideki fotoğraf/belgelerin tekrar fotoğrafını çekiyor, bazıları ise saatlerce kameraya alıyordu. Edindikleri kitapları okuyacaklar, çektikleri fotoğraf ve belgelerle destekleyerek köyenstitülerini yakın çevrelerinde anlatacaklardı. Sergi amacına ulaşmıştı.

 Sergiye ilgi çok yoğundu. Köy enstitülü aile, araştırmacı gençler, sosyal sorumluluk projelerinde çalışmış gönüllüler iletişim bilgilerini veriyorlardı. Bu etkinliğimizin öncekilerden farklılığı, köy enstitülü büyüklerimizin sergi mekanının şehre uzaklığı nedeniyle orada bulunamamış olmalarıydı. Buna karşın, gençler büyük bir heyacan ve iş yapma isteği ile adeta onların yerini doldurmuştu. Gelebilenler Arifiye’li Halime Kocataş, Kepirli Mehmet Başaran, Zekiye-Rüştü Güvenç, Fatma Üstün, Recep Karamaz ve İbrahim Türker, Pazarören’li Arif Baş ve Göl Köy’lü Mehmet Sazak’tı. Onların varlığı ve sohbetleri her zamanki gibi sergimize apayrı bir renk kattı.  

 Sergimizin orijinal fotoğraflarından biri Trabzon-Beşikdüzü Köy Enstitüsü’nde 1940’lı yıllarda öğrencilerin usta öğreticilerle birlikte balığa çıktığı motorlardan birini yapan ustanın torunu Kenan Kaya’dan geldi. Motorun hikayesi şöyle: 28.07.1945 tarihinde, Beşikdüzü Köy Enstitüsü’nde görevli Haşim öğretmen, hamsi avı için denizdeyken fırtınaya yakalanır ve Çamburnu limanına sığınır, orada tekne ustası Ahmet Kaya ve oğlu Vahit Kaya ile tanışırlar. Haşim öğretmen hemen oracıkta köy enstitülerinin kurucusu TONGUÇ motorunun siparişini vermeyi düşünür. İş gerçekleşir. Enstitüsü malzemesini verecek, usta işçiliğini yapacaktır. 3 ay süren yapım boyunca ve 1953 yılında kaybettiğimiz usta ve halen hayatta olan oğlunun köy enstitüsünde ne unutulmaz anıları olmalı ki, TONGUÇ MOTORU’nun fotoğrafını saklamışlar. Bizler, Tonguç ve ekibinin yaptığı işleri, köy enstitüsündeki hayatı ve bu fotoğrafı sergileyerek büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç’u bir kez daha anmış olduk.

 Sergimizde Marmara Üniversitesi Köy Enstitüleri Araştırma Merkezi’nin yürüttüğü KAVEG’in desteklediği “Eskişehir Seyitgazi Bardakçı Köyünü İçinden Canlandırma Projesi” ne ilişkin fotoğraflar da izlendi. Proje yürücüsü Yrd. Doç. Dr. Sezin Aydemir, koordinatörü Prof. Dr. Güler Yalçın, araştırmacılar  Prof. Dr. Günay Atalayer ve Yrd. Doç. Dr. Aysel Özkan’dı.   Köy enstitülü öğretmen torunlarından bir gencin “nostalji iyi de, beni gelecek daha çok ilgilendiriyor, tamam işte bu projede çalışırım” demesi çok anlamlıydı.

 1 Kasım 2010 Pazartesi ve 3 Kasım 2010 Çarşamba günü gerçekleştirilen ve bu yıla damgasını vuran işler yine gençlerin “onların anısına” yaptıklarıydı. Her iki taraftan da köy enstitülü olan Fatma-Hüseyin Yalçın ve Gülderen-Osman Gencer’in torunu Sencer Yalçın’ın Kanada’da yaptığı 1 dakikalık kısa film Village Institutes (Self Sufficiency) ve Mehmet Hakyemez’in dedesi ve anneanesinin hayatı temelinde köy enstitülerini de anlattığı, benim kısmen kameramanlığını ve projesini, Ülkü Üstün’ün senaryosunu yaptığı “Kepirtepe’den Üstünler Geçti” belgeselleri idi. Her iki film de kurgusu, verdiği bilgiler ve sanatsal yönden çok doyurucu idi.

