Kitapları raflarına dizdim..

Benimle yaklaşık bir haftadır kilometrelerce yolu kateden kitaplarımı raflarına dizdim. Kastamonu ile başlayıp, bir günlüğüne Ankara’da da sergilenen, peşinden de Eskişehir’de son bulan kitaplarla yolculuğumuz sonrası yuvaya dönmüş olduk.

Bizi karşılayan birkaç günlüğüne insan soluğuna muhtaç iki göz evimiz iken, kitaplarımızı karşılayan ise tozlu raflar oldu. Üstelik benim yorgunluğum yüzünden bir gece daha poşetlerde beklediler sabahı. Ancak bugün raflarına kavuştular.

Çoğu yerlerini beğenmedi; raflara da sığmadı. Kitaplarıma bir şeyler oldu, anlamadım. Boşalttığım raflar dar geldi, kitaplar ise adeta boy attı. Ne oldu anlamadım!

Ya kitaplar, yolculuğu sevdi, raflarına dönmede nazlandılar, ya da kitaplar gördükleri ilgiden biraz fazla hoşlandılar. Sanırım bu hoşluluk onlarda, kendilerini beğenme halleri yarattı. 

 Kabardılar!

Kitaplar raflarına kavuştular. Ekim ayında İstanbul’da olmaya hazırlanacaklar, biraz dinlenecekler.

Onlara o kadar güzel, o kadar değerli el değdi ki bu kısa sürede, çok sevindiler. O kadar çok okundular, o kadar çok kopyalandılar ki, koşturdular. O kadar söz yazıldı ki kapak içlerine, iç kapaklarına gülümsediler. O kadar çok el değiştirdiler ki heyecanlandılar.

O kadar çok beğenildiler ki, şaşırdılar. O şaşkınlıktır sanırım, raflarına sığmamak. O şaşkınlıktır, daha çok yer istemeleri. O şaşkınlıktır, hep göz ününde olmak istemeleri, önde olmak istemeleri.

 İnanın  ne oldu kitaplarıma  anlamadım.  Bir hal oldu onlara. Bir hal ki sormayın. Yalnız eskiden bir söz duymuşluğum var;  bu olanların sebebini ona veriyorum.

Kitaplar, sahiplerine benzermiş!

Bir Cevap Yazın