Yeni yıl.

Evet, yeni yıl.

Yepyeni bir yıl. Hani anlamı kolay olsun diye, ne yazık ki lügatimize harbiden girmiş bir İngilizce kelimeyle söylersek  “ Nev yıl.”  Nevşehir diyenlere nazire olsun diye söyledik. Yoksa sayfasının başına Harf Devrimi fotoğrafı koymuş biri için, bunu yazmak kolay değil ama.

 İşte yeni yıl. Yepyeni bir yıl.

 Birçok nedenden dolayı kolay kolay unutamayacağımıza inandığım bir yılı geride bırakıyoruz. Kimi buruk anıları, kimi hüzünlü yanları, kimi mutlu vakitleriyle unutması zor olacak bir yıl. Aslında yitip giden tüm yıllar için başta aynı duyguları hissediyoruz. Ben bu yılı asla unutamam diyoruz. Sonra geriye dönüp baktığımızda çok derin yaralar yok ise hiç bir şeyi de hatırlamıyoruz. Dileğimiz derin yaraların olmamış olması, olmaması.

 Yoksa şahsım adına ben bu Yeni Yıl ritüellerini seviyorum.  Kızaklı yeni yıl kartlarına, karlar altında kalmış, pencerelerinden ışıklar sızan dağ evleri görüntülerine, Noel Baba çizgilerine, elinde çuvalıyla uzaklaşan yaşlı bir yıl izlenimlerine, toy bir çocuğun koşup gelen heyecanına doğrusu bayılıyorum. Bembeyaz örtüler üzerindeki Kırmızı Yıl Başı çiçeklerine hayranlık duyuyorum. Kızakları çeken ren geyiklerinin güzelliklerine dayanamıyorum. El ele tutuşup karlarda ayak izleri bırakan kız çocuklarıyla beraber anne – baba görüntülerine de. Velhasıl o resimler, kartlar, fotoğraflar bana hep sevimli gelirdi ve hala da geliyor.

 Nasıl da masmavi rengiyle akar gider di o küçük nehir, karlara gömülmüş dağ evlerinin sırtından. Bir gazel ağaçlar arasından görülür, bacadan çıkan duman bile renk vermez di. Gürültüsüz, sakin bir yılbaşı eviydi adeta orası. Kiminde güzel bir kadın elinde kırmızı süslerle donanmış sepetiyle ilerler di. Siz tahayyül ederdiniz salına salına gidişini.

 Niye bilmiyorum! Niye severdim? Hala niye severim?

 Sanırım kötü bir hal değildir!

 Dostlarımın bana artık epeydir gelmeyen Yeni Yıl kartlarının bu resimlerle dolmasını isterdim. Hala kıyıda kalmış birkaçı varsa tabii. Sanırım şimdi o tür kartlar basılmıyor bile olabilir. Üzülürüm eğer öyle ise.

Eğer yazacaksanız birkaç satır,

 “Mektuplarınızı bir meleğe yazdırınız”

 Bu söz nereden çıktı demeyin! Zamanın en sağlam ve en iyi daktilolarından olan İsveç Malı  “ Halda Daktilo”larının reklam sloganıymış bu söz.  Sizler de kartlarınızı meleğe yazdırınız!

 Yeni yılınız kutlu olsun. Yeni yılda sağlığınız artsın. Mutluluğunuz artsın. Tabii koleksiyonlarınız da artsın. Benimkiler de.

 Nice takvimler görmeye, nice kitaplarla tanışmaya, nice kartpostallar toplamaya, nice resimlerle karşılaşmaya hazır olun. Hazır olun; destanlar okumaya, tablolar yapmaya, şiirler söylemeye.

 Hazır olun.

Bu yılbaşı bir davettir aslında yaptıklarımızı yapmak için devam etmeye, yapmadıklarımıza ise başlamaya. Davete uyun. Davete icap edin.

 Sizi yine eski bir takvim yaprağıyla baş başa bırakacağım. Yıl 1946.

 Ocak ayı, sakin bir ay. Her şeyin üzerini örttüğü bir ay. Beyaz ay, tembellik ve sükûnet ayı. İşin ilginci güzel kadınların doğduğu ay.

Hayırlı olsun…esquirepinupvargazbig1

Bir Cevap Yazın