Bir vefa duygusu..

Aşağıdaki yazı İlk Öğretmen Okulu’ndan sınıf arkadaşım Sultan Emir ALTINOK’un ( ÇAMUR) yazısıdır. Noktasına dokunmadan ekliyorum.Yine Okul arkadaşımız Meral’i kaybedişimiz ile ilgili kaleme aldığı yazılar. Niye mi buraya alındı? Vefa duygusu..Sevgi vurgusu..

Aslında bir de fotoğrafı yer alacaktı ; ancak Raşit’in ihmalinden o da olmadı. ( Bu yazı üzerine Sevgili Raşit’in gönderdiği resmi ekliyorum. Ancak daha güzel bir resim bekliyorum)

Niye mi yazı burada? Doğum gününü heyecanla kutlayanlar, kulaklarınızı açın, seslere kulak verin, doğum gününüzde ayrılıp gidenler de var.. Not: Aşağıdaki yazı bir web sitesinin iletişim kutusundan aktarılmıştır.

“CANIM ARKADAŞIM, Meral CANDOĞAN

İsmail AKSOY kardeşim teşekkür ederim. Yazacaklarım anı mı gerçekleşmeyen yaşantılar mı, yoksa keşkeler mi? bilenmiyorum. Ama çok ÜZGÜNÜM!..Üzgünüm, çünkü Canım arkadaşımı kaybettiğimizi öğrendim. Canım arkadaşım, evet canım arkadaşımı sizlerde tanırsınız. Canım arkadaşım Meral CANDOĞAN’ı 16.06.2009 tarihinde kaybettiğimizi kızı Aslı’dan öğrendim. ÇOK ÜZGÜNÜM… Eminim kendisini tanıyan arkadaşlar da bunu öğrenince çok üzüleceklerdir…
Canım arkadaşım Meral CANDOĞAN’ı mezun olduğumuzdan bu yana çok görmek istediğim halde görüşemedik. 24.11.1999 yılında Karşıyaka öğretmenler evinde 1975 yılı mezunları olarak, ağırlıklı kısmı yedi yıllık mezunları (1974-1975-1976) ve o dönemdeki öğretmenlerimizi içeren bir yemek düzenlemiştik. Meral CANDOĞAN’ın izini bulmak hayli vaktimi almıştı. Sonunda babası Kazım amcanın İzmir’de oturduğunu öğrendim, İsimden telefon numaralarına ulaştım ve Meral ‘in AYDIN’da ikamet ettiğini öğrendim. Telefon numarasını alarak Meral’e ulaştım ve mutlaka buluşmak isteğimizi ilettim. Ayrıca, evime davet ettim, bundan böyle mutlaka görüşmememiz gerektiğini vurguladım..O da onayladı. Çok mutlu oldu ve gelmeye çalışacağını ifade etti. Ama ne yazık ki gelemedi ve görüşemedik. Birkaç defa telefon ettim cevap alamdım. Bundan dört yıl kadar önce beni aradı. Çok mutlu oldum. İzmir’e taşındığını söyledi. Çok sevindim. Görüşmemiz gerektiğini en kısa zamanda kendisini ziyaret edeceğimi belirttim… Bana Haldun CEZAYİRLİOĞLU arkadaşımızın telefonunu sordu. Haldun’un telefon numarasının bende olmadığını, Şöhret BALABAN da olabileceğini belirterek Şöhret’in ev telefonunu verdim. Bu süreçte Meral’i zaman zaman ev telefonundan aradım ve ne yazık ki cevapsız aramada kaldı. Zaman akıp gidiyordu ve Canım arkadaşım ile bir türlü buluşup, görüşüp hasret giderememiştik. İki yıl kadar önce Salihli’de yapılan Demirci Mezunları yemeğine katılmıştık. Orada Zeki GÜMÜŞ Meral’i görüp görmediğimi sordu. Yurdagül BOZDAĞ arkadaşım da eşiyle oradaydı ve Meral’in çok rahatsız olduğunu, tedavi gördüğünü, kimseyle görüşmeyi kabul etmediğini anlattı. Çok üzülmüştüm. Meral’i mutlaka görmeliydim. Adresini bilmiyordum, telefonlar cevapsız aramada kalıyordu.. Ben de ilçe değiştirerek evimi taşımıştım. Dolayısıyla Meral’deki ev telefonum iptal edilmişti. İstese bile o da bana ulaşamayacaktı. Süreç hızla ilerlemişti. Demirci’deki 21.06.2009 tarihindeki mezunlar yemeğinde de görememiştim. Mezunlar yemeğinden bir ay sonra Zekeriya ÖZDEŞ öğretmenimizin yazlığında bir grup arkadaşlarımız ile toplandık. Ahmet KARABACAK ve eşi Neriman, Haldun CEZAYİRLİOĞLU ve eşi, Zeki GÜMÜZ ve eşi, Mehmet ŞENER ve eşi, Raşit SELÇUK ve eşi, Muharrem YILDIZ ve eşi Tüliz, ben ve eşim Halil ÇAMUR toplandık. Çok güzel, dolu dolu, hasret kokan bir gün geçirmiştik. Yine Meral sohbetlerimiz arasındaydı. ve acil Şifalar dileklerimiz O’nun laydı. Haldun’a Meral’in telefon numarasını verdim. İzmir’e dönüşünde Haldunlar, Canım arkadaşım Meral ile dışarıda görüşme