 3 Kasım 2010 Çarşamba gününün olayı, yine bir köy enstitülü aile Zekiye-Rüştü Güvenç’in torunu besteci-piyanist Hande Akkan’ın açıklamalı piyano resitali idi. Sevgili Hande oldukça zor bir ortamda çok başarılı bir resital verdi. Piyano iyi değildi. Salon dışından gelen yüksek gürültüye karşın, Bach’tan başlayarak Adnan Saygun’a kadar müzik dünyasında köşe taşları olan bestecilerin hayatını ve çaldığı parçaların hikayelerini de anlatarak 80 kişiye soluksuz bırakan bir dinleti gerçekleştirdi.

 Konuk koleksiyoner Haldun Cezayirlioğlu’nun zengin kitap sergisi çok ilgi gördü. Haldun Bey ve eşi kitaplarını sergi bitmeden üç gün önce toplayarak Ankara’ya dönmek zorunda kaldılar. Kitapların hergün fuar alanına getirilip götürülmesi ve sergi alanının soğuk olması onları yormuştu. Sonraki günlerde boş kalan rafları değerli üyemiz Orhan Çetindağ’ın ve benim arşiv kitaplarımızla doldurmaya çalıştık.  Sergimizin en dikkati çeken materyaleri ise, yüksek köy enstitüsünde Fatma Dicle’ye armağan olarak yapılmış bir bavul, Akçadağ’lı Mehmet Kadem öğretmenin not defteri ve Arifiye’li Halime Kocataş’ın müzik defteri ve öğretmen Bedri Akalın’ın köy enstitüleri için yazılmış Müzik Kılavuzu idi.

 Sergi bitiminin 29 Ekim haftasında başlaması, bana Talip APAYDIN’IN 1967 yılında yayınlanan ”Karanlığın Kuvveti” adlı kitabında anlattığı olayı anımsattı bana.  Ne diyordu Çifteler Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Kısım çıkışlı değerli yazarımız Apaydın: “Kurban bayramı tam kışın ortasına rastlıyordu. O günler bir soğuktu, bir soğuktu… Kar, fırtına, tipi…  Eskişehir ortalarında papaz harmanı savruluyordu. Göz gözü görmüyordu dışarılarda. Sular donmuştu hep. Seydi Suyu iri buz parçaları akıtıyordu.  Santral kanalı kapandığından, elektriklerimiz kaç gündür doğru dürüst yanmıyordu.  Akşam seminerlerinde kitap okuyamıyorduk, ders çalışamıyorduk. Lambalar ikide bir usulca sönüveriyordu. Dersliklerimizde pelerinlerimizle oturuyorduk da, gene de ısınamıyorduk.”

Enstitü Müdürü Rauf İnan evlerine gidemeyip okulda kalan öğrencileri toplar, cesaretlendirici konuşmalardan sonra kazmayı, küreği alıp, santral kanalını temizlemeye çağırır onları. İş bitince elektrik gelir, ortalık ışır, işler yoluna girer. Müdür İnan: “İşte gördünüz, inanarak çalışan yapar! Amacına ulaşır! Bu heyecanla çalışmaya devam edersek, biz Türkiye’yi de yükseltebiliriz!

 -Yükseltecegiz!, diye bağırdık. 

-Bayramda çalışırız bayramlar için! 

-Bayramda çalışırız bayramlar için! 

İçeri girdik, musluklardan şarıl şarıl sular akıyordu. 

Birbirimizi tebrik ediyorduk. 

Unutulmaz bir bayramdı.”

 Evet, herbiri köy enstitülü bir yönetici, öğretmen, usta öğretici gibi çalışan dernek üyelerimiz ile köy enstitülü öğrenciler gibi çalışan öğrencilerimiz 29 Ekim CUMHURİYET Bayramı’nda bayramlar için inaçla ve sevgiyle çalışmışlardı. Bu bizim için unutulmaz bir bayram olmuştu.

 Güler Yalçın, Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği KAVEG Başkanı

13 Kasım 2010, Cumartesi

Bir Cevap Yazın