Ankara’dan İstanbul’a Köy Enstitüleri Yolculuğu

Üzerinde günlerdir, hatta aylardır hazırlanan bir yolculuk bu yolculuk. İlk adım aylar öncesi Kastamonu’da atıldı. Köy Enstitüleri’nin 70. Yıl Kutlamaları için, 14-16 Nisan 2010 Tarihleri arasında Kastamonu Üniversitesi’nin düzenlediği Sempozyumda idik. Ben de bir tebliğ sunmak için gitmiştim. Giderken de Köy Enstitüleri Kitap ve Efemera Koleksiyonumu da yanımda götürmüştüm. Yaklaşık 300 kitap ve bir o kadar da efemera türü belge, fotoğraf ve benzerleri.

Herkese bir şaşkınlık yaratmıştım. Sempozyum düzenleyicilerinin bile haberi yoktu olaydan. Aslında söylemiştim. Ancak anlatamamışım ki; ” biz bir kaç  şey getireceğinizi zannettik” demişlerdi.

Çok büyük bir ilgi görmüştü doğrusu. Öylesine bir ilgi idi ki, göz yaşlarına şahit olmuştuk.

İşte o esnada kendisiyle daha önceden telefonla görüşmüşlüğüm olan Prof. Dr. Güler Yalçın  hanımefendi gelip kendilerini tanıttılar. O da çok beğenmişti sergiyi.  Sempozyum boyunca süren bereberliğimiz esnasında neler yapabiliriz diye kafa yormuştuk.

İstanbul’da bir sergi açmak gerekir diye bitirmiştik sohbetleri..

İşte bu sergi, o sohbetlerin semeresidir. Ağustos ayının sonlarına doğru başlayan telefon konuşmalarımız ise hep bugünleri hedeflemiştir.

Şimdi İstanbul’da bir sergideyiz.

TÜYAP’ın 29. İstanbul Kitap Fuarına konuk oluyoruz sergilerimizle. Güler Yalçın Hoca’nın Başkanlığını yaptığı KAVEG Derneği envanteri ve Güler Yalçın’ın kişisel koleksiyonun yanında biz de Kitap ve Efemera Koleksiyonumuzla yer alacağız Fuarda.

İstanbul’a sergi taşıyacağız kısacası. Yaklaşık 905-910 adet materyal ile birlikte. Anlatmak gerekirse, en azı 1 yaprak, yani 2 sayfa olan, en çoğu 560 sayfa olan dokuzyüz küsur materyal. Ortalama hesap her birini 60 sayfa saysanız; 50-54 Bin sayfa taşıyoruz İstanbul’a.

Yıllara dayanan bir birikimin, çalışmanın gücü bu koleksiyon. Eksiği elbet te çok. Ama dolu yanında 900 adetten fazla bir birikim var.

Elinde sergiye girebilecek malzemesi olan bazı arkadaşları da çağırmıştım yanıma. Keşke gelebilselerdi. Keşke o ürünler de sergilenebilseydi. Ama olmadı. Ama inanıyorum; eksikler bir gün tamamlanacaktır. Bir gün bu sergi, muhteşem bir hüviyete bürünecektir. Bizim çabamız yol açmak oldu. Hiç yapılmamış, cesaret edilmemiş bir konuda koleksiyon üretmek oldu.

Aslında 35 yıllık bir çabadır bu. İlk Öğretmen Okulu’nda okurkenbir öğretmenime olan saygımdan  dolayı kazandığım bir çaba. Köy Enstitüleriyle ilgili ilk kitabımı da o yıl almıştım. Yıl 1974-1975. Tam 35 yıllık birikim.

Bu sergi İstanbul’da nasıl bir ilgi görecek bilmiyorum.Tahmin edemiyorum da. Ankaralı olmanın bir fazileti bu herhalde; İstanbulluyu tahmin edememek!

Ama konusunda hazırlanmış en gelişmiş sergilerden birisi olduğunu söylemek , iddaalı olmak adına söylenen bir söz değildir. Bugün hiç bir kitapevinde Köy Enstitüleriyle ilgili 5-6 kitaptan fazlasını, bugün en zengin bir sahafta 8-10 tanesinden fazlasını, kütüphanelerimizde  ise 20-30 tanesinden çoğunu göremezsiniz!

Köy Enstitüleri Kitap ve Efemera Koleksiyonu, yola çıkmış bir kültür hazinesidir. Bu hazineyi çoğaltmak ve gelecek kuşaklara aktarmak benim şahsi bir görevimdir. Umarım bu yola çıkan kültür hazinesi,  yollarda, menzillerde kendisine bir bardak su uzatan insanlara denk gelir.Umarım denk gelir.

Bir Cevap Yazın