Haber Akis’deki son yazı: Ankara Şehir Anıt ve Heykelleri-2

Ankara Şehir Anıt ve Heykelleri- 2

Bu mevsimin hem tatil  vakti hem de yaşadığımız şehirleri, kentleri keşfetme zamanı olduğunu yazmıştık.Kentlerin bulvarlarını gönlünce gezme kadar, kentlerin kültürel değerleri olan anıt ve heykelleri de görme ve ziyaret zamanı şimdiler.

Ankaralılar ve yolu Ankara’ya düşenler şimdilerde bunu yapıyor sık sık. Özellikle kentin sıcaklığını ardına vermek istiyenler, anıtların ve heykellerin bulunduğu parklarda ve yollarda soluklanıyorlar.

Soluklanmaya başlanılan en güzel yerlerden biri de artık Ankaralıların ve Ankara’nın  bir tutkusu haline gelmiş olan Yüksel Caddesidir.Daha çok kitapçıları, simitçileri, öğrenci standları ve el yapımı işlerin satıldığı tezgahlarla genç neslin mekanı olan Yüksel Caddesi.

Biraz düşünmek gerekir, Yüksel Caddesi’nin bu kalabaklığı ve popularitesi biraz da heykellerinin varlığından mıdır, yoksa bu popülarite üstüne mi bu heykeller buradadır? Hani Ankara’nın simgesi olarak alınsın ve kullanılsın denilen “Memur Heykeli”başta olmak üzere, “ İnsan Hakları Heykeli”, “Boyacı ve Sandığı Heykeli” ile “ Bankta Oturan Adam Heykeli” orada ne güne duruyor dersiniz?

İsterdim ki, Yüksel Caddesi bu heykelleriyle böylesine kalabalık, gezilir ve eğlenilir olsa idi. Ama bu haline de hiç bir itirazım olamaz. Yüksel Caddesi, heykelleriyle güzel, heykeller de orada insanlarıyla güzel durmaktadır. Bu noktada “ Memur Heykeli” üzerine başka şeyler de söylemek ve düşünmek de mümkün.

Gazeteci Türker ALKAN bir yazısında şöyle yazıyor: İstanbul’a dev bir ‘semazen’ heykeli dikilecekmiş, kenti simgelesin diye. Neden ‘dev gibi’ olsun ve neden dönüp duran bir dervişin heykeli İstanbul’u simgelesin, anlamadım. Ankara’nın simgesi olsun diye önerilen camili, hilalli Osmanlı bozması, estetikten yoksun deseni de anlamadığım gibi.

 
Aslında Ankara’nın simgesini bulmak için çok fazla kafa yormaya da gerek yok. Yüksel Caddesi’ndeki memur heykeli ne güne duruyor? Gerçi ikide bir rengi atıyor, sağı solu kırılıyor ve tamir edip yamamak gerekiyor, ama olsun, Ankara’nın simgesini en iyi yansıtan heykel bu olmalı.
Yüzünde yorgun ve bezgin bir ifade, eskimiş bir kravat, dağınık saçlar, kırışık bir pantolon, hafif bir göbek, salınıp yürürken arkada birleştirilmiş eller ve o ezeli soruyu durmadan yineleyen gözler:
“Bu ay sonunu nasıl getireceğiz? Çocuğun okul masrafları, ev kirası nasıl ödenecek? Kimden borç bulacağım? Yıkılası hanede evladü ıyal var!” ( Kör olası evde çoluk çocuk var)

Bilmiyorum ne dersiniz? Hele ki, Ankara’nın kent simgesinin belirlenmesi konusunda yeni önerilerin, yeni muhalefetlerin ve yeni tartışmaların çıktığı bir ortamda, bu öneri ne derece bize ufuk açar ben bilemiyorum.

Eğer Yüksel Caddesinde soluklandı iseniz, yolunuz artık Ankara’yı bilmenin ve yaşamanın en anlamlı kriteri olan başka bir Anıtımıza dü%