“Eğitimde ve Kültürde Yeni Ufuklar:Köy Enstitülerinden Günümüze” konulu 2.Çalıştay Toplantısının Ardından

Hasan Ali YÜCEL bir sergide

Yeni Kuşak  Köy Enstitüleri Derneği Ankara Şubesi’nin, düzenlediği “Eğitimde ve Kültürde Yeni Ufuklar:Köy Enstitülerinden Günümüze” konulu Çalıştay’ı üzerine daha önce görüşlerimi açıklamıştım. Çalıştay’ın İkinci Toplantısı’da dün 19 Ocak 2011 Tarihinde gerçekleştirildi. Hatırlayacaksınız o yazımı bir endişem ile sonlandırmış; Köy Enstitülü bir öğretmenimin bana dönüp; “ Haldun, 60 yıldır hiç bir şey yapamadık, ne bir Enstitütüyü yeşertebildik, ne de yanına bir şey inşa edebildik!” demesinden çok korkuyorum.

Hele ki “ Yapamadınız!” demesinden.” Diye bitirmiştim.

 Hissediyorum ki o öğretmenim, bana seslenmek üzere, şimdilerde odadan çıktı, çıkıyor. Felaket!

 İnsanın kendisini ifade edememesi ve karşısındakini de anlayamaması  gerçekten üzücü bir durumdur. Hele ki bu duruma saatlerce tahammül etmesi ise başka bir kritik sorundur.

 Çok iyi bir niyetle başlatılan Çalıştay, ikinci toplantısı sonrasında da bilinmezlikleriyle ve öngörüsüzlükleriyle  başbaşa kalmış gibidir.

 Çalıştay nedir? Sorusuyla başlamak, biraz geç kalmış bir cevap aramak gibidir aslında. Ama bu cevabı bulmadan başladığımız da ortadır. Çalıştay, bir grubun birlikte verimli şekilde çözüm üretmesini sağlayan, disiplinli bir fikir üretme ve karar alma aracıdır.

Çalıştay’ın püf noktalarından birini, uygulama deneyimi olan bir yönlendiricinin, durumun anlaşılmasını kolaylaştıracak ve sonuca katkı yapacak eylemlerin planlanmasını sağlayacak soruları tasarlanması oluşturur. Bu cevaplar, eksikliğimiz de ortaya koymaktadır.  Aralık ayı içinde yapılan İlk Çalıştay Toplantısının eksiklikleri üzerine bir şeyler söylemişken, dün gerçekleştirilen çalışma hakkında bir şeyler söylememek de önce kendime saygısızlık olurdu.

Fiziki mekanının bu kez Çalıştay ortamlarına uydurulduğu bir toplantı idi aslında,yine en geç gelenlerin, Çalıştay sözcü ve yazmanları olmasına rağmen. İlk Toplantının heyecanı atılmış, sanki arada bir başka toplantı yapılmış da , başta ben olmak üzere  o toplantıya katılamayanlar varmış gibi, başından kopuk bir süreç takip edilmişti. Sanırım bunda, “ Kümelendirme Listelerinin” benim mail adresime  gönderilmemiş olmasının da etkisi vardır. 

Yanlış anlamadıysam;saatler süren tartışmalardan sonra, ilk toplantının bitiş sürecine yeniden dönülmüş, konu kümelendirmeleri nihayet sonuçlandırılmıştır. Kaç başlık altında olur ise olsun, ortaya çıkan durum; Köy Enstitüleri incelemeleridir. Yani, Köy Enstitülerine, sağlık açısından, eğitim açısından, felsefi yaratılış açısından, kültürel ve edebiyat açısından, sürdürülebilirlik açıdan, ekonomik ve demokratik açıdan yeni bir inceleme, söz söyleme çalıştırması yaptırılmaktadır. Yanlış anlamadıysam; yazı yazılması istenmektedir.

Ağırlığını akademik çalışmaların oluşturacağı bu çalışmanın nihayetinde ortaya yeni metinlerin, araştırmaların, önerilerin çıkması arzulanmaktadır. Yanlış anlamadıysam!

Dahası, bu çalışmaların ne olacağı, nasıl değerlendirileceği konusunda da bir fikir söylenmemiştir. Çünkü yaklaşık 6 konuda muhtemel ki 14-15 tane ayrı çalışma listesi ortaya konmuş gibi gözükmektedir. İyi de bu çalışmalar ( eğer 14-15 tane ise ) sonunda ne olacaktır? Hepsi A. Ü Eğitim Bilimleri Fakültesi’nin ev sahipliği yapacağı 17 Nisan Kutlamalarında mı değerlendirilecektir? Bir sempozyum mu yapılacaktır da, bu çalışmalar orada mı değerlendirilecektir? Hangileri sunulacak, hangileri nasıl değerlendirilecektir? Bağışlasınlar , anlayamadım.