olanağı bulmuşlar. Haldun, bana Meral ile görüşebildiklerini ve iyi olduğunu e-posta ile iletmişti Ben de en kısa zamanda böyle bir fırsatı yaratacağım diye cevap yazmıştım. Her ay bir grup arkadaşlarımız ile toplandığımızda da. Canım arkadaşım Meral CANDOĞAN sohbetlerimiz arasındaydı ve Sağlıklı olmasını diliyorduk. Ama bir türlü buluşma ve görüşme gerçekleşememişti. En son Fatma KARAHALLI da (Fotoş) toplanmıştık. Emrivaki ziyaretimizi yapalım diye konuştuk. Hatta randevu almak için Yurdagül BOZDAĞ telefonla aradı yine cevapsız aramada kalmıştı… Biz O’na mutlaka ziyarete hazırlanırken meğerse Canım arkadaşım son günlerini yaşıyormuş. Nereden bilebilirdik ki? Hastalığını yenmiş olduğunu düşünüyorduk…Net bir bilgimiz yoktu.Tedavi sürecinde çok kişinin yaşama küstüğünden, tedavinin gereği de olarak çevresini daralttığını da bildiğimizden belkide biraz kendisinden bekledik ilk adımı…ama bu defa Meral’e mutlaka ulaşmalıydım, mezunlar yemeğini haber vermek ve davet etmek için 12.07.2009 tarihinde ev telefonunu uzun uzun çaldırdım. Cevap yok. Pes etmemeliydim.Tekrar aradım. Karşıdan sessiz ve yorgunca gelen sesin Meral olduğundan öylesine emindim ki. “Meral, Meral, Meral sen misin?” dediğimde telefon kapandı. Tekrar aradım. Yine “Meral” dediğimde;“ben kızıyım.” dedi. Karşıdaki ses. Kendimi tanıttım ve annesinin arkadaşım olduğunu söyledim ve “annen ile görüşebilir miyim, çağırabilir misin” dedim. Aslı,“Haziran’ın 16 sında annemi kaybettik.” Dedi. “Anlamadım.” dedim. Çünkü böyle bir şey olamazdı, olmamalıydı. Tekrar “annemi kaybettik. Sultan teyze” dedi. “Ne! Olamaz!”. diyerek; çığlık çığlığa ve gözyaşlarına boğuldum ve de ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilemedim. Sadece “üzgünüm yavrum, üzgünüm, çok üzgünüm”….deyip durdum. O da “biz de üzgünüz, biz de üzgünüz” diyordu sürekli… Bir süre sonra sakinleşince başsağlığı diledim. Anneannesi ve Büyük babasına da başsağlığı dileklerimi iletmesini, onların beni tanıyor olduklarını söyledim. “Dedemi geçen yıl kaybettik, ama anneanneme söylerim.” dedi. Annesini ne amaçla aramış olduğumu sordu. “Kendisinin uzun zamandır rahatsız olduğunu, kimseyle görüşmeyi kabul etmediğini duyduğumu, ama zaman zaman ev telefonlarından aradığımı ve ne yazık ki cevapsız arama da kaldığını, bir türlü görüşme olanağını yakalayamadığımı, ancak bu defa Demirci’de yapılacak olan mezunlar yemeğine katılıp katılamaycağını, katılmasının kendisini ve bizleri mutlu edeceğini söylemek ve davet etmek için aramış olduğumu söyledim. “Keşke gelebilseydiniz, ne yazık ki katılamayacak..” dedi. Ve ben bu görüşmenin ardından uzunca bir süre kendime gelemedim. Yedi yıl birlikte süren Demirci Öğretmen Okulu yolculuğu bir bir gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Canım arkadaşım Meral CANDOĞAN hep film şeridinin içindeydi… Artık gerçek yaşamda yoktu. Aramızdan ayrılmıştı… Yeni bir yolculuğa başlamıştı… Yeni bir yaşama adım atmıştı… Umarım yeni yolcuğunda mutludur…Huzur içinde uyu Canım arkadaşım..Huzur içinde uyu…Çok üzgünüm, öylesine üzgünüm ki bunu sözcüklerle anlatmam mümkün değil…Keşke görüşebilseydik…Hasret giderebilseydik…ne yazık ki olmadı, olamadı….Aramızda en son gören, konuşabilen, hasret giderebilen Haldun CEZAYİRLİOĞLU arkadaşımız oldu. İyi ki de geçen yaz bu olanağı yarattınız… Haldun arkadaşım, Sana teşekkür ediyorum. Artık MERAL CANDOĞAN’ımız bizimle değil!..Çok ÜZGÜNÜM,. Yavrularına, yakınlarına, arkadaşlarımıza başsağlığı diliyorum. Hiçbir zaman yaşamımızda keşkeler olmasın diyorum…..CANIM ARKADAŞIM MERAL CANDOĞAN.. SENİ SEVİYORUM Seni Çok ÖZLEYECEĞİM…HUZUR İÇİNDE UYU!…SENİ ÖZLEMLE, SEVGİYLE, SAYGIYLA ANIYORUM. 16.07.2009-sa:02.00

Bir Cevap Yazın