Üstelik, katılımcıların konuşma sürelerinin nerdeyse iki katı kadar süre konuşan, Çalıştay düzenleyicilerinin içinde bu sorulara cevap bulamadım. “Siz ne öneriyorsunuz?” gibi pragmatik karşı sorularla da bu sorunun çözülemeyeceği, çözülemediği ortadır.

Hatta bu bilinmezliklerin ve çözümsüzlüklerin, “Köy Enstitülerinin demokratik hayatına “ bağlayarak, ya da “ Köy Enstitülerinin hazır programsızlıklarına” atıfta bulunarak izah edilmeye çalışılması ise çelişkiler yumağını iyice büyütmüştür. Köy Enstitülerinin demokratik  hayatı ve programsız eğitimlerinden önce vurgulanması ve hayata geçirilmesi gereken husus, Köy Enstitülerinin, “iş için, işle birlikte, işe dair” eğitim kuramıdır.

Yanlış anladıysam özür dilerim: Şimdiye değin, Köy Enstitüleri üzerine , sağlık açısından, eğitim açısından, felsefi yaratılış açısından, kültürel ve edebiyat açısından, sürdürülebilirlik açıdan, ekonomik ve demokratik açıdan hiçbir inceleme yapılmamış mıdır? Söz söylenmemiş midir? Yazı yazılmamış mıdır?

Elimizin altında 50 bin sayfa, toplamda 90-100 bin sayfa külliyat bunlardan bahsetmektedir. Yenisi  yapılmasın, araştırılmasın, çizilmesin demiyorum asla. Bunlar hep yazılacak, yeni kitaplara konu, yeni tezlere doküman, malzeme olacak bu hususlar.

Benim şahsen demek istediğim, en azından bu Çalıştay’ın konusu bu hususlar olmasın idi. Bu Çalıştay daha farklı projeler getirebilmeli, iş yapmalı, üretmeliydi. Bu anlamda, son dakikada adeta bir dip not   gibi, parantez içinde ifade edilen Lise Öğrencilerinin Tiyatro Oyunu önerilerine çok sevindim, çok önem verdim. Keza, ilk kez dün akşam Çalıştay’da  duyduğum ve beni bütün gece uyutmayan, Köy Enstitülerinde Ebru Derslerinin olduğuna dair bilgi ve bu konunun Çalıştay kapsamında değerlendirilmesi önerisi çok muteber ve ilginç  ve önemli bir teklifti. Bir katılımcının, “Bizler kermes ve sergi gbi etkinliklerle olamayız” sözünden sonra  ise yaşadığım hayal kırıklığını ve bu sözden önce söz alıp, anıtlardan , heykellerden, müzelerden, koleksiyonlardan, sergilerden söz etmiş olmamın pişmanlığını anlatamam. Hele ki, o katılımcının o sözünden sonra, Hasan Ali YÜCEL’i anma günü için hangi etkinlikler yapılabilir önerisine, “ ben elimdeki Hasan Ali YÜCEL kitapları ve hakkında yazılmış kitaplar ve fotoğraflarla bir sergi yaparım” diyememenin pişmanlığı!

Yanlış anlamadıysam, bu Çalıştay külliyata yeni sayfalar eklemeyi öncelikli tercihi sayıp, üretme , yaratma , sergileme konusunda tercihini pek beyan etmemektedir. Ya da bu tercihini  dip notlara atmaktadır.

Hem ilk Çalıştay Toplantısında hem de İkinci Çalıştay Toplantsının sonuna kadar, katılabileceğim küme çalışmalarını belirlememe kararım, “ ne olacağını son ana kadar görme” tercihimden dolayı idi. O anki ısrar üzerine bir çalışma kümesine “ Köy Enstitüleri Kitap ve Efmera, Köy Estitüleri Belgeliği Konusunda”  dahil olmam ise çok pratik bir sonuç vermeyecektir.Daha doğrusu, Köy Enstitüleri Kitap ve Efemera  Çalışmaları üzerine bir şeyler yazmaktan çok, göstermenin, sergilemenin,hissettirmenin önemine inanmaktayım.

Son söz: Çalıştay’ın çalışmalarını merakla ve ilgiyle takip edeceğim. Ancak yararlı bir çalışma yapamayacağımı anlamış bulunmaktayım.Katkımın olamayacağını fark ediyorum. Yapılan çalışmaları izlemekle yetineceğim.

Ama, eğer düşünülürse sahibi olduğum “ Köy Enstitüleri Kitap ve Efemera Koleksiyonum” ile  17 Nisan Kutlamalarında sergi (!) açabilir, Çalıştay’a bu konuda katkı sağlayabilirim.